Gündem Haberleri

GÜNDEM

    İslam’ı kurtaralım

    Hürriyet Haber
    05 Şubat 2000 - 00:00Son Güncelleme : 05 Şubat 2000 - 00:01

    ‘Bunları (Hizbullah) aşağı çekip, İslam’ın feyzini yukarı çekmemiz lazım...' Bu sözler İçişleri Bakanı Tantan'a ait. Vahşet kasetlerinin izlendiği gösteriden sonra gazetecilerle konuşan Tantan, şunları ekliyor: ‘‘İslam'ı bu felaketten, bu menfaat şebekelerinden kurtarmamız lazım.’’

    İÇİŞLERİ Bakanı Sadettin Tantan'ın önceki akşam düzenlediği toplantının en ilginç yönlerinden biri, kuşkusuz, bakanın Hizbullah ve genel anlamda irtica ile mücadele için getirdiği yeni yaklaşımdı.

    Tantan'ın irtica ile mücadele stratejisinde, din faktörünün konumunu devlet açısından tümüyle yeni bir bakış açısıyla değerlendirdiği bu yeni yaklaşımı, İslamiyet'in toplum tarafından doğru anlaşılması ve bu çerçevede özellikle din eğitimine önem verilmesini öngörüyor.

    Bu yaklaşım, Tantan'ın önceki akşam sarfettiği, ‘‘Bunları (Hizbullah) aşağı çekip, İslam'ın feyzini yukarı çekmemiz lazım’’ sözleriyle özetlenebilir.

    TUZAĞA DÜŞMESİNLER

    Tantan, ‘‘İslam'ı bu felaketten, bu menfaat şebekelerinden kurtarmamız lazım’’ diyerek, şöyle devam etti:

    ‘‘Bu insanların bu tuzağa düşmemeleri için ne yapmalıyız? Bunun yolu eğitimden geçiyor. Ben Fatih'te belediye başkanıyken, açtığımız eğitim merkezlerinde bunun neticesini aldık. Bu merkezlere gelen çocukların bakışları değişti. İnsanların hem bilgiye, hem de din eğitimine ihtiyacı var. Toplulumuzda dinini öğrenme konusunda büyük bir açlık var. İslam dininin halka iyi anlatılması gerekiyor. Kasetleri izlerken gördünüz. 'Ben cennete gidiyorum' diye adam öldürüyorlar. İşte bu alandaki cehaletin aşılması lazım.’’

    BASINA GÖREV

    İçişleri Bakanı, işte bu noktada, ‘‘Basına bizden daha çok görev düşüyor’’ diyerek, şu çağrıda bulundu:

    ‘‘İslam dininin halka iyi anlatılması lazım. Bu işi doğru bilen, tarafsız bir şekilde, doğru anlamıyla halka anlatacak en iyi uzmanların devreye sokulması gerekiyor. Bizim görmek istediğimiz basınımızın bu nitelikteki kişilere yer vererek, halkın bilinçlenmesine katkıda bulunmasıdır.’’

    Tantan'ın bakışındaki bir diğer önemli başlığı vasıflı din adamlarının yetiştirilmesi sorunu oluşturuyor. Tantan, sözü imam hatip okullarına getirerek şöyle konuştu:

    ‘‘İnanç açısından bilgi yüksekliğine gelmemiz lazım. İmam hatiplerdeki eğitimi en üst seviyeye getirip, din alimlerinin seviyesini yükseltmemiz lazım. Bu mücadelede ilkokul öğretmenleri ve din adamları en önemli kişilerdir. Din adamlarının devlet memuru değil, din alimi olmaları gerekiyor.’’

    Soru-yanıt bölümünün en çok dikkat toplayan yönü, İslamcı basına mensup gazetecilerin Tantan'ın dine ilişkin yeni yaklaşımına gösterdikleri ilgi oldu.

    İRTİCA CEHALETTİR

    Bu kesimden bir gazeteci, ‘‘Söyledikleriniz devlet adına yeni bir yaklaşımı yansıtıyor. Siz devlet adına mı, yoksa kendi adınıza mı konuşuyorsunuz?’’ sorusunu yöneltirken, Tantan ‘‘Ben bakanlığımın görüşlerini anlatıyorum. Zaten bu toplantı benim inisiyatifimle ve Sayın Başbakan'dan izin alınarak yapılmıştır’’ karşılığını verdi.

    Bu kesimden bir başka gazeteci, ‘‘İslam'la toplumu buluşturmaktan söz ediyorsunuz. O zaman irticanın net tanımını yapar mısınız?’’ sorusunu yöneltti. Tantan, ‘‘İrtica cehalettir’’ karşılığını verdi.

