İşçinin maliyeti 47 bin 500 dolar, düşük kur üretimi vuruyor arkadaş

Vahap MUNYAR
22.10.2007 - 00:00 | Son Güncelleme:

Sabancı Holding Yönetim Kurulu Başkanı Güler Sabancı, "Türkiye yüksek reel faizle yabancı sermaye çekme modelinden vazgeçmeli. Yüksek faiz, düşük kur, Türkiye için sağlıklı değil. Bir lastik işçimizin yıllık 57 bin YTL’lik maliyetini 1.20 YTL’lik dolar kuruyla veya 1.6 YTL’lik kur hesabıyla bölün. Ortaya çıkan farktan düşük kurun üretimi nasıl vurduğunu görün" dedi.

SABANCI Holding Yönetim Kurulu Başkanı Güler Sabancı, Türkiye’de reel faizlerin yüksek olduğunu iki yıldır sıkça gündeme getirdiğini belirterek, "Maalesef Türk Lirası aşırı değerli. İnsanın kendi parasının değerli olması elbette gurur verir. Ancak, değerli TL, düşük kur, Türkiye için sağlıklı değil" dedi. Sabancı, düşük kurun maliyetlerini dolar bazında nasıl etkilediğini lastik işçisi ücretiyle örneklerken, "Brisa’da lastik işçimizin ortalama yıllık maliyeti 57 bin YTL. Bunu önce 1.20 YTL’lik dolar kuruna bölün, sonra 1.6 YTL’lik dolar kuruna bölün farkı görün. Sadece işçilik maliyetinden bakınca bile düşük kur üretimi vuruyor arkadaş" diye konuştu.

47 BİN 500 DOLAR: Güler Sabancı, lastik işçisi maliyetinin Türkiye’de diğer sektörlere oranla uzak ara önde olduğunu vurgularken, 57 bin YTL’lik yıllık ortalama maliyeti önce 1.20 YTL’ye böldük. Kurların mevcut düzeyinde Brisa’daki ortalama yıllık işçi maliyeti 47 bin 500 dolar çıktı. Aynı maliyeti 1.6 YTL’lik dolar kuruna bölünce 36 bin 500 dolara indi. İşçi başına maliyette ortalama 10 bin dolarlık bir farkın sadece döviz kurunun düşüklüğünden kaynaklandığı dikkati çekti.

BORCUMUZ YOK: Sabancı Holding’e bağlı Temsa’nın katılıp bir de ödül aldığı Belçika’daki Busworld Fuarı’nda soruları yanıtlayan Güler Sabancı, bir soru üzerine, "Grup olarak dolar borcumuz yok" yanıtını verdi. Sabancı Grubu’nun dolar bazında borçlu olmamasının yanısıra 500 milyon dolar artıda olduğu belirtildi.

ENFLASYON HEDEFLENSİN AMA: Ekonominin bütününe bakınca enflasyon hedeflemesinden yana olduklarını vurgulayan Güler Sabancı, şöyle konuştu: "Ancak, faizlerin mevcut düzeyi yüzde 6-7’lik yıllık enflasyona uymuyor. Reel faizler çok yüksek, Türk Lirası da aşırı değerli. Bu Türkiye için hem sağlıklı değil, hem de sürdürülebilir bir durum değil. Sadece yüksek faiz çıpasıyla yabancı sermaye çekme modelinden çıkmak lazım. Bekleyen reformları bir an önce yapıp, yabancı sermayeyi yatırıma çekecek ortamı hazırlayalım. Özelleştirmelere hız verelim."

YOL HARİTASI İYİ: Güler Sabancı, ekonomiden sorumlu Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Nazım Ekren’in açıkladığı ekonomik yol haritasıyla mutabık olduklarını ifade ederek, şu değerlendirmeyi yaptı: "Artık çalışmaları hızlandırmak lazım. Sosyal Güvenlik Reformu’yla ilgili çalışmaların yeniden başladığını sevinerek öğreniyoruz. Ama çizilen yol haritası doğrultusunda bir an önce yol almaya bakalım."

IMF’YLE YENİ ÇERÇEVE ÇİZELİM: Uluslararası Para Fonu’yla (IMF) ilişkilerde 3-4 yıl öncesine göre çok daha başka noktalara gelindiğini hatırlatan Sabancı, şunları dile getirdi: "Artık IMF’yle aynı anlaşmayı sürdürmeye gerek yok. Ancak, Türkiye’nin IMF gibi bağımsız kuruluşlara ihtiyacı var. İlişkileri koparmak doğru olmaz. Öyleyse IMF’yle yeni çerçeve çizip, ona göre yola devam etmek lazım."

Yeni iş kollarına kapalı değiliz

GÜLER Sabancı, "Halen 5 ana sektörde varsınız ve bunlara odaklanacağınızı söylüyorsunuz. Başka sektörlere girmeyi asla düşünmeyecek misiniz?" sorusu üzerine, "Önümüze çıkan fırsatlarda mevcut sektörlerde sinerjiye bakarız. Ayrıca yeni iş kollarına tümüyle kapalı da değiliz. Biz her yıl tüm şirketlerimizde, içinde bulunduğumuz sektörlerde bir üç yıllık, bir de 10 yıllık değerlendirme yapar ona göre yol alırız" diye konuştu.

Migros’la ilgileniyoruz

GÜLER Sabancı, bir soru üzerine, Koç Grubu’nun satışa çıkardığı Migros’la Fransız ortakları Carrefour’la birlikte Carrefoursa olarak ilgilendiklerini belirterek, "O sürecin içinde varız" dedi.

’Zararın neresinden dönersek kárdır’ dedik Gıdasa’yı sattık

GÜLER Sabancı, "Gıda işinde bir süre öncesine kadar büyüme planları yapıyordunuz. Piyale ile bisküviye girdiniz, piliç üretimine yöneldiniz. Ancak, sonunda gıda işini çatısı altında topladığınız Gıdasa’yı hem de ciddi borç yüküyle satmak üzere ön anlaşma imzaladınız. Sizin gibi büyük bir grupta bu affedilir bir durum mudur?" sorusu üzerine şöyle konuştu: "Gıda işinde çok güzel markalarımız var. Piyale çok güçlü bir marka. Saka Su aynı şekilde. Doğrudur, o günlerde gıda işine yüklendik. Piliç işine 35 milyon dolar yatırım yapmıştık. Kuş gribi olayı patladı, sonrasında belki bir o kadar daha harcamamız gerekecekti. Önce ondan çıktık. Gıda üretimiyle gıda perakendesini birlikte yürütmeyi doğru bulmadık. Carrefoursa’da ciddi bir gıda perakendesi var ve bu ortaklıktan çok memnunuz, büyümeye de kararlıyız. Bu durumda Gıdasa’yı satmayı uygun gördük ve ’Zararın neresinden dönersek kárdır’ mantığıyla baktık. Gıdasa’nın içinde çok güzel markalar var. Gıdasa’yı satış noktasına gelirken planlarımız ötesinde bir durum da yaşamadık. İş hayatında böyle kararlar vermek doğaldır. Anormal bir durum yok."
Etiketler:


EN ÇOK OKUNANLAR

    Sayfa Başı