"Cengiz Semercioğlu" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Cengiz Semercioğlu" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Cengiz Semercioğlu

Irkçılık yapıp farkında olmamak

Bizde ırkçılığın en ağırı yapılır ama buna garip şekilde şaka gözüyle bakılır...

“Gündüz feneri” denir mesela siyahlara...
“Yamyam” denir...
“Arap kızı camdan bakıyor” diye aşağılanır...
Ermeniler, Yahudiler, Rumlar için en aptalca şakalar yapılır...
Irkçılığın ve ayrımcılığın daniskasıdır bu.
Ancak cehaletin ırkçılığı örttüğü varsayılır; “Kötü bir niyet yok ki” denir...
Geçen ay Naziler’in Polonya’daki ölüm kampı Auschwitz’de Nazi selamı verdikleri için iki Türk gözaltına alındı.
Ölüm kampının kapısında Nazi selamıyla poz verip fotoğraf çektiriyorlar...
Şakalaşıyorlar akıllarınca... Aynı şey 2013’ün ekim ayında da olmuştu, bir başka Türk turist grubu tutuklanmıştı...
“Faşist bir rejimin tanıtımını yapmak ve Yahudilere hakaret” suçundan...
Yıllar önce benzer bir şey bizim de başımızdan geçmişti.
Alman şoförümüzün kullandığı araçla İsviçre’den Almanya’ya geçiyorduk...
Bizim kafalar da iyi, bir arkadaş başladı; “Deutschland Deutschland über alles” diye marş söylemeye...
Nazi döneminin ‘üstün ırka’ övgüler düzen marşıdır bu, bizimki farkında değil...
Kötü bir niyet yok, söyleyen arkadaş da ırkçı falan değil ama ne değişir...
Şoför hemen sağa çekti; “Bu yaptığınız Almanya’da suçtur. Söylemeye devam ederseniz yola devam edemem” dedi...
Dünyada ırkçılık suçtur ve şakası bile olmaz...
Ama Türkiye’de biz hâlâ öğrenemedik.

Hukuk skandalı

Dünkü yazım üzerine Halil Ergün aradı.
Yayından kalkan dizisi sonrasında yapımcıdan aldığı peşin parayı iade etmesine rağmen Yargıtay’ın verdiği karara tepkiliydi.
“Bu bir hukuk skandalı. Hukukçular hiç anlamadıkları oyunculuk ve emek konusunda yanlış karar verdiler” dedi.
Yapımcı Faruk Turgut’a alacakları için haciz kararı aldırması nedeniyle tepkiliydi...
Kısaca keyfi fena halde kaçmıştı Ergün’ün...

Uyanık Hülya!

Hülya Avşar’ın katıldığı “3 Adam” programına telefonla bir seyirci katılmış ve Avşar’ın giydiği beyaz tişörtü çok beğendiğini söylemiş...
Avşar da tişörtleri kendisinin tasarladığını ve isteyenin internetten alabileceğini söyleyerek, sitenin adını vermiş.
RTÜK bu kurnazca numarayı yememiş ve basmış cezayı Star TV’ye...
Çünkü programı arayan seyirci gerçek seyirci değil, ürünü pazarlamak için Avşar ya da program ekibi tarafından bulunmuş bir yol...
Birine aratmışlar, özellikle tişört sorusunu sordurmuşlar, Avşar da tişörtün reklamını yapmış.
RTÜK de bunu “gizli ticari reklam” olarak değerlendirip kanala 571 bin lira ceza kesmiş.
Ben burada RTÜK cezalarını sürekli eleştiriyorum ama bu kez doğru karar vermişler.
Uyanıklığa göz yummamışlar.
Not: Bu arada reklamını ben yapayım: Hülya Avşar’ın tasarladığı tişörtler gerçekten güzel ve dayanıklı...

Sultan’ın vasiyeti

İstanbul’un en güzel okullarından biri Eyüp sahildeki Reşadiye Mektebi’dir...
Harika bir mimarisi ve huzuru vardır.
Cumhuriyet sonrasında “Son sultanlardan birinin adı okulda olmaz” diyerek, 1927’de Eyüp Ortaokulu adını verdiler okula.
Sonra adını Ebussuud İlköğretim Okulu olarak değiştirdiler.
“Dağ Başını Duman Almış” marşı, beden eğitimi öğretmeni Selim Sırrı Tarcan tarafından ilk kez bu okulda çocuklara söyletilmiştir...
Binayı okul dışında kullanmak için çok uğraştılar ama Sultan Mehmet Reşat’ın okulun yanındaki türbesi ve vasiyeti engel oldu buna.
Sultan ölmeden önce “Her sabah çocukların sesiyle türbemde rahat yatacağım” diye vasiyet ettiği için okul dışında bir şey yapılamadı buraya.
Geçenlerde bu okulun önünden geçtim.
Ebussuud İmam Hatip Ortaokulu olmuş. Son mezunlarını geçen sene vermiş ve imam hatip olarak hizmet vermeye başlamış...
Pek çok ilköğretim okulu gibi imam hatibe çevrilen okullardan biri olmuş Reşadiye Mektebi...
Neyse ki Sultan’ın vasiyeti var, yoksa bina da çoktan Eyüp Belediyesi’nin hizmetine alınmış olacaktı...

“Tek gerçek” mi?

“Bir boşanma, beş senaryo, tek gerçek” diye Hürriyet Pazar’da Ali Tufan Koç’un yazısını okudum. “Bu boşanmadaki tek gerçek neymiş” diye çok aradım ama yazıda bulamadım.
Gazetelerde çıkan haberleri derlemiş Ali Tufan Koç...
Boşanma senaryolarını alt alta yazmış...
Gerçek boşanma sebebini de bulup yazsaydı tam olacaktı...
Bunu söyleyemediği için “senaryoları” eleştirmesi de havada kalmış açıkçası.
Zaten iki haftadır magazin basını bu gerçeği bulmaya çalışıyor, bulamadı...
Bu yüzden de senaryolar yazılıp duruyor... Bu işte tek bir gerçek olsaydı, çoktan bulunurdu.

X