Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

İsmet Solak: Hayırlı başarılar

İsmet SOLAK

Meclis bahçesi, cumhurbaşkanı oylamalarında panayır yerini andırıyor. Canlı yayın için yan yana dizilen naklen yayın araçları, kablolar.. yeşil çimlere yerleşen çapraz kameralar, güneşten korunmak için dört ince çubukla gerilen beyaz çadırlar, naklen yayına renk katmak için telaşla ve aceleyle kameraların karşısına taşınan milletvekilleri. Başka kanalın konuğunu kapma yarışları... Bunu yaşamak lazım, yazıyla anlatmak mümkün değil!

İçel eski Milletvekili Ali İhsan Elgin'in yaptığı benzetme müthişti:

- Eşimle Meclis'teki bankaya gelirken yolda uyumuşum. Şoför geldiğimizi söyledi. Uyandım baktım ki, her yer beyaz çadır. Düzce'ye geldik sandım!

İkinci tur öncesinde, kulislerde farklı bir rüzgár estirildi. Ancak bu, sandığa pek yansımadı. İlginç kulis çalışmaları izledik:

- Meclis'e yapılan dayatmaya oyumuzla karşılık verelim. Sezer'in oyunu 276'ın altına indirirsek, demokrasimiz rüştünü ispatlayacaktır...

Liderler de endişelendi... Özellikle DSP, MHP ve ANAP grup yöneticileri yoğun bir yakın markaj atağına geçtiler:

- Bu iş sakata gider. Ya son turda oylar ortadan bölünür, cumhurbaşkanı seçilmezse ne yapacaksınız? Belirsizliğin ötesi seçimdir, seçim!

Seçim korkusu milletvekillerini elektrik şoku gibi sarstı:

- Krizden medet ummayın arkadaşlar, maceranın sonu yoktur!

Kulisteki rüzgár demeçlere yansıdı. FP'li Oya Akgönenç şöyle diyordu:

- Biz, adayı tanımıyoruz. Gelip, ‘Ben şuyum’ demedi. Oyu 250'de kalır.

Tahmin tutmadı. 5+5'te hiç baskı yapmayan ANAP lideri Mesut Yılmaz bile, birebir ikna görüşmeleri yapıyordu. ANAP yönetimi Akbulut'u da suçladı:

- Muhalefetten oy alacağı anlaşılan Akbulut'un adaylığının devam etmesi muhalefetin hükümeti karıştırmaya yönelik amaçlarına hizmet eder. Çekilsin!

MHP yaklaşımına benziyordu. Peki, TBMM Başkanı seçilirken muhalefetten oy almadı mı? Bu bir çağrı değil, tehditti. Ve yanıt Akbulut'tan geldi:

- Çekilmem, çok istiyorlarsa beni ihraç etsinler!

Dün, Akbulut'la tekrar konuştum:

- Şimdilik bir şey demiyorum, ama pek kolay görünmüyor! Yaptıkları çağrı hukuka uygun bir iş değildi. Muhalefetin oyu olmazsa adayları da seçilemez. Mesut Bey 5+5'te, ‘Ben bunu istiyorsam da, arkadaşlarım bana katılır veya katılmaz. Bizde parti içi demokrasi çok iyi çalışır’ demedi mi? Parti içi demokrasi, şimdi birdenbire neden antidemokratik oldu?

Cumhurbaşkanı krize dönmeden seçilecekti. Ama çok şey kırılıp döküldü.

Bir şey daha öğrendim. Sezer'i Başbakan Ecevit'in de yakından tanımadığı ortaya çıktı. Sırdaş kanalıyla işin kotarıldığı söyleniyor. 'Mesut Bey'in adayı' diyen de oldu. Ama, kimin adayı olduğu ortaya çıktı. 24 Nisan'da, Sezer aday gösterilmeden, FP lideri Kutan Başbakan Ecevit'e selam yolluyor:

- İki adayın (İsmail Cem ve Mehmet Haberal) yemlik olduğunu biliyoruz. Aslında, iki yüksek yargı başkanından birinde uzlaşalım, bu iş bitsin!

Yani, Yargıtay Başkanı Sami Selçuk ile Anayasa Mahkemesi Başkanı Ahmet Necdet Sezer, FP lideri için çok uygundu. Talih kuşu Sezer'in başına kondu:

- Sanki bizden biri... Bizim bir arkadaşımız gibi konuşuyor.

1983'te Halkçı Parti adayı iken tanıdığım Emekli Albay Sabri Koç aradı:

- Bu asker düşmanlığı nedir böyle İsmet Bey? Meclis'teki asker husumetini anlamış değilim! Laik cumhuriyet ve Atatürk düşmanları ile PKK ve Hizbullah askere karşı. Sıkışınca ve tehlike ile mücadelede asker iyi. Ya sonrası?

Ecevit'e sormak lazım. Bir Necip Torumtay'ı, İsmail Hakkı Karadayı veya Yekta Güngör Özden'i, acaba neden hiç akıllarına getirmediler?

Deneyimse deneyim, bilgiyse bilgi, dürüstlük dört dörtlük. Peki neden?

Sezer, ‘Hayırlı Cuma’ günü seçilecek. Şimdiden, hayırlı başarılar...

X

YAZARIN DİĞER YAZILARI