« Hürriyet.com.tr
MENÜ

Isabella: ‘Yo la reyne: Ben, kraliçe!’

Katolik Isabella, her ne kadar İspanyol Kilisesi tarafından kutsal olarak anılmak istense de kraliçenin kalbi Tanrı için değil devletin gücü için atıyordu. İktidar uğruna Berberileri ve Yahudileri yurtlarından sürdüğü gibi, papayı bile kandırmıştı.

Hürriyet Haber
SON GÜNCELLEME
Katolik Isabella’nın günümüzde bile düşmanları var. Örneğin Usame Bin Ladin. Terörist başı, Dünya Ticaret Merkezi’ne yapılan saldırıların ardından El Cezire televizyonunda şu açıklamayı yapmıştı: ‘Bütün dünya bilmeli ki El Endülüs trajedisinin Filistin’de tekrarlanmasına izin vermeyeceğiz.’

El Endülüs? Berberiler 711 yılında kurulan İspanya’yı bu şekilde anıyorlardı. Ve 11 Mart 2004 tarihinde, Madrid’deki Atocha tren garında 191 kişinin ölümüne ve 1500 kişinin de yaralanmasına neden olan patlamalar da El Endülüs, Haçlı Seferleri, Kutsal Savaş ve yeniden kuruluş gibi dini notalardı. İslamcıların hálá bir hesaplaşması var.

Sonuçta Berberileri İspanya’dan kovan Kastilya Kraliçesi Isabella idi. Yarım yüzyıl sonra bile Arap dünyasındaki birçok kişi bu olayı hálá affedemiyor. Granada’nın 1492 yılında fethedilmesinden sonra Isabella, yüzyıllardan beri yürürlükte olan Reconquista’yı tamamlayarak İspanya’nın Hıristiyanlar tarafından yeniden kurulmasını sağladı.

Bu zafer onun için kocası Ferdinand ile birlikte Granada’ya gömülmeyi isteyecek kadar önemliydi. Yeni inşa edilen katedralin mermer mezar kitabesinde şunlar yazılı: ‘Muhammed tarikatını yok eden ve imansızlıkları ortadan kaldıran’.. Yoksa mezar yazıtı Hıristiyan köktendinciliği mi?

Din savaşçısı mı?

Her ne olursa olsun Katolik Isabella İspanya’da General Franco tarafından din savaşçısı olarak ilan edilmiştir. Isabella’nın AragÓnlu Ferdinand’la evlenerek ve Berberileri sürerek İspanyol ulusunu birleştirdiği, İspanya’nın da 16.yy’da dünya devletine yükseltecek temeli attığına inanılıyor. İspanyol Kilisesi bu nedenle 1958’ten beri Isabella’yı kutsamak istiyor. Fakat Vatikan’ın diğer dünya dinlerine saygısızlık etmek istememesi yüzünden Roma bu konuda çekimser. Sonuçta Isabella sadece Berberileri değil Yahudileri de sürmüştür. Kaldı ki Katolik Isabella’nın, Katolikliği bile kuşkuluydu.

Çünkü o bir din savaşçısı değildi. Din onun için en başta bir araç görevini görüyordu. Amaç ise devlet idi. ‘Yo la reyne’ (‘Ben, kraliçe’) ile onun isteği üzerine ‘Batı Hindistan’a’ yelken açan Kristof Kolomb’un vizesini imzalamıştı. Ludwig XIV’in ‘L’état c’est moi’ ile mutlakiyetin (saltçılık) temel tümcesini formüle etmesinden iki yüzyıl önce o ‘poderio real absoluto’, içinde taşıdığı mutlak kraliyet şiddetinden söz etmişti. Ve bununla başa çıkmak için de hiçbir kısıtlama yapmadı. Papayı dolandırdı ve dini terör aracı olarak kullandı. Isabel la catÓlica? Hayır. İsabel la estalinista!

