İşçilerden genel grev provası

DHA / A.A
26 Mayıs 2010 - 09:19Son Güncelleme : 26 Mayıs 2010 - 13:21

Türk-İş, DİSK, Kamu-Sen ve KESK'in, çalışma yaşamındaki sorunlar ve Tekel işçilerinin durumuna dikkatİ çekmek amacıyla kararlaştırdığı “üretimden gelen gücün kullanılacağı genel eylem” başladı. Yurdun farklı bölgelerinden iş bırakma eylemine destek veren işçilerin sayısı giderek artarkeni İzmirde ise bir saatlik eyleminin tüm güne yayılabileceği açıklandı.
İstanbul'da "İş bırakma eylemi"ne katılan sendika üyelerinin tramvay hattını kullanarak yürümeleri nedeniyle Zeytinburnu- Kabataş seferleri yapılamadı. Ankara'da ise eylem nedeniyle Ziya Gökalp Caddesi çift taraflı trafiğe kapatıldı. Bu arada, Türk-İş Genel Merkezi önüne kendilerini zincirlemek isteyen, aralarında Tekel işçilerinin de bulunduğu bir grup ise gözaltına alındı.

Türk-İş'e yönelik protestolar artıyor

Zonguldaklı madencilerden eyleme destek / Foto Galeri

Kararın uygulanma biçiminin konfederasyonlara ve bağlı sendikalara bırakılması nedeniyle “hizmet üretmeme” eyleminin saat ve süresi farklılık gösterecek.
KESK üyeleri, “tüm gün hizmet üretmeme” kararı doğrultusunda mesai saati itibarıyla eylemi başlattı. Türk-İş, DİSK ve Türkiye Kamu-Sen üyeleri ise bazı iş yerlerinde mesai saatinin başlangıcında kararı hayata geçirdi. Bu üç konfederasyon eylemi, gün içinde en az bir saat uygulayacak.

DİSK Genel Sekreteri Tayfun Görgün, üyelerinin kararı bir saatten az olmamak şeklinde uygulayacağını, bazı iş yerlerinde özellikle İzmir'de hizmet üretmemenin tüm gün sürebileceğini bildirdi.

Hizmet üretmeyen çalışanlar gün içerisinde iş yerleri önünde yapacakları açıklamalarla taleplerini duyurmaya çalışacak. Konfederasyonların aldıkları ortak karar doğrultusunda iş yerlerinin önündeki açıklamaların 13.00-14.00 saatleri arasında gerçekleştirilmesi planlanıyor. Türk-İş Genel Başkanı Mustafa Kumlu, eylemle ilgili açıklamayı Zonguldak'ta maden işçileriyle birlikte yaptı.

BİR GRUP İŞÇİ GÖZ ALTINA ALINDI

Konfederasyonun bugünkü eylem kararına tepki gösteren grup, genel merkez önüne gelerek kararı protesto için kendilerini binaya zincirlemek istedi.

Gruptaki yaklaşık 10 kişi polis tarafından gözaltına alındı.

Müdahalenin duyulması üzerine, basın açıklaması için Ziya Gökalp Caddesi'nde toplanan gruplardan bazıları Türk-İş Genel Merkezi'ne yürüdü.

Gruptakiler, genel merkez önündeki polis barikatıyla durduruldu. Gruptakiler, Türk-İş yönetimini protesto eden sloganlar attı.

İŞÇİLERE DİSK BAŞKANI DA DESTEK VERDİ

DİSK Genel Başkanı Süleyman Çelebi, “Türkiye'de çalışma yaşamı adeta bir korku filmini anımsatıyor” dedi. Şişli Belediyesi Temizlik İşleri Müdürlüğünde çalışan DİSK üyesi işçiler, 1 saatlik iş bırakma eylemi yaptı.

Eylemde basın açıklaması yapan DİSK Genel Başkanı Süleyman Çelebi, eylemlerle sınıf dayanışmasının en güzel örneğini, ellerinden geldiğince vermeye çalıştıklarını belirtti.

