İstanbul’da evimde gibiyim

Arzu Çakır Morin / Paris
17 Şubat 2013 - 00:00Son Güncelleme : 17 Şubat 2013 - 19:16

Yeni kitabının önemli bir bölümü İstanbul’da geçen İranlı yazar Lila Zanganeh’le edebiyat dünyasını, Orhan Pamuk’la tanışıklığını ve romanlarını konuştuk.

Ailesi İranlı. Kendisi Paris’te doğdu, New York’ta yaşıyor, İstanbul’u çok seviyor... İranlı yazar Lila Zanganeh, geçen yıl çıkan ilk kitabı ‘L’Enchanteur/ Büyücü: Nabokov ve Mutluluk’un ardından, şimdi ikinci kitabı ‘Orlando Invention’ı yazıyor. Zanganeh’le Paris’te, yine edebiyat dünyasından pek çok ünlünün geçtiği Cafe de Flore’da buluştuk:

Aileniz İran’dan kaçıp Paris’e yerleşmiş.  İçinizden hiç İran’a dönmek geçmedi mi?
- Geçmez mi? Gitmeyi çok istiyorum. Birkaç kez Türkiye’ye gittim. İstanbul’a gitmek benim için inanılmaz duygusaldı. İstanbul’dan elimi uzatsam sanki İran’a dokunacaktım. Çok yakındı...
Fransa’da büyüdünüz ancak New York’ta yaşıyorsunuz. Kendinizi İranlı mı, Fransız mı yoksa Amerikalı mı hissediyorsunuz?
- Kendimi inanılmaz İranlı hissediyorum. Hem de hiç gitmeden. Ama Fransız da hissediyorum. Amerikalılar bana ‘İranlı-Fransız’ diyor. New York’taysa herkes yabancı. Metroda her milletle karşılaşıyorsunuz. Uçak New York’a indiğinde kendimi evimde gibi hissediyorum. Ama edebiyat dünyasında İranlı yanımı hiç öne çıkarmadım. Kendimi ‘İranlı yazar’ diye tanıtmadım. Edebiyat daha geniş ve farklı bir dünya benim için.
Fransa’da İranlı, Amerika’da Fransız olmak zor muydu?
- Fransa’yı çok sevdim. Anadilinizden farklı bir dilde yaşamak başlangıçta elbette zordu. Ama daha sonra sizi farklı ve güçlü kılıyor. Amerika deneyimi yaratıcılıkta beni özgürleştirdi. Yazmak istiyordum. Ama Fransa’da yazmaya cesaret edemezdim. Asla bir Victor Hugo olamam deyip korkardım. Ama Amerika daha özgür. Şu anda ne yapmak istediğimi biliyorum. Belki bir Victor Hugo olmayacağım ama bu, yazmamı engellememeli.
Orhan Pamuk’la tanışmanız nasıl oldu?
- Orhan Pamuk da Nabokov’u çok sever. 2006’da Pamuk’la New York’ta röportaj yaptım ve Nabokov’dan söz ettik. Orhan Pamuk, inanılmaz esprili, çok parlak bir zekâya sahip, çok sempatik bir yazar. Söyleşi sırasında benim Lolita’yı (Nabokov’un eseri) gerçekten okuyup okumadığımı test etmek istedi. Sonra baktı ki test etmeye gerek yok. Çok güldük. İstanbul’a geldiğimde de aramamı istemişti. Ben de bir grup entelektüel dostumuz ve annemle gittiğimde aradım ve inanılmaz renkli fikirlerin havada uçuştuğu bir akşam yemeği yedik.
Nabokov üzerine olan ilk kitabınız çok başarılı oldu. Nabokov’u yazma fikri nasıl doğdu?
- Çocukluğumdan beri hayran olduğum, kelimelerinde, cümle aralarında kendimi bulduğum Nabokov’un stiline, birisine âşık olur gibi âşık oldum. Kendi iç dünyamda sevdiğim her şey onda vardı. Kitabımda her bölümü Nabokov hakkında bir mutluluk fikri olarak kurdum. Beklemediğim bir ilgi gördü. Satışlar çok iyi gidiyor.  

