Gündem Haberleri

    İŞİMİZ ÇOK ZOR…

    Hürriyet Haber
    28.04.2004 - 11:20 | Son Güncelleme:

    Sevgiili Serdar, Kıbrıs Rum Kesimi’nin AB’ye “banko” girişi, KKTC’nin işini baştan zora sokmuştu. Sokmuştu ama atı alan Üsküdar’ı nasıl geçmişti, bunu sorgulayan yok.

    Kıbrıs’ın kuzeyinde sanki Kızılderililer yaşıyormuş gibi davranan AB Parlamentosu, ne yapıp yapıp Kıbrıs’ı adım adım şemsiyesi altına aldı. Gerek Türkiye, gerek OHİ’ci Denktaş, Rum kesimin AB’ye girişine engel olmak için kılını bile kıpırdatmadı sayılır yıllar yılı. (Sezai Bayar)

    Tabii 1974 Barış Harekatı Fatih’i Ecevit ve hükümeti de.

    Referandumdan çıkan sonuca, her iki taraf için başarı diyenler var, başarısız diyenler de.

    Hiç kuşku duymadan söylemek gerekirse Rumlar “ölen ölür, kalan sağlar sizindir” politikasında başarılı oldular.

    Yani “Bizler Türkler’le birarada, federal bir yapıda yaşayamayız” dediler.

    Bu sadece Türk askerinin adada oluşundan değil.

    Bu sadece garantör ülke Türkiye’nin kendileri için tehdit oluşturduğundan değil.

    Ve bu sadece toprak bölüşümünde tesbit edilen orandan değil.

    Rum kesimi AB’li oldu ya, artık KKTC ile olan sorunların “azınlık sorunları” zeminine indirilmiş olacağını sanıyor.

    Yani Kızılderili muamelesi çekiyor.

    Bu gücünü de AB’den alıyor, alacak da.

    Açıkçası AB’nın referandum öncesi tutumundaki samimiyet bence bundan sonra daha etkili biçimde sorgulanmalı.

    Sadece KKTC için değil. Türkiye için de sorgulanmalı.

    Yani Türkiye’ye tarih verilmesi konusunda ben iyice karamsarlığa gömüldüm.

    600 bin nüfuslu Rum kesimi, 200 bin nüfuslu Türk kesimi ile yanyana yaşamaktan kaçıyor, bunu içine sindiremiyorsa, AB 70 milyon nüfuslu Türkiye’yi bir çırpına sinesine basıp bunu sindireceğini hiç sanmıyorum.

    AB, son tahlilde kuruluşun bir Hıristiyan Kulübü olduğunu kanıtladı.

    Bu kulüp ne başka dinden, ne de başka ırktan bir ülkeyi bu asrın sonuna kadar arasına almayacakmış gibi davranıyor.

    Tabii “AB yüzyılın sonuna kadar yaşar mı?” Yoksa tuzu kuru Almanya ve Fransa “buraya kadar” der mi onu kestirmek zor.

    Kestirdiğim şey AB’nin Türkiye’ye tarih vermesinin zor olduğu.

    Verse de, öyle 5-10 yıl içinde arasına almayacağı yolunda gelişebilir. Yani 20-30 yıla yayma niyetini şimdiden taşıdığı belli. O zaman da kim öle kim kala yani.

    Tabii bu niyetini açık açık belli etmeyecek. Yolumuza koyacağı mayınların nerde, ne zaman patlayacağını da bilemeyeceğiz.

    Yani ne kadar çalışırsak çalışalım ev ödevimiz bitmeyecek gibi.

    KKTC’de “yes annem”e karşılık Rumların “no annen” yanıtı Kıbrıs’ta birlikte yaşanılamayacağının son belgesi oldu.

    Sevgiler,

    Sezai

     

     

    Etiketler:
    

    EN ÇOK OKUNAN HABERLER

      Sayfa Başı