Türkiye'de kuralsız, sendikasız, kayıt dışı ve güvencesiz çalışma ortamı bulunduğunu ifade eden Çelebi, “Türkiye'de çalışma yaşamı adeta korku filmini anımsatıyor. Son altı aydaki tablo ortada. 3 işletmede 63 madenci ihmaller zincirinin, kuralsızlığın, denetimsizliğin ve taşeronlaşmanın sonucunda hayatını kaybetti” dedi. Çelebi, işçi sınıfının adaletsizliğe ve kötü çalışma koşullarına sessiz kalmayacağını anlatarak, güvencesiz çalışma dayatmasına karşı omuz omuza mücadele vereceklerini söyledi.

Ölümlerin görmezden gelindiğini iddia eden Çelebi, “Biz madenlerde yaşanan ölümlerin, bu felaketlerin, kader olmadığı gibi tesadüf de olmadığını biliyoruz. Türkiye'nin iş kazaları ülke sıralamasında dünyada üçüncü, Avrupa'da ise birinci olması da mı kaderdir?” diye konuştu. Çelebi, bugün Türkiye'nin dört bir yanında yapacakları eylemlerle seslerini duyurmaya çalışacaklarına işaret ederek, Tekel işçilerinin direnişinin mücadelelerinin simgesi haline geldiğini kaydetti.
Türkiye'de çalışanların yalnızca yüzde 5'inin sendikalı olduğunu söyleyen Çelebi, sendikal yenilenmeye ihtiyaç duyulduğunu belirtti.

DİSK Genel Başkanı Çelebi, herkesi geleceğine sahip çıkmaya çağırarak, “Kıdem tazminatı hakkını ortadan kaldıracak her türlü yaklaşımdan vazgeçilmelidir. Kriz fırsatçılığı yapılarak emek haklarının gasbedilmesine son verilmelidir. Asgari ücret insanca yaşamaya yeterli ücret olarak belirlenmelidir. Çalışma hayatı, sözleşme biçimleri, çalışma süreleri ve ücret yönünden insan onuruna yakışır iş temelinde düzenlenmelidir” dedi.Açıklama sırasında pankart açıp slogan atan işçiler, açıklamadan sonra da iş yeri önündeki bekleyişlerini sürdürdü.

ZONGULDAK'TA MADENCİLER 1 SAAT İŞ BIRAKTI

Türkiye Taşkömürü Kurumu (TTK) Karadon Müessese Müdürlüğü maden ocağında madenciler, 17 Mayısta meydana gelen grizu patlamasında yaşamını yitirenleri andı, Türk-İş, DİSK, Kamu-Sen ve KESK'in çalışma yaşamındaki sorunlar ve Tekel işçilerinin durumuna dikkat çekmek amacıyla kararlaştırdığı “üretimden gelen gücün kullanılacağı genel eyleme” destek verdi.

Türk-İş Genel Başkanı Mustafa Kumlu, TTK Gelik İşletmesinde madencilere hitaben yaptığı konuşmada, grizu faciasında 30 madencinin hayatını kaybetmesinin üzüntüsünü yaşadıklarını söyledi.

Facianın teknik raporunun henüz açıklanmadığını, ancak olay yerini gören ve inceleyen herkesin işçi sağlığı ve iş güvenliği gereklerinin tam olarak yerine getirilmediğini, denetimlerin de yeterli olmadığını tespit ettiğini anlatan Kumlu, şöyle dedi:
“Yer üstünde çalışmak için bile eğitimin gerektiği göz önüne alınırsa insanların hiçbir eğitimden geçirilmeden yerin altına indirilmeleri hangi yaklaşımın ürünüdür anlamak mümkün değil. İşte bu nedenle madenci ölümleri kader değildir. Türkiye'nin madenci ölümlerini tarihe gömmek için işçi sağlığı ve iş güvenliği alanında her türlü önlemi alması gerekiyor.”

