Irkçılığa sıfır hoşgörü

Hürriyet Haber
24.08.2015 - 11:02 | Son Güncelleme:

Televizyon ekranlarına bakıyorum.Türkiye’nin tatil cenneti Bodrum.

Deniz, güneş, kumsal.
Bir yanda yaşamın tadını çıkaran, hayatlarını yaşayan insanlar...
Diğer yanda sokaklarda, parklarda, kumsallarda hayatta kalabilme mücadelesi veren Suriyeli, Iraklı, Pakistanlı, Afganistanlı ve Afrikalı sığınmacılar.

* * *

Televizyon ekranlarına bakıyorum.
Bodrum’un karşısındaki Yunanistan’ın Kos adası.
Orada da öyle...
Deniz, güneş, kumsal.
Bir yanda tatil yapan; denizin, güneşin, kumsalın keyfini çıkaran yerli ve yabancı turistler.
Diğer yanda kırık dökük teknelerle ölümü bile göze alarak kendilerini Avrupa’ya atabilmek için Kos’a geçmiş sığınmacılar.
Kızgın güneşin altında; sokaklarda, parklarda, kumsallarda yatıp kalkan aç susuz bebekler, çocuklar, anneler-babalar.

* * *

Televizyon ekranlarına bakıyorum.
Yunanistan’dan Mekedonya’ya, oradan da Sırbıstin üzerinden Macaristan’a veya başka Avrupa Birliği (AB) ülkelerine gitmek için can atan sığınmacılar.
Makedon polisi geçit vermiyor.
Çaresiz insanlar yükleniyor.
Polis biber gazı kullanarak, hatta zaman zaman şiddete başvurarak durdurmaya çalışıyor.
Bu müdahaleye rağmen bariyerleri aşıp kendilerini Makedonya’ya atanlar daha şanslı.
Selanik-Belgrad seferini yapan trene binebilmek için Makedonya’nın Gevgili garında yaşananlara bakıyorum.
Genç bir anne.
Kucağında küçücük bir bebek.
Sırtında diğer çocuğu ve çantası.
Çocuklarını ve kendisini vagonlardan birinin içine atabilmek için didiniyor...
Voganlara pencerelerden girebilmek için birbirleriyle yarışan insanlar.
Televizyon ekranlarına bakıyorum.
Sırbistan üzerinden Macaristan sınırına dayanan çaresiz insanlar.
Karşılarında dikenli teller.
Yani bir dönemler Doğu ile Batı’yı ayıran gibi yeni utanç duvarları...
Macar polisinin müdahelesine rağmen dikenli telleri aşan umut yolcuları...

* * *

Televizyon ekranlarına bakıyorum.
Dünyanın en zengin ülkeleri arasında ilk sıralarda yer alan Almanya.
Saksonya Eyaleti’ne bağlı Heidenau kenti.
16 bin 500 nüfuslu bir kent.
Belediye, boş duran eski bir binaya sığınmacı yerleştirilmesi için harekete geçmiş.
Ama aşırı sağcılar, yani Neonaziler, hayır diyor.
Tabii bunlara destek veren kent sakinleri de var.
Katılım yüksek olmasa da aşırı sağcı göstericiler şiddetten yana.
Polise taşla, sopayla, şişelerle ve havai fişekleriyle saldırıyorlar.
Sosyal Demokrat Partili (SPD) Federal Adalet Bakanı Heiko Maas, “Ülkemizde insanların tehdit edilmesine ve saldırıya uğramalarına asla hoşgörülü davranamayız. Hukuk devleti tum imkanlarıyla bunun üzerine kararlı bir biçimde gitmeli” diyor.
SPD’li politikacı, “Yabancı düşmanlığına ve ırkçılığa karşı sıfır hoşgörü” diyor.
Hıristiyan Demokrat Birlik Partili (CDU) Federal İçişleri Bakanı Thomas de Maiziere de öyle.
“Alman makamların görevini yerine getirmelerinin engellenmesini kabullenmemiz mümkün değildir. Buna hiçbir şekilde izin vermeyeceğiz” diyor.
Yalnız politikacılar değil, Almanya’da sıradan vatandaşlar da tepkili aşırı sağa.
Heidenau’da da öyle.
Sağduyulu ve duyarlı insanlardan oluşan Nazisiz Dresden girişimi Heidenau’da karşı gösteri düzenliyor.
Sığınmacılara “Hoş geldiniz” gösterisi.
Neonazi yandaşlarının tepkilerine rağmen ilk sığınmacı grubu boş duran o binaya yerleştiriliyor.
Yapılan kamuoyu yoklamalarına bakıyorum.
Almanların yüzde 67’si “Almanya olarak biz daha fazla sığınmacı alabiliriz” diyor.
Yani Almanların çok büyük bir bölümü insancıl bir tutum sergiliyor.
Alman politikacılar bu sese daha fazla ve daha ciddi bir biçimde kulak verirlerse bundan Almanya kazançlı çıkar.
Tabii insanlık da...

Etiketler: Ahmet Külahçı


EN ÇOK OKUNAN HABERLER

    Sayfa Başı