Gündem Haberleri

    İslamiyet gelişmenin önünde bir engel değil

    Hürriyet Haber
    12.09.2005 - 00:00 | Son Güncelleme:

    UNDP Başkanı Kemal Derviş, ‘İslami ülkelerin insani gelişme konusunda kaydetmeleri gereken yolu kaydedememelerinin sebebi İslam değil. Bunların nedeni ekonomik ve sosyal politikalar’ dedi.BİRLEŞMİŞ Milletler Kalkınma programı (UNDP) Başkanı Kemal Derviş, İslam dininin gelişmeye engel olmadığını, bunun izlenen ekonomik programlardan kaynaklandığını söyledi. Derviş, gelecek hafta New York’ta toplanacak tüm liderlere, ‘Yoksulluğu yenmek için hemen şimdi hareket geçin’ çağrısı da yaptı. Derviş’in 7 Eylül’de yayınlanan UNDP İnsani Gelişim Raporu ile ilgili olarak Hürriyet’in sorularını yanıtlarken yaptığı değerlendirmeler şöyle: İSLAM DEĞİL: İslami ülkelerin insani gelişme konusunda kaydetmeleri gereken yolu kaydedememelerinin sebebi İslam değil. Bunların nedeni ekonomik ve sosyal politikalar. Örneğin kadın erkek eşitliği açısından bakarsak, Müslüman bir ülke olan Malezya, yine İnsani Gelişme Raporu’nda yer alan ve kadınların sosyal ve ekonomik yaşama katılmalarını ölçen endekste Suudi Arabistan’ın çok üzerinde, Yunanistan’a yakın bir sırada. İslam ülkesi olmayan ülkelerde uygulanan politikaların, İslam ülkelerinde de uygulanması bu ülkelerdeki insani gelişmeyi hızlandıracaktır. YARI YARIYA AZALTMA Her şeyden önce rapor, dünyadaki yardım, ticaret ve güvenlik politikalarında derhal radikal değişiklikler yapılması çağrısında bulunuyor. Dünya liderlerinin 2000 yılındaki BM zirvesinde verdikleri kalkınmaya yönelik taahhütleri yerine getirebilmeleri için, bu reformlar şart. Söz konusu zirve toplantısında, Binyıl Kalkınma Hedefleri olarak adlandırılan kararlar alınmıştı. Bu hedefler arasında, 2015 yılına kadar, tüm dünyada aşırı yoksulluğu yarı yarıya, çocuk ölümlerini ise üçte iki oranında azaltmak ve tüm çocukların ilkokul eğitimi almasını sağlamak bulunuyor. Ülkelerin, bu hedeflere ne yakınlıkta olduğunu değerlendiren İnsani Gelişme Raporu, küresel anlamda önemli ilerlemeler kaydedildiğine, ancak birçok ülkenin de kendi başlarına iyice geride kaldığına işaret ediyor. HAREKET, HEMEN ŞİMDİ: Bu raporda yeni olan unsur, 2005’in dünya için bir kavşak noktası olduğunu vurgulaması. Ülkeler insani gelişmeyi hızlandırmak için adımlar atabilirler. Dünya, aşırı yoksulluğa son vermek için bilgi, teknoloji ve kaynaklara sahip. Ama zaman daralıyor. Önümüzdeki hafta dünya liderleri (Türkiye’den TBMM Başkanı Bülent Arınç, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ve Başbakan Yardımcısı Abdullah Gül’ün katılacağı) New York’ta yeniden kritik bir BM zirvesinde bir araya gelip bin yıl kalkınma hedeflerine ulaşma yolunda kaydedilen aşamayı değerlendirecekler. Doğru politikalar ve siyasi iradelerle bu hedeflere 2015 yılında ulaşılabilir. Ama ülkelerin şimdi harekete geçmesi lazım. YOLSUZLUK YOKSULU VURUYOR: Yolsuzluk ve genelde zayıf yönetim, insani gelişmeye zarar verir. Uluslararası yardımların geçmişte başarısız olmasının nedenlerinden biri de yolsuzluk. Yolsuzluk, yardım çabalarını iki şekilde etkiler. Birincisi, yoksullar yolsuzluktan görece çok daha fazla zarar görür. Kamboçya’da yapılan bir araştırma, yolsuzlukların, yoksulları, yüksek gelirli kesime göre üç kat daha fazla zarar verdiğini ortaya koyuyor. İkinci olarak, ülkeden çıkarılan yolsuzlukla bağlantılı paraların yanında, o ülkeye yapılan yardımlar devede kulak olabiliyor. Bir ülkeden dışarıdaki bankalara, Afrika’nın dış borcundan daha fazla miktarda bir transfer yapılmıştı. Yardım veren ülkeler, bu sorunları ancak mali alanda şeffaf olan ve hesap verebilir hükümetlerle ortaklıklar kurarak çözebilir.MİKRO KREDİ ÖNEMLİ: Mikro kredi kesinlikle önemli. İstihdamı arttırmak için fırsat yaratmak insani gelişmenin temel taşlarınsan biri. İnsani Gelişme Raporu, bu konuda, yeni iş fırsatlarının ve mikro kredilerin kadınları güçlendirdiği Bangladeş’i örnek gösteriyor. Bir diğer örnek de Hindistan’da oluşturulan Maharashtra İş Güvencesi Programı. Bu program çerçevesinde, tarım işçileri ve küçük çiftçilere 100 güne kadar kırsal projelerde iş veriliyor.SÜPERMARKETLER ile ilgili de değerlendirme yapan Kemal Derviş, ‘Süpermarket zincirleri şu anda büyük piyasa güçleri durumunda ve bu güçler, ticaretle insani gelişme arasındaki bağlantıyı sık sık sarsıyor. Süpermarketler, kapitalist sistemin doğal sonucu değiller, aksine, serbest rekabeti önleyip, ticarete hakim oluyorlar’ dedi.TERÖRİZMİN yarattığı tehdittin, hem yoksul, hem gelişmiş ülkeler için geçerli olduğunu belirten Kemal Derviş, şöyle devam etti: ‘Ama terörle savaşın, diğer öncelikleri bozma tehlikesi ve etkin olmayan ya da tam aksine zarar verici stratejilere yol açma riski var. Örneğin, terörle mücadele, insan haklarının ihlal edilmesini, sivil haklara saygı gösterilmemesini, kalkınma sorunlarına askeri yanıtlar verilemesini meşru kılamaz. Bununla birlikte bir dizi hükümet, ‘terörist’ olarak gördüğü gruplara karşı mücadele etmek için savaşın kaçınılmaz olduğunu söylüyor. Bu ihlaller, barışı korumak için gerekli kurumları zayıflatabilir. Daha geniş bir insani güvenlik kavramı açısından bakıldığında, terörle mücadelenin, yoksullukla, hastalıklarla ve benzer sorunlarla mücadeleyi kenara itme tehlikesi var.’Türkiye’de sağlıkta büyük eşitsizlik var İNSANİ Gelişme Endeksi’nin, kadın-erkek eşitliği ve yoksulluk gibi etkenleri de değerlendirdiğini belirten Kemal Derviş, şunları söyledi: ‘Kadın-erkek eşitliği konusundaki sıralam Çocuk ölümlerinde ise , bulunulan kesime göre durum değişiyor. Rapora göre, Türkiye’de en zengin yüzde 20’lik bölümde her bin çocuktan 33’ü ölürken, en yoksul kesimde bu 85’e çıkıyor. Sağlık konusunda da büyük eşitsizlik var.’
    Etiketler:

    EN ÇOK OKUNAN HABERLER

      Sayfa Başı