İstanbul’a da gel Bjarke

EGE Cansen dünkü “Bir süper marka Davos” yazısında Klaus Schwab’ı bir pazarlama dehası olarak tanımlamış.

Haberin Devamı

Schwab, “pazarlama dehası”nın ötesinde bir vizyoner.
Üstelik çevresinde kendisine vizyonerlikte epey fark atacak insanları barındırmaktan gocunmayacak kadar akıllı biri.
Cansen’e göre Davos’a giden üç grup insan içersinde ben “müşteri memnuniyetini arttırmak için orada olanları dünya âleme duyurmakla görevli medya mensupları” kategorisine dahilim.
Kötü mü?
Klaus Schwab, ekonomiden bilime, politikadan sanata çeşitli alanlarda dünyaya izlerini bırakmış insanları ayağımıza getiriyor.
Ben de onlara kulak verip sizlerle paylaşıyorum.
Gerçi haber önceliği kaygısıyla Davos’ta dilediğim oturumları seçemiyor, dilediğim insanları dinleyemiyorum ama arada kendime bir “kaçamak” hakkı tanıyorum.
Bu hakkımı bu yıl Danimarkalı 38 yaşında oldukça ünlü genç bir mimar için kullandım.

HEDEFİM ÇİFTE EKO

Haberin Devamı

Bjarke İngels, bana son derece estetik gelen, sıra dışı formlarıyla dikkat çekiyor.
Son derece eğlenceli, hareketli bir sunumla yaptıklarını anlatmaya başlayınca bir saatin nasıl geçtiğini anlamadım bile.
İngels, “Mimaride hedefim çifte eko yani ekonomik ve ekolojik” diye başlıyor söze.
Darwin’in evrim teorisinden mimariye nasıl ilham verdiğini anlatırken aklıma Darwin’i anlattı diye hakkında soruşturma açılan öğretmen geliyor.
Biz neredeyiz, dünya âlem nerede?
Expo Şanghay 2010’da Danimarka pavyonunun inşa eden İngels yaptığı her işin ardındaki felsefeyi izah ediyor.
Yuvarlak hatlı Danimarka pavyonu hem Çinlilerin, hem Danimarkalıların “bisiklet” tutkusu düşünülerek içi bisikletle gezilecek şekilde düzlenmiş.
Genç mimar mecliste bir sunum yaparak siyasileri Kopenhag’daki ünlü denizkızı heykelinin Çin’e taşınması için ikna etmeyi başarmış.
Denizkızı Şanghay’daki pavyonun yolunu tutarken, Çinli bir sanatçı da Kopenhag’da denizkızı gidince boşalan kaya parçasının üzerine bir video çalışması gerçekleştirmiş.

ASTANA’DA MİLLİ KÜTÜPHANE

İngels, Kazakistan’ın yeni başkenti Astana’da kazandığı milli kütüphane projesini anlatıyor.
Devlet Başkanı Nazarbayev, Zaha Hadid, Norman Foster gibi ünlü mimarların katıldığı yarışmada bizim Danimarkalı’nın projesini beğenmiş.
“Başkanın oldukça sofistike bir gustosu vardı” diyor İngels.
Gel de kıskanma.
Astana’da yine yuvarlak hatlara sahip projeyle ilgili bir Amerikan dergisinde Bjarke İngels ile yapılmış bir söyleşiye rastladım.
Mimara “bir diktatöre tasarım yapmak erdemli bir şey midir” nevinden bir soru yöneltilmiş.
İngels’in cevabı şöyle:
“Oy hakkı olmayan insanların neden estetik bir mimariye de hakları olmasın?”.

YEŞİL MİMARLIK HAREKETİ

Kopenhag’da BİG adında bir mimari ofisi olan, bir şubesini de geçtiğimiz günlerde Manhattan’da açmış olan İngels’in bazı işlerine bakalım.
Estonya’nın başkenti Talin’de, şehrin Ortaçağ mimarisinden ilham alınarak yapılmış belediye binası.
Çin, Şenzen’de enerji tüketimini en aza indiren 250 metrelik bir iş merkezi.
Kopenhag’da insanların kayabileceği bir dağa dönüşmüş atık yakma fabrikası.
Yine Kopenhag’da 480 arabalık bir garajın üzerine yükselen bahçeli konutlar.
Hayal gücü, estetik, bilimsellik, fonksiyonellik, pratik çözümler hep iç içe.
Okullarda matematik ve sosyal bilimlerin yanı sıra mimarinin de okutulmasını savunan genç mimar Avrupa’daki “Yeşil Mimarlık” hareketinin öncülerinden.
2010 Avrupa Mimarlık ödülünü kazanmış en son.
Brezilya’dan Yunanistan’a sayısız projelere hazırlanıyor.
Şimdilerde dünyanın sayılı merkezlerinden birine dönüşme telaşında olan İstanbul’a Bjarke İngels’in bir proje ne de yakışırdı.
İstanbul’a da gel Bjarke.
Tüm zenginliklerimizi, güzelliklerimizi kaybetmeden gel.

Yazarın Tüm Yazıları