Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

İslam, demokrasi içinde eriyebilir mi?

Ferai TINÇ

‘Libre Algerie’ (Özgür Cezayir) onbeş günde bir yayınlanan bir gazete. Cezayir'den aldığım gazetenin son sayısında çok ilginç bir makale vardı.

‘‘İslam demokrasi içinde eriyebilir mi?’’

Lyon Üniversitesi Sosyoloji Profesörü Lahouari Addi imzasını taşıyan geniş makale, İslam ve demokrasi ilişkisini inceliyor.

‘‘İlke olarak bütün dinler demokrasiye karşıdır’’ diyor Addi. Çünkü, ilahi otoriteyi insandan üstün tutarlar ve din etiğinin dışında ahlak tanımazlar.

Bu açıdan bakıldığında İslam da Kuran'ı tek referans kaynağı olarak gördüğü için demokrasiye karşıdır. Aynı Hıristiyanlık gibi.

Hıristiyan dünyasında devlet ve kilise arasındaki iktidar çekişmesinin ne denli kanlı geçtiğini hatırlatan Cezayirli Profesör, ‘‘Laiklik’’ diyor, ‘‘bireyin egemenliğinin, yani bireyin kendini yönetebileceğinin farkına varmasıdır. İnsanın kendi hakimiyetinin bilincine varması süreci birçok ülkede değişik biçimler alıyor.’’

Bu süreç içinde birçok Müsülman ülkede siyasal İslam gelişiyor. Ama bunun nedenleri var olan sistemde saklı oluyor.

* * *

BAĞIMSIZLIK savaşından sonra özgürlüğünü kazanan Cezayir'de köktendinci terör ve İslamcı akımların neden güçlendiğini incelerken çok önemli saptamalar yapıyor Profesör Addi.

‘‘Cezayir gibi bir ülkede halkın ilahi hükümranlığa sığınmak istemesi, kendilerine tarihi bir misyon atfeden ordunun iktidarı tekelleştirmesine tepkidir.’’

Petrol ve ülkenin zengin doğal kaynaklarını denetimleri altına alan generaller ve onların sivil uzantıları Avrupa ve Amerika'da milyar dolarlık villalarda keyif çatarken geniş halk kitleleri, dinci terör bahanesiyle sessizleştirilerek kaderine terk ediliyor.

Ülkede rüşvet ve yolsuzluk bir yaşam biçimi halini alıyor.

Çaresiz kalan halk yeni arayışlara yöneliyor.

* * *

PROFESÖRE göre, halk ‘‘Hakimiyet, iktidardakilere değil aslında Allah'a aittir’’ diyenlere sempati duymaya başlıyor.

Siyasi yollarla değiştiremediği bir avuç ayrıcalıklı seçkine, ‘‘Hakim olan siz değilsiniz’’ mesajı veriyor.

Addi, ‘‘İlahi egemenlikle intikam alıyor’’ diyor.

Ama bu talebi iyi değerlendirmek gerekiyor. Profesör şunları yazıyor:

‘‘Halk, İslamcı hareketlerle devlet yönetiminde söz sahibi olmayı amaçlıyor. Katılımcı demokrasiye ulaşabileceğini hesaplıyor.’’

Addi, bu hesabın yanlış olduğunu söylüyor.

Çünkü eğer sistem ranta dayalıysa, Allah adını kullanarak iktidara gelen parti de kendinden öncekilerin yaptığını yapacak, muhalefeti susturacak ve halkı yönetime katmamak için her türlü baskı yöntemini kullanacaktır.

Yani mesele İslamın demokrasi içinde eriyip erimeme meselesi değil, bir sistem meselesidir.

Katılımcı demokrasiyi hayata geçiren laik hukuk devleti, rüşvete geçit vermeyen şeffaf yönetim ve ekonomide müdahalesiz rekabet koşullarının hüküm sürdüğü ortamda zaten din de, devlet de birbirini rahat bırakacaktır.



X