İstanbul’da bir ‘Çankırı okulu’

ANKARA yolu üzerinde Üsküdar sınırlarında kalan Örnek Mahallesi girişinde muhtar Kemalettin Sevindik imzalı bir pankart dikkat çekiyor, eğitime yaptığı katkılardan ötürü Aydın Doğan’a teşekkür ediyor.

İlköğretim okulunun resmi açılış töreni nedeniyle yüzlerce aile gelmiş, çocuklarıyla ortak sevinci yaşıyorlar. Ailelerin büyük çoğunluğu Çankırılı, bunu sırasıyla Karslı, Sivaslı, Ordulu ve Kastamonulu öğrenciler izliyor. 30 kişilik 6. sınıfta ‘İstanbul doğumlular kim?’ dediğimizde 4 öğrencinin parmak kaldırması göçün boyutlarının ne kadar ciddi olduğunu ve sorunlar yumağının en başını eğitimin çektiğini gösteriyor.

Üç ilköğretim okulu ve bir ticaret lisesinin bulunduğu mahallede 35 bin kişi yaşıyor. 4. dönem seçilen muhtar Sevindik, ‘Ben Gümüşhaneliyim ama burada Gümüşhanelilerin sayısı 4-5 aileyi geçmez. Bununla, mahallemize Aydın Doğan Vakfı’nın 2.8 milyon YTL’ye yaptırdığı okul için hemşerimiz Aydın Bey’den torpilli değilim demek istiyorum. Kendisiyle de burada tanıştım. Bizim daha önceki okul binamız depremden zarar gördüğü için yıkıldı, yerine Milli Eğitim’in kararıyla 22 derslik bu bina yapıldı’ diyor.

İstanbul’a her yıl 70-80 bin kişi göç ediyor. Yeni doğan nüfusla birlikte 2500-3000 yeni dersliğin yapımına gereksinim bulunuyor.

Batı’da görülmeyen oranda hayırsever vatandaşımız olduğunu, bunların eğitime büyük katkı sağladığını söyleyen Milli Eğitim Müdürü Ömer Balıbey, ‘Bu katkının hemen hemen bakanlığın katkısına yakın olduğunu, sınıf mevcutlarının 60-70’lerden 40’lara çekildiğini’ söylüyor. İstanbul’da yaklaşık 10 yıldır görev yapan Balıbey bu konularda hayli becerikli bir bürokrat. 2500 örgün eğitim kurumunda 69.116 öğretmen nezaretinde 2 milyon 250 bin öğrencinin ‘başöğretmeni’... Bu öğrenim yılında 60 bin öğrencinin anasınıfına, 250 bin öğrencinin ilköğretim okulu 1. sınıfa, 200 bin öğrencinin de ortaöğretim kurumlarına kayıt yaptırdığı düşünülürse sorunun büyüklüğü daha iyi anlaşılıyor.

DAHA 100 OKUL LAZIM

Milli Eğitim Bakanı Hüseyin Çelik’in, söz verdiği halde son anda çıkan bir toplantı nedeniyle gelemediği açıklandı. Vali Muammer Güler’in, İstanbul’daki eğitim harcamalarının, İl Özel İdare Bütçesi’nin yüzde 70’ini oluşturduğunu açıklaması, okul açığının büyüklüğünü ayrıca gösteriyor. İstanbul’un bugünkü okul ihtiyacının 100 olduğunu söyleyen Güler’e göre, hasarlı 133 okulun yıkılarak yerlerine hayırseverlerin katkısıyla yenileri yapılıyor ve 360 okulda da güçlendirme çalışmaları sürüyor. Güler, ‘Fişek gibi bir neslin geldiğini’ vurgularken ‘Bilgisayarsız okul bırakmayacağız’ müjdesini de verdi.

Bu arada Doğan Ailesi’ne teşekkür plaketleri veriyor. Aydın Doğan, bahar aylarında Erzurum, Erzincan ve Gümüşhane’de yaptıracağı 5 kız yurdunun temelinin atılacağını ve Gümüşhane Sema Doğan Kültür Kompleksi’nin açılışının yapılacağını müjdeliyor.

Siz de bir okulun açılışına katılın, ‘hayır işi’ni yaptıranı kutlayın.

Velilerin mutluluğunu yüzlerinden okuyun. Belki sizin de bir katkınız olur.

Kaç derslik yapıldı

CHP Denizli Milletvekili Mustafa Gazalcı, Milli Eğitim Bakanı Hüseyin Çelik’e soruyor:

‘Yıllara göre son 10 yılda ülkemizde yapılan okul ve derslik sayısı nedir? İllere göre dağılımı nasıldır? Bu okul ve dersliklerin kaçını kamu, kaçını özel kesim yapmıştır?

Okul ve dersliklerin kaç tanesi yeniden yapılmış, kaç tanesi bakım ve onarım sonucunda yeni gibi kabul edilmiştir? Taşımalı eğitimden dolayı yıllardır boş kalan okulları nasıl değerlendirmeyi düşünüyorsunuz?

24.9.2005’te İstanbul’da ‘Masal Değil Gerçek’ başlığıyla 1001 okulun hizmete açılış törenini Başbakan Erdoğan yapmıştır. 1001 okul, masala çağrışım yapan simgesel bir yaklaşım mı; yoksa gerçek midir? Gerçek ise bu okulların kaç tanesi devlet tarafından ve hangi illerde, kaç tanesi özel kesimce hangi illerde yapılmıştır?’

