Gündem Haberleri

    İsrail'in silahlarının kanıtı İran'ın elini güçlendirecek

    Guardian
    24.05.2010 - 11:41 | Son Güncelleme:

    İsrail'in elinde nükleer silah bulunduğu iddialarını teyit eden belgenin ortaya çıkması, küresel silahsızlanma süreci adına beklenmedik bir gelişme oldu. Özellikle İran'a uygulanması planlanan yaptırımlara uluslararası destek azalabilir.

    Uzun zamandır İsrail’in elinde nükleer silah bulunduğu varsayılıyor. İsrail liderlerinin bu durumu konuşmayı sürekli olarak reddetmesi, ülkenin Arap komşularının kararlarının kesinliğini ya da güçlü muhalefetlerini zayıflatmaya yetmiyor. Ancak bugüne kadar resmi muğlaklık politikası iki tarafın da meseleyle birebir yüzleşmekten kaçınmasına izin veriyordu. Şimdi perde açıldı.

     

    İsrail’in şüpheye yer bırakmaksızın nükleer silah sahibi bir ülke olduğunun ortaya çıkması imaların sonuna gelindiğinin kanıtı oldu. İsrail’in Ortadoğu’nun en büyük silahlı gücü olduğu teyit edildi. Dolayısıyla artık bölgede İran dahil bütün ülkeler bu askeri dengesizliğin sonucunda ortaya çıkan tehdide cevap vermek zorunda.

     

    İran seçimini şimdiden yapmış gibi görünüyor. Tahran’ın İsrail’le arayı kapatmak için büyük çaba gösterdiğine yönelik yaygın bir inanç var. İran nükleer teknoloji geliştirip sivil amaçlar için olmadığını düşündürecek seviyelerde uranyum zenginleştirme çalışmaları yapıyor. Tahran bu son gelişmeleri ABD ve Batı’nın uyguladığı çifte standardın kanıtı ve “nükleer haklar”ının altını çizmek için bir fırsat olarak görüyor. Bu koşullar altında İran’a uygulanması teklif edilen yeni Birleşmiş Milletler yaptırımlarına uluslararası destek bulmak çok zor olabilir.

     

    İRAN ARAPLARI KAYGILANDIRIYOR

    Birçok Arap devleti için İran, İsrail’den daha büyük bir kaygı sebebi. Bir nevi nükleer zincirleme reaksiyon sonucu Katar gibi devletler, ABD’nin desteğiyle ve teknolojisiyle kendi sivil nükleer programlarını başlattı. İlerleyen dönemde askeri programlarla karşılaşma ihtimalimiz de var. Suudi Arabistan gibi ülkeler ise şu an olasılıkları değerlendiriyor. Suriye’nin Kuzey Kore’yle nükleer tesisler konusunda işbirliği yaptığı söyleniyor ancak bu iddia şimdilik reddediliyor. Yine de bütün Arap ülkeleri Ortadoğu’da tehlikeli ve masraflı bir nükleer silah yarışını önlemek isteyen ABD’nin baskısı altında.

     

    Başta Mısır olmak üzere birçok büyük devlet ise elindeki nükleer teknolojiyi gönüllü olarak terk etmeye hazır görünüyor. Ancak Barack Obama’nın nükleer silahların yayılmasının önlenmesini küresel öncelikler listesinin başına çekme çabalarının net sonuçlarını görmek istiyorlar. Bu ülkelerin gözünde bu hedefin yolu öncelikle İsrail’le başa çıkmak ve dolayısıyla İran tehlikesini de önlemekten geçiyor.

     

    Obama geçtiğimiz yıl Prag’da yaptığı konuşmasında nükleer silahlardan arındırılmış bir dünya ihtimalinden bahsetmiş daha sonra da Rusya’yla eldeki silahların azaltılması için bir anlaşmaya imza attı. Bu ay yapılan Nükleer Silahların Yayılmasının Önlenmesi Antlaşması (NPT) gözden geçirme zirvesinde de ABD, en azından teoride, liderliğini Mısır ve Türkiye’nin yaptığı “nükleer silahsız Ortadoğu” girişimine destek verir gibi göründü. Ancak diplomatlar geçtiğimiz hafta, içinde İsrail de olan geniş çaplı bir uzlaşma sağlanamazsa, konferansın kendi iç çelişkilerinin ağırlığı altında kalabileceği yönünde uyarılarda bulundu.

     

    OBAMA ÜZERİNDEKİ BASKI ARTACAK

    İsrail’e Obama, Obama’ya da Arap ülkelerinden gelen çifte standartlara bir son verme ve silahların yayılmasının önlenmesi hedefleri için bir çaba gösterme baskısı artacak gibi görünüyor. Başkan Obama ile İsrail Başbakanı Benjamin Netanyahu’nun ilişkilerinin, Yahudi yerleşimleri sorunu yüzünden bozulmuş olması da süreçte pek yardımcı olmuyor. İran Cumhurbaşkanı Mahmud Ahmedinecad ve kurmaylarının İsrail’i tehdit etmesi de işe yaramıyor. Böyle düşmanca bir ortamda İsrail’in de kendi güvenliğini tehlikeye atacak tavizler vermesi mümkün görünmüyor.

     

    Dahası nükleer silah meselesinde Batı, NPT’yi imzalamayan ve bu yönde hiçbir niyet göstermeyen iki silah sahibi ülke Hindistan ve Pakistan konusunda açık bir ikiyüzlülük sergiliyor. Bu arada, Kuzey Kore’nin istikrarsızlığı tehlike yaratan diktatörlüğü nükleer silah üretip, en çok parayı verene teknoloji satıp, komşusu Güney Kore’yi ilhakla tehdit ediyor. Kuzey Kore silahların yayılmasının önlenmesi çabalarının başarısız olduğu bir dünyanın en net kabusu. ABD’nin bu ülkeyle başa çıkma konusunda hiç gücü yok gibi görünüyor.

     

    OBAMA'YA BU NE PERHİZ SORUSU

    Entelektüel açıdan Obama üzerine düşen görevin boyutlarını anlıyor. West Point askeri akademisini ziyareti sırasında, ABD’nin yeni ve eski ittifaklar kurması ve nükleer silahların önlenmesi gerektiğinin altını çizdi. Selefi George W. Bush’un aksine, Obama çok taraflılık ve küresel dünyada diyalogun öneminin altını çizdi.

     

    Ancak bu yüce duygulara karşın, Obama’nın geçtiğimiz hafta Türkiye-Brezilya-İran arasında imzalanan “uranyum takası” anlaşmasını reddetmesi sinir bozucu oldu. İki önemli ve gelişmekte olan süpergüç Tahran’ı Batı’nın teklif ettiği bir anlaşmaya imza koymaya ikna etmeyi başardı. Ancak Obama’nın tepeden bakan tavrı öfkeye neden oldu ve Başkan’ın liderlik kariyerinin cilalanmasında bir rol oynamadı.

     

    İsrail’in nükleer silahlarının varlığının teyit edilmesi bu acil meseleleri daha da karıştıracak. Asıl önemli soru, Obama’nın İsrail’i iş işten geçmeden nükleer silahların yayılmasının önlenmesine ikna edip edemeyeceği.

    Etiketler:
    

    EN ÇOK OKUNAN HABERLER

      Sayfa Başı