Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

İsmet Solak: Bu işin orta yolu yok mu?

İsmet SOLAK

Bir kavgadır gidiyor... 'Reform' diye sunulan Sosyal Güvenlik Tasarısı, ortalığı karıştırdı.

Nedense biz hep böyleyiz. Vur deyince, öldürüyoruz...

Genç yaşta emeklilik yanlış!

Tamam... Ama, bunu düzeltmek için 'mezarda emeklilik' mi gerekiyordu?

Bu işin orta yolu yok mu?

Remzi Erkürem adına bu köşede sıkça rastlarsınız. Benim, eski müessese müdürümdür. İsmet Paşa döneminde, Ulus Gazetesi İdare Müdürü idi. Ecevit CHP Genel Sekreteri olarak Ulus'un sahibi gözükürken de müdürdü. 1970'te Yeni İstanbul'a Müessese Müdürü oldu. Gencecik gazeteciydim, beni severdi. Sonra Milliyet Gazetesi'ne geçti.

Gazete Sahipleri Sendikası'nda yıllarca Genel Sekreterlik yaptı. Toplusözleşme görüşmelerinde karşılaşırdık. Ben TGS tarafıydım.

Sarı Basın Kartları Komisyonu'nda uzun yıllar birlikte görev yaptık. Hep aynı çizgideydik; Atatürk'ün laik cumhuriyetine ve devrimlerine bağlılık!

Erkürem, şimdi emekli. Altınoluk'ta yaşıyor. Ama, vatandaşlık görevini asla aksatmıyor. Önemli konularda, başta Cumhurbaşkanı ve Başbakan olmak üzere herkese önerilerini yolluyor. Önceki gün telefon etti:

‘‘Bugünkü uygulamayı, biliyorsun 1992'de Sayın Demirel getirdi. Bence hataydı. Ama yine de Süleyman Bey, 'Bunu indirirsek kayıt dışı işyerleri ve işçiler SSK'lı olur' diye düşünmüştür gibi geliyor bana...’’

Yani, iyi niyetli günündeydi. Önerisi de öyleydi:

‘‘Emeklilik yaşında süre çok, az bilemem. Ama hükümet, sendikalarla görüşerek kayıt dışı işyerlerine verilecek cezaları tespit etmeli. Kayıt dışı işyeri sahibi, kaçak işçi çalıştırıp pirim ödemediği için örneğin, 10 milyar mı, 100 milyar mı derhal cezasını vermelidir. Asıl çözüm budur.’’

Aklın yolu birdir. Görüştüğüm sendika başkanları da bunu söylüyor:

- Asıl reform, kayıt dışı işçi çalıştıran, vergisini ve primlerini tam ödemeyen işyerlerini kayıt içine almaktır. Sistem ancak böyle oturur.

* * *

Başbakan Bülent Ecevit, bu ülkeye çalışma hayatıyla ilgili düzenlemeleri getiren ilk Çalışma Bakanı'dır. 1963'ten beri 'İşçi Babası' olarak tanınır.

Bu önerinin önemini ve değerini de en iyi o bilecektir.

Bana, ‘‘Ecevit, istemeye istemeye bu tasarıyı getirdi, mecbur kaldı’’ gibi geliyor. Çünkü, kendi partisinden iki Çalışma Bakanı, Prof. Nami Çağan ve Hakan Tartan, aylarca bu konu üzerinde kafa patlatmışlardı. Yanılmıyorsam, emeklilik yaşı konusunda sendikalarla da mutabakata varmışlardı.

Şimdi ne oldu da, yaş sınırı 'mezarda emeklilik' haline getirildi?

Partisinde, işçi sınıfı mücadelesinde yıllarını vermiş, DİSK eski Genel Başkanı Rıdvan Budak gibi bir milletvekili var. Dilerim onunla da görüşür.

Rıdvan, çok eski dostumtur. Dün, uzun uzun sohbet ettik:

‘‘Kızılay Meydanı'nı işgal edip trafiğe kapatmaya kimsenin hakkı yoktur. Başbakanımızın tepkisi haklıdır. Ancak, sendikaların tepkisi de haklıdır.’’

Rıdvan'ın konumu zor. Sıkıntısını anlıyorum:

‘‘Beğenmesek de yasalara uyacağız. Halkın desteğini kaybetmemeliyiz.’’

Önerilerini sıralıyor:

‘‘Ankara'da beş yıldızlı beş otel var. Buralarda çalışan 55 yaşında bir kadın, 60 yaşında bir erkek işçi var mı? 8 bin 300 gün prim ödeme koşulu, Avrupa standartlarında yoktur. Yılda 3 veya 6 ay çalışan işçiler 8300 prim öderlerse, 40 ila 92 yıla ihtiyaçları vardır. Mezarda emeklilik dediğiniz de işte budur. Bu iş iki damla gözyaşı değildir.’’

Çözüm için parola: Diyalog... İşareti: Uzlaşı...



X

YAZARIN DİĞER YAZILARI