Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

İslamcı holdingler gerçeği

<B>ON </B>binlerce insanımızın <B>milyarlarca dolar </B>parasını hortumlayan ve haklarında hiçbir işlem yapılmayan <B>İslamcı holdinglerle </B>ilgili bir mektup aldım. Size aynen iletiyorum:

‘Ben medyada uzunca bir süre yer alan ‘kaptırdığınız paraların üzerine bir bardak su için’ açıklamasını yapan Endüstri Holding eski genel koordinatörü Ramazan Arıkan.

Medyada bu konuyu ısrarla ve tek başınıza gündeme getirmenizden dolayı teşekkür ediyorum. Öncelikle şunu belirtmeliyim ki, sizinle dünya görüşlerimiz çok farklı. Ama bu tip konularda ve ulusalcı yaklaşımlarınızda sizinle aynı düşünceleri paylaşıyorum.

Bir süre önce Avrupa’daki gurbetçiler İstanbul’da işyerime gelerek Konya’da mahkeme kararıyla bir holdingin yönetimini ele geçirdiklerini, ancak ticari tecrübelerinin olmaması nedeniyle dört aydır uğraşmalarına rağmen bir şey yapamadıklarını belirterek bu konuda kendilerine yardımcı olmamı istediler.

Ben de üç aylık bir süre için kendileriyle anlaşıp Konya’ya gittim. Bir aylık bir çalışma neticesinde şirketin bir ticari kuruluş olmadığını, bir dolandırıcılık kuruluşu olduğunu gördüm. Bir basın toplantısıyla da tüm kamuoyuna bu ve benzeri (İslamcı) şirketlerin saadet zinciri olduğunu, çok kár etmek umuduyla buralara para verenlerin bu paraları alamayacaklarını ifade ettim. Aslında ‘kazan öldü’ demem gerekirdi ama kazandan bir bardak su çıktı! Bunun ardından birkaç ay sonra da, daha fazla direnemeyip Konya’yı terk ettim.

Tabii bu şirketlere çok iyi niyetlerle vatana millete, dine hizmet amacıyla para verenler de oldu. Öyle ki, para biriktirip Allah yolunda harcanmazsa günah olduğu, Allah yolunda harcamanın ise bu tür şirketler vasıtasıyla fabrika kurmak, istihdam oluşturmak ve memlekete yatırım yaparak hem de paranızla yılda yüzde 25-40 (!) kár alacağınız vaatleri, para vermenin en büyük ölçüsü oldu.

Emin Bey bu öyle bir soygun ki, sizin de bilmediğiniz tezgáhlar kurmuşlar. İnançlı bir mümin olarak bu sahtekárlarla aynı dinden olamayacağımı düşünüyorum. Gurbetçilerin parasıyla kurdukları televizyon kanalında, gerçekte var olmayan fabrika-bina görüntülerini yayınlayarak para topladılar. Yani gurbetçilerin parasıyla yine gurbetçileri soydular. Bugün bu insanlar her yerde itibarlı şekilde yazarlık, belli kurumlarda başkanlık ve bu nitelikte işler yapmaktadır.

Emin Bey, benim sizden daha farklı düşündüğüm bir konu var. Siz hükümetin bu işe el atması gerektiğinden söz ediyorsunuz ama böyle bir şey yasal olarak mümkün değil. Ayrıca birtakım dolandırıcılara parasını kaptıran insanların parasını devlet niye ödesin, ben niye vergilerimi buraya vereyim?

Olan olmuş!

Şu anda hükümetin yapması gereken, bu sahtekárlık çetelerini kuran, onlara yardım eden, aracılık yapan siyasi teşkilat, vakıf, televizyon kanalı ve holding idarecilerini hemen içeri attırmak ve verilecek en ağır cezayı vererek bunlara para kaptıranların yüreğine su serpmektir.

Holdinglerde kalan paralar, toplanan miktarın yüzde 10’u kadardır. Bunun da atanacak kayyumlarla idare edilip tasfiye edilmesi ve elde edilecek gelirin de hisse oranınca dağıtılması gerekir. Ayrıca hükümetin SPK’nın yetkilerini artırarak bir daha böyle kepazeliklere imkán vermeyi önlemesi şarttır.

Emin Bey, siz bir şeyler yapılmasını istiyorsunuz. Peki siz medya olarak üzerinize düşeni niye yapmıyorsunuz?

Hálá bu şirketlerin reklamları televizyon kanalları ve bazı gazetelerde çıkıyor, hálá bu holding sahibi başkanlara mikrofon uzatılıyor. Bu reklamlarla ortaklara ‘biz bitmedik toparlanıyoruz, hükümetle de aramız iyi’ mesajı vermek istiyorlar. Bazı medya kuruluşları da buna alet oluyor.

Yıllardır bunları var eden ve bunlara göz yuman sadece hükümetler değil. Bazı medya kuruluşları da bu organizasyonlardan yeterince nasiplendiği için bunların üzerine gitmedi.

Ne demişler, sistemden beslenenler sistemi değiştiremez!

Emin Bey, size son olarak şunu da ifade edeyim: Allah benim dilimle bu sahtekárların ipliğini pazara çıkarmasaydı, emin olun bu hükümetle ilişkilerinin iyi olmasından da istifade ederek tekrar ve daha fazla para toplayacaklardı. Ama suçüstü yakalandılar ve sizin sayenizde de böyle bir şeye devam etmeye cesaret edemiyorlar. Duyarlı yazılarınızın devamını dilerim.’

Bu mektubu size yorumsuz aktardım. Ramazan Arıkan bu soygunun içyüzünü görünce ‘üzerine bir bardak su için’ demişti. Paralar gitti gider! Bunlara günümüzün değerleri ile milyarlarca dolar kaptıran on binlerce Müslüman’a yazık oldu. Bu üçkáğıtçılar, kendi ifadeleri ile ‘keleklerin parasını meleklerle yediler’. Paraları cami avlularında toplayıp Müslümanları hortumlayan din baronları ve din tüccarları tam kadro köşeyi döndü.

Hortuma damardan girdiğini (!) iddia eden AKP ise suskun, sessiz, hesap soran yok, tık yok. Yazıklar olsun.

X

YAZARIN DİĞER YAZILARI