Gündem Haberleri

GÜNDEM

    İslami eser kaçakçılığının kalbi İstanbul

    Çeviren: Ceren ARSEVEN
    11 Ocak 2012 - 00:00Son Güncelleme : 10 Ocak 2012 - 23:15

    Uluslararası sanat çevrelerinin İslami sanat eserlerine artan ilgisi sebebiyle İstanbul, çalıntı sanat eseri ticaretinin merkezi haline geldi. Polis raporlarına göre 2010 yılında ele geçirilen tarihi eser sayısı 68 bin. İstanbul’da yaşayan bağımsız muhabir Dorian Jones, Eurasianet.org sitesinde 6 Ocak tarihinde yayınlanan haberinde bu konuya değindi.

    YAKIN zamanda restorasyonu tamamlanan Süleymaniye Camii güvenlik önlemlerinin artırıldığı mekanların başında yer alıyor. 16. yüzyılda yapılan cami onlarca güvenlik kamerasıyla 24 saat izleniyor, hem kapalı hem de açık alanları güvenlik görevlilerinin gözetimi altında. Caminin imamı Ayhan Mansız alınan önlemlerden memnun olduğunu ifade ediyor: “Güvenlik görevlilerinin varlığı bizi güvende hissettiriyor. Allah’a şükür bizim camide herhangi bir hırsızlık yaşanmadı. Yenilenme çalışmaları sonrası her şey kayıt altına alındı ve çok değerli eşyalar müzeye kaldırıldı.”
    Sayıları tam olarak belirlenemese de çalınan kıymetli eşyaların arasında tarihi Kuran-ı Kerim’ler, el işlemesi çiniler hatta ahşap duvar paneller olduğu biliniyor.
    Son üç yıldır ilgi arttı
    Londra merkezli Christie’s Müzayede Evi’nde İslami Sanatlar ve Halı Bölümü’nün başındaki isim William Robinson son yıllarda İslami sanat eserlerine duyulan ilginin arttığını doğruluyor: “1997 yılında Katar piyasaya girdiğinden beri talep giderek artıyor. Özellikle son üç senedir bu eserler çok revaçta. Geçen yıldan bu yana talepte yüzde 30 ila 40 arasında bir artış gerçekleştiğini söyleyebilirim.”
    Türk yetkililer de bu artışın elbette farkında. 2011 yılına kadar İstanbul Emniyet Müdürlüğü Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele bölümünün başında görev yapan İsmail Şahin, kaçak İslami eser ticaretinin kalbinin attığı yerin Kapalı Çarşı olduğunu belirtiyor ve sistemin nasıl işlediğini anlatıyor: “Üç dört kişilik çeteler tarihi eserleri müze ve camilerden çalıp Kapalıçarşı’ya getiriyor. Burada eserler Avrupa’yla bağlantıları olan aracıların eline geçiyor.
    Avrupa’dan özel
    sipariş geliyor
    Arkeoloji eğitimine sahip olan Şahin, Kapalıçarşı’ya pek çok baskın gerçekleştirmiş ve bu baskınlar sırasında ele geçirilen eserler sebebiyle ticaretin uluslararası bir yönü olduğunu ifade ediyor: “Çoğu zaman Avrupa’dan özel siparişler geliyor. Bunun üzerine aracı kişi çeteyi istenen eseri çalmak üzere tutuyor. Camiler bir yana bazı müzelerin bile doğru dürüst güvenliği yok. İşimiz çok zor.”
    Güvenlik güçleri kaçakçılıkla mücadelede somut adımların atıldığını söylüyor. 2010 yılında kaçakçılık suçuyla yakalanan 5 bin kişiden toplam 68 bin tarihi eser ele geçirildi. Yakalanan kişi suçu kanıtlanırsa 20 yıl hapis cezasına çarptırılıyor.
    Kaçakçılığa karşı önlem alan tek merci güvenlik güçleri değil. Geçen mayıs ayında sanat uzmanları, müzayede evleri ve polis teşkilatının katılımıyla Türkiye’nin tarihi eser kaçakçılığı hakkında ilk uluslararası toplantısı gerçekleştirildi. Giderek artan farkındalığa rağmen kafa yapısının değişmesinin zaman alacağı uzlaşılan bir başka konu.

