Gündem Haberleri

GÜNDEM

    İsmet İnönü’nün şoförü: Kimseye el öptürmem

    Hürriyet Haber
    01.04.2016 - 17:15 | Son Güncelleme: 01.04.2016 - 17:52

    11 yaşında ulu önder Atatürk’le tanışan, askerlik döneminde de Milli Şef İsmet İnönü’nün şoförlüğünü yapan Necdet Rıza Tuzcuoğlu, “Atatürk’le karşılaştığımızda paşamızın elini öpmek istedim ama o ‘Estağfurullah’ dedi. O gün bugündür ben de kimseye el öptürmem. Darısı bütün politikacılarımızın başına” dedi.

    90 yıllık geçmişiyle ‘Yaşayan tarih’ olan Necdet Rıza Tuzcuoğlu, 1948’de İzmit’te Orgeneral Nurettin Baransel’in şoförlüğünü yaptığı askerlik döneminde tanışmış ‘İkinci Adam’ İsmet İnönü ile.

    Ulu önder Mustafa Kemal Atatürk ile de 11 yaşındayken tanışma fırsatı yakalayan Tuzcuoğlu, bazı tarihçilerin İnönü ve Atatürk’ün dargın olduğu iddialarının ise gerçeği yansıtmadığına değinerek, “İsmet İnönü ve Atatürk’ün dargın olduğunu zannetmiyorum. İsmet Paşa sohbetlerimizde ‘Her zaman Atatürk’ün izinden giderim. Benim ülküm odur’ derdi” diye konuştu. Tuzcuoğlu, gençlere ise “Bugünlerde en büyük ihtiyaç Hürriyet. Hürriyetinize sahip çıkın” çağrısında bulundu.


    ATATÜRK ‘ESTAFURULLAH’ DEDİ

    Babası Atatürk’ün sır katibi annesi ise ilk kadın öğretmenlerden olan Tuzcuoğlu, “Ben 11 yaşındayken Atatürk İzmir Tire’den Basmane istasyonuna gelmişti. Onu tanımayı çok istiyordum. İstasyona gittim Paşa’yı görünce koştum yanına elini öpmek istedim ama öptürmedi. Bir anda üzülerek ağlamaya başladım. Paşa sonra ‘Estağfurullah’ dedi. 11 yaşındaki çocuğa elini öptürmeyecek kadar yüce gönüllüydü. Bu olaydan sonra ben de bir daha kimseye elimi öptürmedim. Keşke şimdiki politikacılar da böyle olsa” dedi.

    BENİM ÜLKÜM ONLARDIR

    Nurettin Baransel’in yanında şoförlük yaparken bazı günler İnönü’yü de taşıma fırsatı yakalayan Tuzcuoğlu, İnönü ve Atatürk arasında herhangi bir dargınlık olmadığını düşündüğünü söyleyerek, “İsmet Paşa sohbetlerimizde ‘Her zaman Atatürk’ün izinden giderim. Benim ülküm odur’ derdi. İsmet Paşa ve Atatürk’ün dargın olduğunu zannetmiyorum. Benim ülküm de onların bana bıraktıkları, öğrettikleridir” ifadesinde bulundu.

    DUVARINDA ‘ALLAH’IN DEDİĞİ OLUR’ YAZARDI

    İsmet İnönü’nün ‘Din düşmanı’ gibi lanse edilmesinin kendisini üzdüğünü kaydeden Tuzcuoğlu, “İsmet Paşa için ‘İçkiciydi, namaz kılmazdı, camileri kapatırdı’ diyorlar. Ben Paşa’nın bırakın içkiyi sigara içtiğini bile görmedim. Günahı da sevabı da Allah bilir. Paşa namazını kılardı. Üstelik bunu ufacık kimsenin olmadığı bir odada yapardı. Odanın duvarında ‘Allah’ın dediği olur’ yazardı. Eşim Fatma Tuzcuoğlu da İsmet Paşa zamanında Kur’an öğrendi. 75 yıldır Kur’an bilir. O da ben de Mekke’ye gittik, hacıyız. Kim, neyi yasaklamış?” diye sitem etti.

    İNÖNÜ ARACI DURDURTMAZDI


    Tuzcuoğlu, İnönü ile hatıralarını ise şöyle anlattı: “Yıl 1948. O dönemlerde asfalt yol yok. Bırakın askeriyede bile doğru dürüst araç yok. İsmet Paşa ne zaman arabama binse yolda her kimi görürsem göreyim durmamamı tembihlerdi. Bir gün ben aniden el frenini çekip durdum. Paşa şaşırdı ama bir şey diyemedi. Arabadan indim. Yolun ortasında bir kaplumbağa vardı. Onu alıp yolun karşısına geçirdim. Arabaya bindiğimde İsmet Paşa bana teşekkür etti. ‘İnsani vazifeni yaptın’ dedi. Çok efendi bir adamdı.”  

    MEVHİBE İNÖNÜ’NÜN ACI ÇORBASI

    İnönü’nün hayat arkadaşı Mehvibe İnönü’nün elinden de çorba içen Tuzcuoğlu, “Bir gün dışarıda görevimi yaparken Mehvibe İnönü bana ‘Bir tas çorba içmek ister misiniz?’ diye sordu. Ben de kabul ettim. Tahta kaşıkla çorbayı kaşıkladım ki içine acı biber koymuş. Ben de acıyı sevmem. Kibarca acı geldiği için içemeyeceğimizi söyledim. Mehvibe hanım gülerek ‘Tarhana tartar boğazımı yakar, baklava kardeş gel beni kurtar’ dedi ve ağzımın tatlanması için bana baklava getirtti. Tadı hala damağımda. Erdal İnönü’yü de birkaç kez gördüm ama o hep babasından evrak almak için arabaya gelirdi” diye konuştu.

    DEVRİM’İ GÖREMEDİM 

    Askerliğini yaptıktan sonra o dönemde tek tük aracın olduğu Antalya’ya taşınarak kentin ilk oto tamircisini açan Tuzcuoğlu, “Hayatım şoförlük ve oto tamirciliği yaparak geçti. Antalya’da daha araba yokken tamirci açtım. Sadece faytonlarla Antalya’ya tatile gelen Almanların karavanlarını tamir ediyordum. İş yapamayınca Almanca öğrenmek için Almanya’ya taşındım ve 5 yıl kaldım. Lisan öğrenip geldikten sonra işlerim arttı. Antalya Valiliği tarafından 2008 yılında ‘Yılın Şoförü’ seçildim ama Türkiye'de tasarlanan ve üretilen ilk otomobil olan Devrim’in kopyasının getirilerek sergilendiği müzeye çağrılmadım. İçimde bir tek bu kaldı” dedi.

    Tuğçe YILDIZ/HÜRRİYET 

    

      EN ÇOK OKUNANLAR

        Sayfa Başı