Gündem Haberleri

    İslam güzeli seçelim!

    Hürriyet Haber
    17.02.2000 - 00:00 | Son Güncelleme:

    İslamcı basında Sevgililer Günü kutlamaları, aynı kesimin bazı yazarlarını kızdırdı. Abdurrahman Dilipak'ın ‘‘İslam sosyetesi yanak yanağa dans eder mi bir gün bilmiyorum, amma neden olmasın?’’ sözlerine atıfta bulunan Akit yazarı Atilla Özdür, ‘‘Bari İslam güzeli de seçelim’’ diye yazdı.

    FP Kahramanmaraş Milletvekili Avni Doğan, İslam sosyetesi tartışmasında fitili şu sözleriyle yaktı: ‘‘Sosyete Batılı toplumlara özgü bir şey değil. Genelde topluma özgü bir şey. Her toplumun kendine özgü bir sosyetesi vardır. Batıcıların, liberallerin sosyetisi varsa, İslamcılar arasında da böyle sosyetik bir topluluk oluşabilir, bu engellenemez, bu toplumsal bir dinamiktir, gerçekleşir. Toplumdaki yaşama farklılıkları bir zenginliktir.

    Bazıları içki içmeyi aydın olmanın, ilerici olmanın ölçüsü sayıyor. Şimdi biz de kalkıp içki içmemeyi, dans etmemeyi müslümanlığın ölçüsü sayarsak, bir sürü insanı Müslümanlığın dışına itmiş oluruz. Müslümanların da isterse yanak yanağa dans etme, isterse alkol alma hakkı vardır. Müslümanlığın ölçüsü yanak yanağa dans etmemek, alkol almamak değildir. Kimse, dans etti, alkol aldı diye dinden çıkmaz. Dans da etse, alkol da alsa, ‘Müslümanım' derse Müslümandır. İslamiyet çok geniştir, içinde herkese de yer vardır.

    Biri beş yıldızlı otelde düğün yapmalı mı, yapmamalı mı? Parası varsa niye yapmasın? Parayı nereye harcayacak? Eğer bizler de ‘Müslüman zenginler' ve ‘İslamcı sermaye' demeye başlarsak, 28 Şubat zihniyetine geliriz. Paranın, sermayenin dini imanı olmaz. Bu, ticari kurallar içinde işler. Ben, inanan, iyi bir Müslümanım. Ama, laik bir Türkiye, laikliğin evrensel boyutlarda uygulandığı bir Türkiye istiyorum. Çünkü, dini özgürlüklerin teminatı da laikliktir, buna inanıyorum. Aksi teokratik anlayış olur.

    SEKRETERLERİN DE ÖZGÜRLÜĞÜ VAR

    FP İstanbul Milletvekili Prof. İrfan Gündüz, İslamcı yazarların eleştirdiği ‘‘Zengin hacı efendi, hacı emi’’ örneklerinin ‘‘bir farklılık, bir zenginlik’’ olarak kabul edilmesini istedi. Gündüz şöyle dedi:

    ‘‘Para ile din ilişkisi çok önemlidir. Parayı kullanan adam olmak lazım, paranın kullandığı adam olursanız perişan olursunuz. Dinlerin en önemli fonksiyonu da işte budur: Dünya ve menfaatin kullandığı insan yerine, dünyayı ve menfaati doğru istikamette kullanan insanı ortaya çıkarmak.

    Eşi başörtülü-sekreteri açık, lüks otellerde düğün gibi örnekler veriliyor. Bunları bir farklılık, zenginlik olarak kabul etmek lazım. Bu insanların kendi tercihleridir. Burada sekreterin de özgürlüğü var.’’

    Erbakan'ların Sheraton düğünü

    ‘‘İslam sosyetesi’’ tartışması ilk olarak, Erbakan'ların ‘‘Sheraton düğünü’’yle başladı. Kapatılan RP'nin yasaklı lideri Necmettin Erbakan'ın kızı Zeynep'in düğünü, 6 yıl önce Ankara Sheraton Oteli'nde yapıldı.

    Erbakanlar'ın görkemli düğününe katılan başı kapalı ve açık son derece iyi giyimli kadınlar, sakallı ve sakalsız şık erkekler, ‘‘Refah sosyetesi’’ kavramını gündeme getirdi.