    Şiirin filmini çekecek

    m Ersin ERCAN-Gürkay GÜNDOĞAN/DHA

    OYUNCU ve yönetmen Yılmaz Erdoğan, Zonguldak’ta 1940’lı yıllarda yaşayan iki şairin hayatını anlatacağı ‘Kelebeğin Rüyası’ adlı sinema filminin, şiirin filmini yapma fırsatı bulduğu için çok önemli olduğunu söyledi.
    Çekimlerine şubat ayı sonunda başlanacak sinema filmi için incelemelerde bulunmak üzere önceki gün Zonguldak’a gelen Yılmaz Erdoğan, Zonguldak Belediye Başkanı CHP’li Muharrem Akdemir’i makamında ziyaret etti. Erdoğan, 1940’lı yıllarda yaşayan ve 20’li yaşlarda veremden ölen Zonguldaklı şairler Rüştü Onur ile Muzaffer Tayyip Uslu’nun hayat hikayelerini anlatacağı sinema filmi için Başkan Akdemir’den destek istedi.
    Necatigil’i canlandıracak
    Uzun süredir üzerinde çalıştığı filmde ünlü oyuncular Kıvanç Tatlıtuğ ile Mert Fırat’ın iki şairi oynayacağını belirten Erdoğan, kendisinin ise genç şairlerin Zonguldak Çelikel Lisesi’ndeki edebiyat öğretmeni Behçet Necatigil’i oynayacağını kaydetti. Erdoğan, filmin şu anda kesinleşen oyuncu kadrosunda eşi Belçim Bilgin’in de bulunduğunu belirtti.

    Fetva peşini bırakmıyor

    İNGİLİZ yazar Salman Rüşdi, 1988’de yazdığı ‘Şeytan Ayetleri’ romanı nedeniyle dedesinin anavatanı Hindistan’a giremeyebilir. Nüfusunun beşte biri Müslüman olan Hindistan’ın Uttar Pradeş eyaletinin önde gelen Müslüman din adamlarından Darül Ulam Deoband, “Açık yaralara tuz basacağı” gerekçesiyle Salman Rüşdi’nin 20 Ocak’ta başlayacak Jaipur Edebiyat Festivali’ne katılmasına vize verilmeyerek engel olunmasını istedi. Deoband’ın talebi “Şubat ayında yapılacak yerel seçimler öncesi eyalette tansiyonu artıracağı” gerekçesiyle eyaletteki siyasi partiler tarafından desteklendi. Festival yöneticileri ise Rüşdi’nin daha önce Jaipur Festivali dahil pek çok kez Hindistan’da etkinliklere katıldığını hatırlatarak yasaklama kararına karşı çıkıyor. m DIŞ HABERLER  

    Piyano dünyasının büyük kaybı

    DÜNYACA ünlü piyano virtüözü Alexis Weissenberg’in (82) toplama kampında başlayan öyküsü önceki gün İsviçre’nin Lugano kentinde gözlerini yummasıyla son buldu. Bulgaristan’ın başkenti Sofya’da 1929’da bir Yahudi ailenin oğlu olarak doğan Alexis Weissenberg daha üç yaşında piyano eğitimleri almaya, bir yandan da akordeonu çalmaya başlamıştı. Küçük tahta akordeonu onu ve annesini Nazi toplama kampından da kurtardı. Ailesiyle Türkiye’ye kaçarken Almanlara yakalanan Weissenberg, bir Alman subayının akerdeon çalışından etkilenip kaçmalarına yardım etmeleriyle ölümden kurtulmuştu. İstanbul’da bir süre kaldıktan sonra 1945’te İsrail’e geçip ünlü şef Leonard Bernstein yönetimdeki Devlet Filarmoni Orkestrasıyla çalmaya başlayan Weissenberg eğitim için New York’a geçmiş, 1950’lerde de Fransa’ya yerleşip bu ülkenin vatandaşlığını üstlenmişti. m DIŞ HABERLER

    Şamanlardan Yedi Uyurlar’a mağaralarda kültürel yaşam

    İSTANBUL Araştırmaları Enstitüsü ve Brown Üniversitesi Joukowsky Arkeoloji ve Eski Dünya Enstitüsü işbirliğiyle gerçekleştirilen ‘Paleolitik  Şamanlardan Yedi Uyurlara Mağaralarda Kültürel Yaşam’ adlı sempozyum 18-21 Ocak tarihlerinde Pera Müzesi Oditoryumu’nda düzenlenecek. Sempozyumda, paleolitik kaya sanatından, Minosluların, Mayaların kutsal mağaralarına, ‘Yedi Uyurlar’dan, Türkiye’de varlığı bilinmeyen Budist tapınak mağaralarına uzanan geniş bir tarihi ve coğrafi kapsam ele alınacak. Pera Müzesi Oditoryumu, Meşrutiyet Caddesi No. 65, Tepebaşı-Beyoğlu.

    Etiketler:
    

      EN ÇOK OKUNANLAR

        Sayfa Başı