Gündem Haberleri

GÜNDEM

    İranlılar bombaladı biz bekçiyi oyaladık

    Hürriyet Haber
    08.05.2000 - 00:00 | Son Güncelleme: 08.05.2000 - 00:01

    Mumcu operasyonunda inanılmaz ilişkiler

    Kod adı ‘İğneci’den müşhiş itiraflar

    TEVHİD-i Selam örgütünün yöneticilerin olan ‘İğneci’ kod adlı Yusuf Karakuş, Mumcu suikastını İranlılar'ın planladığını ve bombayı İranlılar'ın koyduğunu açıkladı. Karakuş, suikastta kendilerinin de gözcülük yaptıklarını ve evin yakınlarındaki bekçiyi lafa tutup oyaladıklarını söyledi. Yusuf Karakuş'un, Terörle Mücadele Şube Müdürlüğü'nde verdiği ifadesinde şunları söylediği belirtildi:

    BİZE ÖĞRETTİLER

    ‘‘11 yıl önce eğitim için İran'ın Kum kentine gittik. Orada bir kampta, Türkiye'den getirilen başka kişiler de vardı. Burada, Savama ajanları tarafından hem teorik hem de pratik bilgiler verildi. Her türlü ateşli silahı kullanmayı, yakın dövüşü, bomba yapımını öğrendik. Türkiye'ye döndükten bir süre sonra, Savama ajanları Hasan Kılıç ve Mehmet Ali Tekin aracılığıyla bizimle bağlantı kurdular. Abdülhamit Çelik ile birlikte Ankara'ya gidip, bir mescitte sadece kod adlarını bildiğimiz İranlılar'la buluştuk. Bize, ülkeyi kaosa sokmak için ünlü bir gazeteciye suikast planladıklarını söylediler. Kendilerine bazı konularda yardımcı olmamızı istediler. Birlikte Uğur Mumcu'nun oturduğu sokağa gidip keşif yaptık. Bombayı onlar hazırlamıştı. Biz Abdülhamit ile birlikte bombanın yerleştirildiği gün sokağın başındaki bekçi kulübesine gidip oradaki bekçiyi lafa tutarken İranlılar bombayı Mumcu'nun arabasına yerleştirdiler. Daha sonra biz İstanbul'a döndük, İranlılar'ın ise bir süre daha Türkiye'de kaldıklarını duydum.’’

    500 BİN DOLAR

    Mumcu suikastinden sonra arkadaşı Muzaffer Dağdeviren ile birlikte Bosna'ya gidip Sırplara karşı savaşan Karakuş, geri döndüklerinde Mumcu suikasti ile ilgili olarak Tevhid Selam örgütü yöneticilerinin İranlılar'dan 500 bin dolar aldıklarını öğrendiklerini söyledi. Karakuş'un ifadesinde, ‘‘Para olayından sonra örgüt yöneticileriyle aramızda bir kopukluk oldu. Bu yüzden daha önceden tanıdığımız Hizbullah örgütü üyesi arkadaşmız Murat Filiz ile görüştük, konuyşu ona aktardık’’ dediği bildirildi.

    KAMHİ SİPARİŞİ

    İranlıların işadamı Jak Kamhi'ye yönelik suikast girişimi için kendilerinden yardım istediğini de öne süren Yusuf Karakuş, ‘‘Bizim istediğimiz parayı fazla bulunca işi başka bir gruba yaptırdılar. O gruptakiler işi ellerine yüzlerine bulaştırdı. Eylemden hemen sonra yakalandılar. Bunun üzerine İranlılar aceleyle Türkiye'yi terk ettiler.’’ dedi.

    AJANI KAÇIRDIK

    İranlılar için daha önce de 250 bin dolar karşılığında 29 Aralık 1992 günü Erenköy'de oturan Şah'ın özel koruması ve İran İnsan Hakları ve Temel Özgürlükler Örgütü üyesi Abbas Golizade'yi kaçırıp Gemlik'te bir evde Savama ajanlarına teslim ettiklerini söyleyen Karakuş, 1995 ve 1996 yıllarında, İkitelli'deki Hürriyet Medya Towers'a atılan bombaları da kendisinin yaptını söyledi.

    MALKİ'DEN YARGILANDI

    Karakuş, 12 Eylül sonrasında Bursa'da ülkü ocakları davasında, Nesim Malki cinayeti sanıklarından Mehmet Sünbül ile birlikte yargılanmıştı. Bursa Cezaevi'nde yatarken Gaziantep Cezaevi'ne sevk edilen Karakuş, burada Hizbullah'ın İlim kanadı üyeleriyle birlikte aynı koğuşta kalırken onların görüşünü benimsedi. Cezaevinden çıktıktan sonra irtibata geçtiği Hizbullah yöneticileri tarafından İran'a gönderildi. Burada yaklaşık 2 yıl boyunca hem ideolojik hem de silahlı mücadele konusunda eğitim gördü.