    Hanımlar örtülü sekreter minili

    İSLAMİ kesimin son günlerde magazin sayfalarına yansıyan 'hal ve gidiş'ini sorgulayan Akit Gazetesi Yazarı Abdurrahman Dilipak, önceki gün yazdığı ‘‘Bu gidiş nereye?’’ başlıklı yazısında, ‘‘Korkarım hesap günü bizim için kolay olmayacak’’ sonucuna vardı. Erol Yarar'ın düğününü yorumlarken, ‘‘Düşünüyorum da, ‘düğünde bize ait olan ne vardı' diye, pek de alameti farikamız olan bir şey bulamıyorum’’ diyen Dilipak, İslami kesimde gözlediği eğlence ve düğün trendini, şöyle anlattı:

    ‘‘Paranız arttıkça başkaları ile arada pek fark kalmıyor. Önce onların mekanlarına taşınıyorsunuz. Sonra onların kıyafetleri... Önce bir kokteyl. Aperatifler. Müzik tercihi de Batılı olmalı.’’

    Refah düzeyi artan İslami çevreleri düzene çabuk uyum sağlamakla eleştiren Dilipak, para, kadın ve şöhrete karşı sanıldığı kadar dayanıklı olunmadığını yazdı. ‘‘Malımız, canımız, sevdiklerimiz Allah yoluna feda olsun diyen Müslümanlar nerede?’’ diye soran Dilipak, gözlemlerini şöyle ifade etti: ‘‘Düğünler, hacı efendilerin fuar standlarındaki hostes kızların etek boyları; bizimkilerin değişim yönlerini ve trendlerini çok güzel gözler önüne seriyor. Bizim beyefendilerin çoğunun evlerindeki hanımları başörtülü ama işyerlerindeki sekreterleri hiç de aynı görünümde değil.’’

    MÜSİAD eski Başkanı Erol Yarar'ın Bosnalı manken eşi Amina Munzur ile Crownem Plaza Oteli'ndeki nikah töreni, ‘‘Siyasal İslam’’ tartışmasından yorgun düşen İslami kesimde şimdi de, ‘‘Likör içip, yanak yanağa dans eden ‘İslam sosyetesi' olur mu?’’ tartışmasını başlattı.

    İslami kesimden bir çok aydın ve yazar, dünkü köşelerinde, Yarar’ın nikahından yola çıkarak, ‘‘Para, Müslümanlara rotasını mı şaşırtıyor?’’ sorusuna yanıt aramaya başladı.

    LİKÖR İÇEN MUHAFAZAKAR

    Akit Gazetesi yazarlarından Atilla Özdür, dünkü yazısında İslami kesimlerin ‘‘Sevgililer Günü’’ kutlamasına eleştirel bir gözle bakarak, ‘‘İslami televole ne zaman?’’ diye sordu.

    Sevgililer Günü kutlaması vesilesiyle ‘hal ve gidiş sorgulaması’ yapan Özdür, yazısında, ‘‘Saadeti Ebediye ilmihali yeni baştan kaleme alınacak mı dersiniz. Zina ve fuhuş ne zaman helallerden olacak?!...’’ gibi çarpıcı sorular sorarken, İslamcıların Türkiye güzelini ne zaman seçeceğini, faizin ne zaman haram olmaktan çıkacağını da merak ettiğini ironiyle ifade etti.

    Atilla Özdür yazısını, ‘‘Seçeceğimiz güzele İslam güzeli mi, yoksa İslamcı güzeli mi diyeceğiz?’’ diyerek bitirdi.

    HACI EMMİLER, ŞUH SEKRETERLER

    Aynı gazeteden M. Emin Kazcı, ‘‘Eşi başörtülü hacı emmilerin işyerlerinde şuh sekreterler çalıştırmasından’’ yakındı. Kazcı, dünkü yazısında, şu eleştirileri getirdi:

    ‘‘Bir nice gülsuyu kokulu patron, seccadesinden kalkar kalkmaz vahşi kapitalizmin ‘evrensel ve bölünemez' ilkelerini büyük bir hararetle yürürlüğe sokuyor.

    ‘Benim kapitalistim iyidir' düşüncesine saplanmış bir nice vatandaş da, ‘bir adamın kapitalist olduğu halde nasıl olup da aynı zamanda dini bütün bir hacı emmi sayılabileceğine' şaşıracağına, sırf sakallı diye bir kapitalistin görkemli düğünler yapmasını, içkili toplantılar düzenlemesini, şuh sekreterler çalıştırmasını yargılamaya kalkıyor.’’

    DİN BARONLARI

    Milli Gazete yazarı Mehmet Şevket Eygi ise ‘‘Zengin hacı emmi ve hacı efendiler’’ içine bazı tarikat ve cemaat liderlerini de katarak, bunlar için ‘‘Din baronları’’ ifadesini kullanarak, şöyle dedi:

    ‘‘Bakıyorum da bazı dini cemaatler ve onların baronları arasında prestij, saltanat, tantana, servet yarışı kızışıyor.

    Şana, şerefe, saltanata, servete, paraya pula doymuyorlar.’’

    Etiketler:
    

    EN ÇOK OKUNAN HABERLER

      Sayfa Başı