Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

İşlerine gelmeyince...

ONDOKUZ Mayıs Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ferit Bernay hakkında TBMM tarafından kurulan "Araştırma Komisyonu" raporunun (800 sayfa deniyor) "Sonuç ve Değerlendirme" bölümünü okurken aklımıza, 1953 sonunda CHP’nin tüm mallarının kanun zoruyla elinden alınıp hazineye devredilmesi üzerine, partinin yayın organı Ulus Gazetesi’nin duvarında okuduğumuz bir beyit geldi.

Orijinali öyle miydi, yoksa zihnimizde biraz bozuldu mu bilemiyoruz ama aklımızda kaldığına göre:

"Kadı (yargıç) ola davacı ve muhzır (mübaşir) ola hakim,

Ol mahkemenin hükmüne derler mi adalet?
" şeklindeydi.

TBMM tarafından, bir konuda "bilgi edinme" amacıyla "araştırma" komisyonu kurulursa o komisyonun görevini tam olarak yapmış sayılmasının temel koşulu nedir?

Gerçekleri objektif bir yaklaşımla saptayıp yine objektif bir değerlendirme yaparak TBMM’nin bilgisine sunmak değil midir?

Daha önce de değindiğimiz gibi Adalet ve Kalkınma Partisi iktidarı, "Atatürkçü" oldukları bilinen tüm rektörlere karşı açtığı savaşın bir parçası olarak bir komisyon kurdu. Niyeti gerçeklerin objektif bir şekilde saptanması ve objektif bir rapor alma olmadığı için tuttu "Ondokuz Mayıs Üniversitesi Rektörü Ferit Bernay’dan şikayetçi" olan ve Araştırma Komisyonu kurulması için önerge veren Samsun AKP milletvekili Cemal Yılmaz Demir’i komisyonun başkanlığına getirdi.

Öteki 11 üyeden 5’i de Ferit Bernay’ı suçlayan milletvekillerinden oluşursa "Ol mahkemenin hükmüne" siz "adalet" diyebilir misiniz?

Raporun Sonuç ve Değerlendirme bölümü Ondokuz Mayıs Üniversitesi’nde "kadrolaşma var" diyor.

Gerçi Bernay, komisyonda "Evet... Kardrolaşma var. Ben Anayasamızın ve 2547 Sayılı YÖK yasasının istediği şekilde, Atatürkçü bir yönetim anlayışına sahibim ve onun gereğini yapıyorum" anlamında bir yanıt vermiş. Böylece "Cumhuriyetin temel felsefesine ve Atatürk devrimlerine bağlı insanların TBMM Komisyonunun AKP’li üyelerini rahatsız etmesinin ortaya koyduğu çelişkiye" işaret etmiş ama...

İnsanın yine de sorası geliyor:

"Kadrolaşma suç ise AKP iktidarı suçüstü durumunda değil mi?"

Bernay’
ı yıldırmak ve bir yerlerde bir suç bulmak için ter döktükleri raporun Soçuç bölümünde bile akıyor... Ama bulamamışlar. Sadece onlar değil "Bu işten anlar" diyerek son beş yıllık parasal işlemlerini incelemeye çağırdıkları Sayıştay uzmanları da "Burada yasalara aykırı hiçbir işlem bulamadık" içerikli bir rapor verince çok rahatsız olmuşlar. Bizim kanımıza göre "suç" sayılmayacak bazı eleştirileri içeren raporu çeşitli makamlardan ayrı olarak "Samsun Cumhuriyet Başsavcılığına" da göndermişler. "Suç bulursanız işlem yapın" diye. Ama en ilginci Komisyon Başkanının hayal ettiği gibi bir yolsuzluk bulamayınca Sayıştay’ı "görevini yapmamakla" ve "gerçekleri ortaya koyamamakla" suçlamış ve Sayıştay için "açıklayamayacağım bazı ilişkiler içindedirler" demiş. (22 Ocak 2006 Yeni Şafak)

Sayıştay gibi bir Anayasa kurumunu kızınca böyle, uluorta suçlayan bir zihniyet Bernay’a iftira atsa, yadırgar mısınız?
X

YAZARIN DİĞER YAZILARI