Sen neymişsin be Suat Abi

700 bin esnafın bağlı olduğu, 170 kadar Oda’nın oluşturduğu İstanbul Esnaf Odaları Birliği’nin pazar günkü kongresinde yaşananlarla ilgili söylentiler gün geçtikçe artıyor. Bir Oda Başkanı bize ilginç şeyler anlatıyor:

Kongrede Suat Yalkın listesinden aday olan ilginç bir CHP’li var; Pendik Birleşik Esnaf Odası Başkanı Bilal Gündoğdu... Çiller’in Başbakanlığı döneminde DYP’liydi. Ecevit’in koalisyon hükümeti döneminde nedense bir süre ortadan kayboldu. Yerel seçimlerde AKP’den kabul görmediği için bir şekilde CHP Pendik Belediye Meclis üyesi olmayı başardı. İstanbul Esnaf Odaları Birliği’nin son başkanlık seçiminde Suat Yalkın’ın listesinden ‘AKP vizesi’ ile yönetim kuruluna girdi. CHP İstanbul İl Başkanı Şinasi Öktem’e, ‘Gündoğdu şimdi AKP’nin emrindeki birliğin CHP’li üyesi mi?’ diye sormak gerekir. Ayrıca sen neymişsin be Suat Abi; AP, ANAP, DYP ve MHP’den sonra bir dönem ‘takunyalılar’ dediğin zihniyetin kulvarına girip başkanlığı kaptırmadın. İnsanın paradan başka düşünecek felsefesi de olmalıdır. Esnafa ne verdiler ki, yüksek maaşlarla saltanatlarını sürdürecekler.’

Yaşanmış bir ‘çürük’ öyküsü

HÜRRİYET’te ‘çürük raporu’ sağlayan şebeke haberi bana geçmişte çevresinde çok sevilen bir doktor ağabeyimizin dramını hatırlattı.

S. Ağabey liseyi birincilikle bitirdikten sonra A.Ü. Tıp Fakültesi’ni kazanmıştı. Ancak ailesinin durumu iyi değildi, doktor olabilmesi için tek çözüm askeri öğrenci olmaktı. O yıllarda Askeri Tıp Fakültesi olmadığından TSK tıp fakültelerinden askeri öğrenci alır, doktor açığını bu yolla kapatırdı. Bu öğrencilerin öğrenim boyunca hiçbir masrafları olmadığı gibi miktarı az da olsa bir maaş alırlardı. Bunun karşılığında emekli oluncaya kadar zorunlu hizmet yaparlardı. Bundan kurtulmanın tek yolu, çürük raporu alıp ordudan çıkarılmaktı.

S. Ağabey doktorluğu çok sevmiş, ancak askerliği hiç sevememişti. Mezun oluncaya kadar zor dayandı. Uzmanlık eğitimini asker olarak yapmak istemiyordu. Hemşerisi olan bir cerrah ağabeyini ikna ederek sapasağlam dalağını aldırdı ve çürüğe ayrıldı.

Bir üniversite hastanesinde intaniye ihtisasına girdi, ancak bu defa da hocalarıyla anlaşamadı. Askeriyenin daha iyi olduğunu düşünüp dalağını aldırdığına pişman olmuştu ama iş işten geçmişti.

Girdiği bunalımın etkisiyle alkole sığındı. Ancak bu arada yaptığı ihtisasın cilvelerinden biri olan Hepatit B’ye yakalandı, içkiyi bırakmak zorunda kaldı. Çocukluğunda aileden oldukça iyi bir din eğitimi almıştı, içkiyi bırakmak zorunda kalınca dine sığındı ve Erbakan’ın o zamanki partisinden milletvekili seçildi. Hepatit B hızla siroza dönüştü ve genç yaşta öldü.

Ağabeyimiz dert dinlemeyi severdi, halinden yakınanların küçücük dertlerini büyütenlere acı bir gülümsemeyle hep şu öğüdü verirdi:

‘Boşver öylesini, böylesi daha iyi...’

Prof. Akın YILDIZ- A.Ü. Tıp Fakültesi


İbn-i Sina Hastanesi Acil Servis

‘Aptallık sertifikası’ istiyorum

DEVLETE olan her türlü vergimi, cezamı gecikme faizi belli olduğu için zamanında ödüyorum. Velhasıl her şeyi zamanında ödüyorum ama Türkiye’de yaşadığımı unutuyorum. Hükümet kimilerini afla ödüllendiriyor; bizlere de birer aptallık sertifikası verilse de çerçeveletip duvara assak.

Hükümete önerim, kredi kartı faizlerini biraz daha yükseltin, afla gelecek kaybı zamanında ödeyenlerden telafi edin! Aziz Nesin’in dediği gibi bu memleketin yüzde 60’ı aptal olduğuna göre iktidarlar daha çok af çıkarır.

M. ÖZDEMİR NAZİLLİ

Biliyor musunuz

BÜYÜKŞEHİR Belediye Başkanı Kadir Topbaş’ın, Genel Sekreter Prof. Ramazan Evren’in (Şimdi İTÜ’de) istifa etmesini beceriksizliğine bağlayarak ‘Okullar açılırken yol faaliyetine başlaması nedeniyle’ İstanbullulardan özür diliyorum’ dediğini...
Yazarın Tüm Yazıları