Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

İsmet Solak: Ayıkla pirincin taşını

İsmet SOLAK

Büyük Ankara Vakfı'nın toplantısında konuk konuşmacıydım. Çok saydığım Prof. Mehmet Haberal çağırdı. Kıramazdım. Konu, Fethullah Gülen'di:

‘‘Belgeler ortada. Fethullah olayı laik cumhuriyet için en büyük tehlike haline geldi. İlkin kuşkularım vardı. Sonra endişelerim arttı. Kaygılarım şu an dorukta. Ve tam bir aymazlıkla karşı karşıyayız.’’

Çocuklarımızı koparıp, geleceğimizi bizden çalıyor:

- Taktik ve strateji söylenmez, tatbik edilir.

Taktik açık; ne yapıp yaparak şeriat devleti kurmak. Strateji, çocukları eğitip beyin yıkamak, zaman içinde bu hedefe varmak. Buna, suçüstü denir:

‘‘Bir vaiz, laik cumhuriyetimizi içten ve dıştan kuşatıyor. Okullarda, yurtlarda, evlerde hazırlıklar hızla sürüyor. Bunu hoşgörüyle yutturuyor.’’

Herkes merak ediyor. Ama bilinmiyor.

- Bu paralar nasıl toplanıyor? Dışarıya nasıl çıkarılıyor? Kayıt kuyut olmadan ödemeler nasıl yapılıyor? ABD'li öğretmenler nereden aylık alıyor?

Kimler ödüyor? Bu meçhul. Vahim bir manzara:

‘‘İnanılmaz bir yayılmacılık. Muazzam bir hákimiyet. Şimdi adliye, mülki idare ve eğitim alanlarında. Yarın bu kadrolaşma bizi nerelere götürecek?’’

Sıra sorulara geldi... Hava Kuvvetleri eski Komutanı Halis Burhan Paşa, Emekli Korgeneral Ömer Dinçer, Prof. Didar Eser, Prof. Rıdvan Karluk, Ömer Saatçioğlu, Emekli Sandığı eski Genel Müdürü Özcal Korkmaz, Tunay İnce ve İbrahim Çakmak gibi ünlü isimlerin soruları aynı noktada odaklaştı:

‘‘Sen, Ecevit'e yakınsın. Gülen'i neden böyle ısrarla koruyor?’’

Ayıkla pirincin taşını...

Geçen gün yazdım; Ecevit'in Gülen'i bu denli gözü kapalı himaye etmesi DSP'ye en az yüzde 8 oy kaybettirdi, diye. İlk seçimde bunu göreceğiz.

Kırklareli, Ecevit'in kalesi. Şimdi gidip gerçeği görsün. Önceki gece toplantıda da aynı hissiyat vardı. Belli ki, çoğu DSP'ye oy vermişti:

‘‘Diğer siyasetçiler neyse, Ecevit neden sahip çıkıyor? O cemaatten çok mu oy aldı? Neden bu denli ısrarla savunuyor? Neden, neden?’’

Orada da söyledim:

‘‘Bence DSP, bu cemaatten tek oy almadı. Alamazdı da...’’

Ama, laik cumhuriyete sıkı sıkıya bağlı kesimden çok oy aldı. Kaşıkla topladıklarını şimdi kepçeyle savuruyor. Varı yoğu Ecevit olan bir tanıdık önüme çıktı. İnanın hıçkırıyordu:

‘‘Oyumu bir vaize değil, Atatürkçü bildiğim Ecevit'e verdim. Hay vermez olaydım. Sana güvendim de verdim. Bu eli kesmek geçiyor içimden arkadaş!’’

Ve ekliyordu:

‘‘Kasetler ortada. O çıkıp, 'Bir de kendisini dinleyelim' diyor. Zaten kasetteki kendisi değil mi? Bir de, 'Meclis açılışındaki laiklik tavrımı unutmayın' diyor. Merve'nin türbanından daha az mı tehlikeli bu cemaat?’’

Kimse DSP'li değilken bu adam Ecevitçi idi. Bir başkası soruyordu:

‘‘Koca Ecevit, 'Takıyye sevgiye dönüşebilir' nasıl diyebilir? Çimdik at bana arkadaş, yumruk at; bu Ecevit, benim Ecevit'im mi?’’

Bu soruları, MGK'da en üst yetkililer sordu Ecevit'e. Kasetleri gördü!

* * *

En yakın dostum Teoman Erel'i dün saygı ve özlemle andık. Zaman su gibi akıyor. Bizden ayrılalı tam beş yıl oldu. Arada beni uyarırdı:

‘‘Oğlum İsmet, bir gün umulmadık bir tokat yiyeceksin bu Eco'dan.’’

Teoman, bazen kızardı. Toplantıda aynı sitem vardı. Ecevit'i bir türlü affedemiyorlardı. Ben de içim yanarak noktayı koydum:

‘‘Belki çok tokat yedim. İçime attım. Gocunmadım. Ama Atatürk yolunda ters düştük ve o tekmeyle yıkıldım. Çok kahırlıyım. Niye saklayayım?’’

Sevgili dostum Teoman, sana layık olacağız.



X

YAZARIN DİĞER YAZILARI