Eşek yetiştirici

Isabella, 1451 yılında kral Johann II’nin kızı olarak Kastilya’da doğmuştu. Dört yaşına geldiğinde babası ölmüş ve annesi Portekizli İsabella delirmişti. Üvey ağabeyi Henri IV onu daha sonra saraya aldı. Isabella burada yaşadıklarıyla yaşama hazırlandı. Henri’nin ikna kabiliyeti yoktu. Kararsız fakat armoni bağımlısıydı Ğ soylu hizipçilerin topu gibi.

Henri, ilk evliliğinde on iki yıl boyunca çocuk sahibi olamayınca el impotente olarak alaya alınmıştı. Ve ikinci karısı nihayet bir kız çocuğu dünyaya getirince de çocuğun evlilik dışı olduğu iddia edilmiş ve onun yerine Isabella’yı tahtın varisi olarak kabul edilmişti. Çünkü on yedi yaşındaki bir kızın kontrol edilmesinin daha kolay olacağı düşünülmüştü.

Ama işler beklendiği gibi gelişmedi. İsabella tüm evlilik planlarını altüst ederek komşu AragÓn’un taht varisini eş olarak seçti: Ferdinand. Ferdinand, aristokrasiyi atlatabilmek için Valladolid’e eşek yetiştiricisi kılığında girmek zorunda kaldı.

Düğün burada küçük bir davetli topluluğu arasında 19 Ekim 1469 tarihinde gerçekleşti. Saray bu kadar başı buyruk davranışı hazmedemedi. Hatta Isabella, akraba olan Ferdinand’la evlenebilmek için gerekli papa izni üzerinde bile oynamıştı.

Engel tanımıyor

Prenses hiçbir engel tanımıyor, kocasını bile şoke ediyordu. Henri IV, 1474 yılında öldüğünde ve Isabella hemen ertesi gün kendisini Kastilya Krallığının ‘kraliçesi ve sahibi’ olarak ilan ettiğinde henüz babasının sarayında donup kalmış ve kral olmak istediği için büyük bir öfkeyle apar topar Kastilya’ya gitmişti. Ne var ki Isabella’nın karşısında hiçbir şansı kalmamıştı. Krallık unvanını onunla paylaşmış olsa da Isabella, Kastilya’nın tek hakimiydi.

İsabella’nın otuz yıllık yönetimi boyunca tek amacı Henri IV’ün dönemini sonsuza dek unutturmak idi. Kastilya o tarihlerde neredeyse köpeklere kalacaktı. Gençliğinde seyirci kalmak zorunda olduğu rezil gösteriler onu katı ve acımasız yapmıştı. Böyle bir şey asla yaşanmamalıydı.

Ve böylece hiçbir konuda özür tanımadı. Portekiz, miras kavgasında Isabella’nın planlarına karışmamanın daha iyi olduğunu öğrendi. Kendisine itaat etmeyen soyluları güçsüz kıldı.

Vatikan’ın skandalı

Papa’ya, İspanyol Kilisesini kraliyet yönetimi altına girmesi için baskı yaptı, yoksa Roma’yı haraca bağlayacaktı. Ve Santa Hernandad adındaki bir polis kuvveti, huzur ve düzeni bozan herkesin yaşamını karartıyordu. 1479 yılında kral olan Ferdinand tüm bu olaylarda Isabella’nın uysal yoldaşıydı.

İktidar hırsını geride bırakan Ferdinand’ın tüm çabası artık evlilik dışı bir çocuğun dünyaya gelmesini engellemekti. Fakat çift genel olarak birbiriyle uyumluydu. Sonuçta Ferdinand da kurnaz ve düzenbazdı.

Katolik krallar (Reyes CatÓlicos) unvanı bile dindarlığın bir kanıtı değil, İsabella ve Ferdinand’ın otoritesi için bir övgüydü. Ve bunu Papa Alexander VI sayesinde elde etmişlerdi.

Dokuz çocuklu Alexander bugün bile hálá Vatikan’ın en büyük skandalı olarak anılmakta. Bilindiği kadarıyla Alexander, kendi öz kızını bile hamile bırakmaktan çekinmemişti.