    HİZBULLAH'TAN KOPTU

    Kurs boyunca Türkiye'den gelen başka gruplarla birlikte eğitim gören Karakuş, Tevhid-i Selam grubu üyeleriyle tanıştı. Tevhid-i Selam grubu üyesi Hasan Kılıç, Mehmet Şahin ve Abdülhamit Çelik ile birlikte iki yıla yakın eğitim gördükten sonra Türkiye'ye dönen, ancak bu kişilerin irtibatını kesmeyen Karakuş, Hizbullah'tan koparak bu gruba katıldı. Karakuş, daha sonra arkadaşı eski ülkücü Muzaffer Dağdeviren'i de gruba kattı.

    Basına soruşturma

    İstanbul DGM Cumhuriyet Başsavcı Vekili Aykut Cengiz Engin, Mumcu suikasti ile ilgili olarak İstanbul'da düzenlenen yasadışı örgüt operasyonuna ilişkin detaylı haber veren gazete ve televizyon kanalları hakkında, yayın yasağına uymadıkları gerekçesiyle soruşturma başlattığını bildirdi. Başsavcı Vekili Aykut Cengiz Engin, soruşturmanın selameti açısından bu konuda yayın yasağı koyduklarını hatırlatarak, bu nedenlesoruşturmanın içeriğine ilişkin detaylar hakkında bilgi vermesinin mümkün olmadığını söyledi. Engin, dün bazı gazete ve televizyonların, zanlıların isimleri de dahil olmak üzere yayın yasağına uymayacak şekilde haberler yayınladığını bildirdi. Engin, bu konuda detaylı haber veren gazete ve televizyon kanalları hakkında, yayın yasağına uymadıkları gerekçesiyle soruşturma başlattığını kaydetti.

    Selam'ın eski sahibi

    Tevhid Selam örgütü üyelerinin çevresinde toplandığı Selam Gazetesi'nin eski sabihi olan Hasan Kılıç'ın İranlılarla bağlantıyı sağladığı öne sürülüyor. Kılıç'ın Mumcu suikastinden sonra İranlılardan 500 bin dolar aldığı iddia ediliyor.

    Kurye

    Ak sakalı, temiz yüzü ile hiç şüphe çekmeyen Arif Tarı, Fatih'teki evinde yakalandı. Örgütün cezaevindeki yöneticileri ile dışarıdaki yöneticileri arasında kuryelik yaptığı belirlenen Tarı, polisleri karşısında görünce şaşkına döndü.

    Eski Selam'cı

    Çeçenistan'da Ruslarla savaş sürerken eskiden çalıştığı Selam Gazetesi adına bölgeye giden Mehmet Ali Tekin burada esir düştü. Daha sonra serbest bırakılan Tekin'in Türkiye'ye döndükten sonra Selam Gazetesi'ni de bıraktı.

    Eski ülkücü

    Eski Ülkücü Muzaffer Dağdeviren, arkadaşı Yusuf Karakuş aracılığıyla Tevhid Selam örgütüne katıldı. Çek, senet tahsilatı işleri de yaptığı öne sürülen Dağdeviren, bir ara Karakuş ve bazı arkadaşları ile birlikte Bosna'ya giderek Sırplara karşı da savaştı.

    Yine aynı İranlı

    MUMCU suikastı sanıklarından, Tevhid-i Selam örgütü yöneticilerinden Yusuf Karakuş'un sorgusu sırasında fotoğraftan teşhis ettiği İranlı'nın, İstanbul Başkonsolosluğu'nda görevli Muhsin Karger Azad olduğu belirtildi.

    Molla rejimi karşıtı Halkın Mücahitleri Örgütü'nün iki önemli elemanı Zehra Racabi ile Ali Panah Moradi, 21 Şubat 1996'da Aksaray'da kaldıkları evde öldürüldüler. Yakalanıp tutuklanan İranlı Reza Berzeger, Türk istihbaratının çektiği fotoğraflardan birinde, 2 cinayeti işleyen tetikçilerden birini teşhis etti. ‘‘Cellat’’ kod adlı tetikçi Muhsin Karger Azad’dı.

    Azad'ın adı daha önce de Hürriyet Genel Yayın Yönetmeni Çetin Emeç'e suikastın sanığı İrfan Çağrıcı'nın ifadelerinde geçmişti. Moradi ve Racabi cinayetlerinin azmettiricisi ve tetikçisi olduğu öne sürülen diğer İran diplomatının da Muhammed Reza Behrouz Monech olduğu iddia edilmişti. Mumcu suikastı sonrasında gözaltına alınan Selam Gazetesi eski çalışanı Abdülhamit Çelik de Aksaray'daki çifte cinayetin ardından tutuklanmıştı. İranlı diplomat Azad'ın İran'a kaçtığı ileri sürüldü.

    Etiketler:
    

      EN ÇOK OKUNANLAR

        Sayfa Başı