Gündem Haberleri

GÜNDEM

    IŞİD yöntemini reddediyoruz

    Deniz ZEYREK
    18 Eylül 2014 - 02:13Son Güncelleme : 18 Eylül 2014 - 02:13

    Başbakan Yardımcısı Yalçın Akdoğan, Türkiye’nin IŞİD’i desteklediğine dair iddiaları ‘psikolojik harp ürünü’ olarak niteleyerek, AK Parti felsefesinin IŞİD’in başvurduğu yöntemi reddettiğini kaydetti. Yayın kuruluşlarının Ankara temsilcileriyle buluşan Akdoğan, Cumhurbaşkanı ve Başbakan’ın değişmesiyle yeni bir dönemin başladığını vurguladı. ‘Kutuplaşma’nın şehir efsanesine döndüğünü savunan Akdoğan, “Kutuplaşma var söylemlerinden gına geldi” diyerek, gündemle ilgili şu mesajları verdi:

    KİMSE AK PARTİ’YE TOZ KONDURAMAZ

    “(Türkiye IŞİD’e destek oluyor iddiasına) Gazetecilik, yayıncılık faaliyetinin ötesinde bir psikolojik harekât yürütüldüğünü görüyoruz. Bunların bir kısmı doğrudan hükümeti, bir kısmı da genel olarak Türkiye’yi baskılamak için yapılan psikolojik harekât operasyonları. AK Parti’nin bütün siyaset felsefesi, varlık sebebi, bu konuda ortaya koyduğu duruş çok açıktır. Kimse AK Parti’ye toz konduramaz. AK Parti’nin varlık sebebi ve bütün fikriyatı bunun üzerine kurulmuştur ve bunlara şiddetle karşıdır. Kim olursa olsun, kimden gelirse gelsin, rengi ne olursa olsun yani etnik mezhebi, dini fark etmez. Bu yöntemi biz toptan, kategorik olarak reddediyoruz. Bölgedeki terörist unsurlar, bölgedeki her ülke, her iktidar ve hatta insanlık için bir tehlikedir, bir tehdittir.

    HASSASİYETİMİZ REHİNELER

    Rehineler meselesi temel hassasiyetimiz ve önceliğimiz şu anda. Bundan dolayı da birtakım açıklamaları daha özenli yapıyoruz. Bunu bilenler ve bu durumu aslında çok iyi anlayanlar da Türkiye burada daha ileri birtakım şeyler yapamaz diye üzerimize geliyorlar ve daha fazla sıkıştırmaya çalışıyorlar. Bu tabi sorumsuzluk.

    ‘PARALEL’DE BAŞARILIYIZ

    Devlet kurumlarında bunların bir şekilde etkisizleştirilmesinden daha önemli gördüğüm, bir farkındalık oluşturulması, yapının deşifre olması ve toplumda bunlarla ilgili bir güven sarsılması yaşanmasıdır. Bu işin ruhudur ve bu noktada ben başarılı olduğumuz kanaatindeyim. Bu hastalıklı yapı, yani devlet kurumları içinde devletin gücünü kullanarak devlete operasyon çeken, siyasi iktidarı düşürmeye çalışan, siyaset mühendisliğine soyunan, ülkeyi biz yönetiriz şeklinde vesayetçi yapı oluşturmak isteyen bu anlayışın deşifre olmasını önemsiyorum. Tabii bu uzun soluklu bir mücadele ve AK Parti’nin de mücadelesi değil, AK Parti’nin bir kavgası da değil. Bu devletin bir hukuk mücadelesi ve bence bir demokrasi mücadelesi.

    OKUL AÇMANIN ŞARTI BELLİ

    Kürtçe okul meselesi... Burada bir okul falan yok, işi şova çevirme, suiistimal etme durumu var. Ortada bir okul açılmış mı? Yok. Kürtçe eğitim verilmesi tartışması da yok. Yani siz kafanıza göre bir yerde ‘Ben burada hastane açtım, insanları tedavi etmeye başladım’ diyebilir misiniz? Orada imam hatip okulu da olsa buna izin verilmeyecekti. Siz okul açmak istiyorsanız bunun şartları bellidir. Siz bunların hiçbirini yapmıyorsunuz, ‘Ben buraya okul açtım ya, devlet de Kürtçeye karşı’. Şimdi çok ucuzculuk. Türkçe bütün okullarda resmi dildir. Türkçe her okulda mutlak dildir, onun dışındaki diyelim ki daha fazla sayıda ders Almanca, İngilizce, Arapça farklı dillerde verilebiliyor. Bizim yasaklayıcı, engelleyici bir tavrımız da söz konusu değil. Çözüm sürecini bu tür siyasi taktiklere kurban etmemek lazım. Bölgede son dönemde yol kesme, haraç alma, mahkeme kurma, iş makinesi yakma gibi birtakım eylemler de kırılganlık üreten eylemlerdir. Yani bölgedeki normalleşmeyi zayıflatan, çözüm süreci açısından kırılganlık ve risk üreten gelişmelerdir ve bölge halkı da bundan son derece rahatsızdır. Bu süreç var diye, hükümetin illegalite, hukuksuzluk, taşkınlık, asayiş olaylarını sineye çekelim gibi yaklaşımı söz konusu değildir.

    ERDOĞAN ANAYASA’DA NE VARSA ONU YAPAR

    (Cumhurbaşkanı yeni binaya taşındığında yeni bir yönetim modeli olur mu?) Binalarla modelite üretilmez. Bunlar ucuz yaklaşımlar. Böyle bir kaygı pompalama var. Yani Cumhurbaşkanı olursa her şeyi kontrol edecek, kendi elinde toplayacak, âdeta padişah yetkileri kullanacak vs. Tayyip Erdoğan, Anayasa ve yasalarda ne varsa onu yapar. Bunları zorlayacak bir işin içine girmez. Bunları eleştirebilir vs ayrı ama var olan anayasal düzen neyse ona uygun hareket eder.

    Etiketler:
    

      EN ÇOK OKUNANLAR

        Sayfa Başı