    9 yılda 5450 militan yakalandı

    Tantan, açıklamalarının ikinci bölümünde ise Hizbullah konusunda devlete yöneltilen eleştirileri, ‘‘Komplo teorileri’’ olarak nitelendirip, kuvvetli ifadelerle püskürtmeye çalıştı, ‘‘Devlet 1991'den bu yana 5000'in üzerinde Hizbullah elemanını yakaladıysa, görevini yapmadığını nasıl söyleyebilirsiniz’’ diye konuştu. Bakan, ısrarla, ‘‘Devleti eleştireceğinize, devletin başarısını teslim edin’’ mesajını verdi. Tantan, özellikle 1991 sonrası için verdiği rakamlarla devlet güçlerinin boş durmadığı tezinde ikna edici oldu. Örneğin, yıllara göre yakalanan Hizbullah elemanlarına ilişkin istatistiklere bakıldığında şu çarpıcı tablo ortaya çıkıyor: 1991: 2 kişi (tek ilde), 1992: 11, 1993: 156, 1994: 485, 1995: 542, 1996: 481, 1997: 644, 1998: 1106, 1999: 1843 (Toplam 44 ilde) Tantan, 1991-1999 döneminde toplam 5450 Hizbullah elemanının yakalandığını, bunlardan 506'sının halen hapiste bulunduğunu, 773 eylemin açığa çıkartıldığını anlattı. (Son operasyonlar dahil değil)

    Camiye bağlı vatandaşı ayırmalıyız

    İçişleri Bakanı'na göre, Hizbullah ve genel anlamda irtica tehlikesi yalnızca klasik polis-adliye yöntemleriyle başedilebilecek eşiği aşmış bulunuyor. Bakan, yeni stratejide öncelikle sonradan tehdide dönüşen ‘‘düşünce’’yi ortaya çıkartan sosyolojik yapının ortaya konmasını gerektiğini düşünüyor. Tantan, bu yapıda ‘‘inanç ve eğitimin’’ çok önemli bir yer tuttuğu görüşünde. Tantan, bu noktada PKK'nın durumuyla benzerlik kurarak, şu soruyu yöneltti: ‘‘Örgütü değil, düşünceyi çökertmemiz lazım. Bakın 10 bin PKK'lı içeride. Ama düşüncesini tümüyle yıkabildiğinizi söyleyebilir misiniz?’’ İçişleri Bakanı'na göre, Hizbullah'ı düşünce bazında çökertmenin yolu da, ‘‘İnsanları din alanında maruz kaldıkları cehaletten kurtarmaktan’’ geçiyor.

    DOĞRU ANLATALIM

    Bu noktada ilginç olan Tantan'ın ateizmden (Tanrı tanımazlık) de eleştirel bir şekilde söz etmesi ve ardından, ‘‘İslamiyet'in yanlış anlatılması, irtica yanlışlığını doğuyor’’ demesiydi. Tantan, irticaya karşı mücadelede şu sözleriyle mütedeyyin kitleyi hedef almayan, ‘‘ayırımcı’’ bir yaklaşımın da gözetilmesini istedi: ‘‘Bu mücadeleyi verirken dinine bağlı, ibadet eden, camiye bağlı vatandaşı ayrı tutmamız gerekiyor.’’

    Böyle gömebildiler

    Hizbullah'ın öldürdükleri insanlara sağlıklarında yaptığı işkence, öldükten sonra da sürüyor. Kimi cesetlerin vücut bütünlüğü sağlanamazken, kimi de dün Sincan Mezarlığı'nda olduğu gibi, neredeyse ayakta dururcasına gömülmek zorunda kalıyor. Hizbullah'a yönelik operasyonlarda Etimesgut'ta bir evde çıkarılan ve kimlikleri tespit edilemeyen 3 erkek cesedi, Sincan Kimsesizler Mezarlığı'nda toprağa verildi. Adli Tıp Kurumu'ndan dün alınarak, Sincan Kimsesizler Mezarlığı Morgu'na konulan cesetler, dün sabah mezarlık görevlileri tarafından defin için hazırlandı. Ancak cesetlerden biri tüm çabalara karşın düzeltilemedi. Cesetler, mezarlık imamı Hüseyin Yılmaz tarafından kıldırılan cenaze namazından sonra toprağa verildi.

    Etiketler:
    

      EN ÇOK OKUNANLAR

        Sayfa Başı