İstanbul’da evimde gibiyim

Brooklyn Müzik Akademisi’nde geçen yıl düzenlenen Orhan Pamuk - Lila Zanganeh buluşmasının davetiyesi.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

14 AYRI HİKÂYE

Kitabınız Türkçeye ne zaman çevrilecek?
- Sanırım çok gecikmeyecek. Kitaplarımın Türkiye’de okunmasını çok isterim. İstanbul benim için bambaşka bir yer. İstanbul’daki mozaikler, eski binaların boyaları, Ayasofya... En çok da her birinde ayrı bir tarih yazan eski binalar... Duvarlarındaki bir boyayı kazıyınca alttan başka boyalar çıkıyor. Kat kat hayatlar gibi… İstanbul çok büyüleyici. İran’a yakınlığı nedeniyle de sanki İstanbul’da evimde gibiyim...
Yeni kitabınız ‘Orlando Invention’ın önemli bir bölümü 15. yüzyıl İstanbulu’nda geçiyor...
- Evet, yine hayaller ve imgelerden kurulu bir roman. Hikâye 14. yüzyılda başlıyor. Her biri ayrı bir yüzyılda geçen, 14 ayrı hikâye anlatıyorum. İstanbul’da geçen bölümü 15. yüzyıla ait… Şimdilik daha fazla anlatmak istemiyorum. Elbette konusu aşk. Romanın ismi Fransa’da çok bilinen ‘Roland’ın Şarkısı’ adlı el yazmalarından geliyor. Bunlar, 8. yüzyılda Kutsal Roma Cermen İmparatorluğu’nun kurucusu Şarlman’ın yeğeni Şövalye Roland’ın, Roncevaux Savaşı’nda öldürülmesine ilişkin el yazmalarından geliyor. Roland ismi, İspanya’da Rodland’a, İtalya’da Orlando’ya dönüşüyor. Teknik olarak yüzyıllar, mekânlar ve kahramanlar arasında dolaşan zor bir yöntem seçtim. Risk alıyorum. Ama risk olmadan biz de olmayız ki...

İlk kitabı dokuz dile çevrildi

Lila Zanganeh, İran’daki İslam devrimi sırasında, 1979’da Paris’e kaçan göçmen bir ailenin kızı. Önce Paris’in en büyük okulları Henri IV ve Ecole Normale Superieure’de felsefe ve edebiyat, ardından da Amerika’da Harvard ve Columbia Üniversitesi’nde edebiyat, sinema, siyasal bilgiler eğitimi aldı. Le Monde ve New York Times’a edebiyat yazıları yazıyor. Umberto Eco, Orhan Pamuk, Salman Rüşdi gibi edebiyat dünyasının önde gelen yazarlarıyla tanışıklığı var. Altı dil bilen Zanganeh’in ‘Büyücü: Nabokov ve Mutluluk’ adlı kitabı dokuz dile çevrildi. Kitap, Amerika, İspanya, İngiltere, Rusya, Brezilya, Hollanda ve Fransa dahil 20’ye yakın ülkede satılıyor.

Başka dilde yazmanın acısı

Rus edebiyatının önde gelen isimlerinden Vladimir Nabokov’dan  tam 80 yıl sonra edebiyat dünyasına adım atan Zanganeh, ilk kitabını tarzına âşık olduğu Nabokov’a adıyor.
Nabokov,  1899’da Saint-Petersburg’da doğuyor, daha sonra Rus Devrimi’nden kaçarak Berlin’e yerleşiyor. Zanganeh ve Nabokov’un ortak yanları, her ikisinin de kendi anadillerini bırakarak başka dillerde yaşamanın derin acısını hissetmiş olmaları.
Nabokov bu acıyı, ‘Tıpkı alıştığı evini bırakıp, yıldızsız geceleri olan başka bir evde yaşamaya alışmak gibi’  diye anlatırken, Lila Azam Zanganeh, ‘Anlam ve kelimelerin yeniden icat edilmiş gibi yapıldığı bir yeni yaşam’ diye tanımlıyor.

Etiketler:


    EN ÇOK OKUNANLAR

      Sayfa Başı