Isabella’nın hükümdarlığı İspanya için radikal bir dönüm noktasıdır. Onun zamanına kadar Hıristiyan olmayanlara karşı tarafsız bir tutum sergilenirken, yeni parola, fikrinden vazgeçme, katı davran ve peşini bırakma idi. Berberilere karşı yapılan savaş Reconquista, güney İspanya’nın egemenliğini genişletmekle kalmaktan çok bütünleştirici bir işlevi vardı.

Yahudileri sürdü

Kastilya ve AragÓn birlikte savaşa girmiş, aristokrasi devlete hizmet adına ganimet toplayabilmiş ve halka dini retorikle büyük bir olayı yani Hıristiyanlığın son Haçlı Seferini benimsemişti.

Isabella, Yahudileri de dini nedenlerden değil devletin iyiliği için sürmüştü. Yahudiler, Hıristiyanlığa geçen conversos’un tamamen asimile olmasını engelliyordu ki Katolik krallar bu konuda emindiler. Yahudiler İspanya’da yaşadıkları müddetçe, dönmelerin (konvertit) sayısı kabarık kalacaktı. Ve yeni Hıristiyanların bu kişilerle temas halinde olması, onların gerçekten inanan Hıristiyan cemaatine girmeleri engellenecekti.

Engizisyon, büyük koz

İsabella’nın en büyük kozu engizisyon idi. İlk başlarda sadece kilise hukuku olan engizisyonu Katolik Isabella, devlet kontrolünde işleyen bir din mahkemesi haline getirdi, bürokratik düzenlemeler yaptı. Suçluları toplamak, bilgi algılamak, dosyaları hazırlamak memurların görevi idi.

Dini kurallara uymamak Isabella’ya göre bir devlet suçu idi. Sonuçta günahkarlar yalnızca Tanrı’ya değil, Hıristiyan cemaatine de karşı gelmiş oluyorlar ve dolayısıyla da siyasi bir suç işliyorlardı.

Isabella bu yüzden Vatikan’a saltçılık için başvurarak engizisyona karşı gelen herkesi idam sephasına gönderiyordu. Tanrı’nın temsilcisi bile kendisini devletten üstün göremiyordu.

Diktatörlüğün yaratıcısı

Yargılananların toplum önünde yakılmaları, izleyenler için ibret olmuştu. İyi bir vatandaş olmak için krallığın kanunlarına saygı duymak ve vergileri ödemek yeterli değildi, aynı zamanda resmi inanca da bağlı kalmak zorunluydu.

Ve komşu bölgesinde günahkarlık sezenler bunu hemen bildirmek zorundaydılar. Bunun hiçbir tehlikesi yoktu. Çünkü şikayet edilen onu kimin ispiyonladığını ve neyle suçlandığını bile bilmiyordu. Bu işkenceyle ‘kendiliğinden’ ortaya çıkıyordu.

15.yy’ın sonlarında yeniçağın ilk totaliter devlet ilkesi kendini göstermiş ve Katoliklik devlet ideolojisi görevini görmüştür. Isabella’nın neredeyse ‘Stalinvari’ yönetiminde insanlar ister soylu olsun ister köylü hep yanlış bir şey söyleme veya düşünme korkusuyla yaşamışlardır.

Bu yazıyı aldığımız Die Zeit’ın bilim ekindeki yazi şöyle sürüyor: Katolik Isabella böylece iki kuşak sonra, de Posa markizinin, Katolik Isabella’nın torunu Philipp II’ye ‘Sir’e, düşünce özgürlüğü verin’ diye yalvardığı İspanyol diktatörlüğünün de yaratıcısı olmuştu.

Kastilya Kraliçesi’nin yaşamındaki önemli tarihler

1451 Madrigal’da dünyaya geldi

1469 AragÓnlu Ferdinand ile evlendi

1474 Segovia’da Kraliçe unvanını aldı

1481 Reconquista’nın başlangıcı

1492 Granada’nın fethi, Yahudilerin sürülmesi. Kolomb, İsabella’nın izniyle denize açılıyor.

1499 Tüm Berberilerin sürülmesi

1504 Medina del Campo’da öldü.

Bunları da Beğenebilirsiniz