Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

İspanyol modeli

Hadi ULUENGİN

Bir ‘‘İspanyol modeli’’ var mı ? Evet var !..‘İyi saatte olsun’ güçlerin ülkemizdeki tartışmasını şıp diye kestirttiği ‘Bask modeli’ de yukarıdaki genel ‘İspanyol modeli’nin yalnız bir bölümünü oluşturuyor. Ormanın bütününü teşkil eden ağaçlardan bir tekini yansıtıyor.

Ve ‘İspanyol modeli’ aslında evrensel demokrasiyi kucaklıyor.

* * *

BUNUN en somut örneğini Ertuğrul Özkök'le önceki gün Madrid'de yaptığı o çok sempatik ve çok insancıl söyleşide Kral Juan Carlos sergiledi.

Üstelik eminim, kendisi bile bir ‘model’ dillendirdiğinin farkına varmadı.

Zira Burbon hanedanından soylu Özkök'ün hangi gazeteleri okuduğuna ilişkin sorusuna önce bütün yayın organlarını takip ettiği cevabını veriyordu, sonra da gayet doğal biçimde bilhassa ‘La Vanguardia’yı beğendiğini söylüyordu.

Buraya mim koyalım !..

* * *

MİM koyalım, çünkü Barselona kökenli ‘La Vanguardia’ gazetesi merkezi Kastilya İspanyolcasıyla değil Katalanca yayınlanır. Rotatif Madrid'e karşı özerkçi bir tutum izleyen Katalonya bölgesinin yerel lisanında sayfa basar.

Ve şimdi düşünün ki Franco diktatörlüğü sırasında tüm etnik ve dilsel farklılıkları redderek en ceberrut Jakoben merkeziyetçiliği uygulamış olan bir ülkenin bugünkü kralı adem-i merkeziyetçi ve yerel lisandan bir yayının adını en beğendiği gazete olarak telaffuz etmekte zerre kadar sakınca görmüyor.

Yanıtının önemini bile kavramıyor. Şeylerin doğallığı içinde addediyor.

Zaten Kastilyalılar da Ertuğrul Özkök'ün yazısının tercümesini okuduktan sonra ‘bölücü kral’ diye nara atmayı akıllarından dahi geçirmiyor.

İşte ‘İspanyol modeli’ bu! İşte evrensel demokrasi modeli bu !..

* * *

UNUTMAYALIM ki, İspanya modern tarihin en kanlı iç savaşlarından birisini yaşadı ve faşist diktatörlük altında kırk yıla yakın süre geçirdi.

Ama İspanya evrenel demokrasiye ulaşmak zaferini kazandı, çünkü İspanya her şeyden önce ‘farklılıkta bütünlük’ ilkesini de fiilen hayata geçirdi.

Ülkenin milli bütünlüğüne ve sınır yekpareliğine hiç halel getirmeden Bask, Katalan, Endülüslü, Asturyalı veya Galiçyalı, şu ya bu nedenle kendi kimlik aidiyetinde farklılık hisseden tüm alt gruplara özgürlük tanıdı.

Bilbao televizyonu Baskça konuştu, Sevilla okulu Endülüs tarihi dersi verdi ve Barselona ‘La Vanguardia’sı Katalanca yayınlandı. Kıyamet kopmadı.

Tam tersine, bizim taş kafalıların aklı bir türlü ermese de böylesine bir özgürlük ulus-devleti pekiştirdi. Bölücü güçler tecrit ve teşhir oldu.

Tedhişçiliğe ideoloji sağlayan temel ortadan kalktığı için terör grupları bizzat temsil ettiklerini öne sürdükleri katmanlar içinde de marjinalleşti.

Albay bozuntuları darbeye yeltendiklerinde ise başta kral, başta meclis, başta siyasi elitler, başta basın, bütün bir halk demokrasiyi sahiplendi.

Ve o kral Ertuğrul Özkök'le konuşurken cevabındaki hayatiyetin farkına bile varmadan, gazetelerden Katalan ‘La Vanguardia’sını beğendiğini söyledi.

* * *

BİZİM kralımız yok ve cumhurbaşkanımız var. Ala ve bana göre daha iyi !

Ama, bizim de kendi ‘La Vanguardia’mızın olmasına tahammülümüz var mı ?

Ötesi, bizim darbelere göğüs germiş cumhurbaşkanımız, parlamentomuz, siyasi elitimiz, basınımız var mı ?

Biri ‘İspanyol modeli’ni oluşturuyor ve evrensel demokrasiyi kucaklıyor.

Diğeri ‘Türk modeli’ni oluşturuyor ve artık siz takdir edin, neyi kucaklıyor...













X