TAŞERONLAŞMAYA TEPKİ

Kumlu, madenciliğin vazgeçilebilecek sektör olmadığına işaret ederek, şunları kaydetti:

“Madenlerimiz ülkemizin zenginliğidir, ancak bunun bedeli maden ocaklarında kaybettiğimiz insanlar olmamalıdır. Riski asgariye indirmek iş verenlerin görevidir. Kurumun bir süredir taşeronlara iş vermesi iş sağlığı ve iş güvenliği problemlerinin artmasını beraberinde getirmiştir. Taşeron uygulaması diğer birçok iş kolunda da ölümlü iş kazalarına yol açmıştır. Madenler riskleri itibariyle taşeron işçiliğinin hiç kullanılmaması gereken yerlerdir. Taşeron işçiliği, sırf maliyetleri azaltmak için madenlerimize de sokulmuştur ve maalesef bu acı olayların yaşanmasına zemin hazırlanmıştır.”

Eve ekmek götürmek uğruna her türlü güvenceden yoksun olarak insanları yerin altına girmeye zorlayan en önemli faktörün işsizlik olduğunu savunan Kumlu, Türkiye'deki tüm iş yerlerinde üretimden gelen güçlerini kullanarak taleplerini dile getirdiklerini kaydetti.

Genel Maden İşçileri Sendikası Genel Başkanı Ramis Muslu da bugünkü eylemin taşeronlaşma ve iş güvensizliğine karşı yapıldığını belirterek, “1 işçimizi dahi artık kaybetmek istemiyoruz. Taşeron firmalar, hak edişleri verilerek ocaktan çekilmelidir” dedi.

Muslu, bazı kentlerde Türk-İş binalarının işgal edilmesine değindiği sırada bir maden işçisi, 'yaşanan olay işgal değil, arkadaşlarımız hakkını arıyor' diyerek tepki gösterdi. Bunun üzerine Muslu, eylemlerin fabrika, maden ocakları önlerinde yapılması gerektiğini, binaları işgal edenlerin arasında işçi olmayanların bulunduğunu savundu.

Kumlu ve Muslu, daha sonra TTK Karadon Müessese Müdürlüğündeki grizu faciasında yaşamını yitiren madencilerin cesetlerinin çıkarıldığı eski kuyu önünde de madencilere açıklamalarda bulundu.

SAĞLIKÇILAR DA EYLEME DESTEK VERİYOR

Sağlık Emekçileri Sendikası (SES) ve Ankara Tabip Odası üyeleri, “çalışmama hakkını kullanarak” iş bıraktı.

Sağlık çalışanları sabah saatlerinden itibaren iş bırakarak İbn-i Sina Hastanesi önünde bir araya geldi. Çalışanlar, “Herkes sağlık, güvenli gelecek” ve “Sağlık haktır, satılamaz” sloganları attı.

SES Ankara Şube Başkanı İbrahim Kara, burada yaptığı açıklamada, piyasalaştırma politikalarının emekçileri eşit ücret ve iş güvencesinden yoksun, kuralsız çalışma biçimleriyle karşı karşıya bıraktığını, hizmet alanların ise “paran kadar hizmet” anlayışıyla karşı karşıya kaldığını savundu.

Açlığın, yoksulluğun, işsizliğin “kader” olmadığını ifade eden Kara, bu anlayışa karşı çıkarak ülkenin dört bir yanında “grev” hakkını kullandıklarını söyledi.

Kara, taleplerini kadrolu ve güvenceli çalışma hakkı, insanca yaşanabilecek ücret, angarya ve fazla çalıştırmanın yasaklanması, toplu sözleşme ve grev hakkının anayasal güvenceye alınması ve herkese eşit, ücretsiz sağlık hakkı olarak sıraladı.

SES Genel Başkanı Bedriye Yorgun da, bugünkü eylem kararının 22 Şubat 2010'da dört konfederasyon tarafından alındığını anımsatarak, “İmzasının arkasında durmayanlar, imzalarının altında kalacaktır” dedi.

Açıklamanın ardından SES ve Ankara Tabip Odası üyeleri Kızılay Ziya Gökalp Caddesi'nde yapılacak ortak açıklama için yürüyüşe geçti.

Etiketler:


    EN ÇOK OKUNANLAR

      Sayfa Başı