Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

İran ve Devrim

Hadi ULUENGİN

Hedef ve sonuçları ne olursa olsun şeylerin doğal seyrine omuz atan veya onların sıradan evrimlerine çelme takan devrimler siyaset sosyolojisinde istisnai, zaman diliminde de geçici ‘momentum’ anlarıdır.

Meksika örneğindeki gibi ‘Kurumsal Devrimci Parti’ türünden garabetler ortaya çıksa da, hiçbir devrim ilelebet devam etmez. Kıyamete kadar uzanmaz.

Nitekim, 1789 ertesindeki esas ‘ihtilal’ kavisini oluşturan ve Fransız Jakobenlerinin giyotinde kelle biçtiği 1793 ‘terör dönemi’ dahi toplam kırk iki gün sürmüştür. Hemen ardından uslanma ve törpülenme süreci başlamıştır.

Öte yandan, 1917 Bolşevik darbesinden sonra Lenin ve şurekası zapt-u rapt iktidarını oturtmak için bin bir teori uydurarak ‘devrim’in kalıcılığından dem vurmuş olsalar bile, aslında yalnız devrimin adı yadigar kalmıştır.

Zaten Sovyetler Birliği de rahmetli olup tarihin çöplüğüne atılmıştır.

Aynı şey bir de Çin'de tekrarlanmıştır. ‘Kültür Devrimi’ denilen cinnet ve cinayet yıllarının nihayetinde ‘sosyalist piyasa ekonomisi’ ismini taşıyan ve en vahşi devlet kapitalizmine tekabül eden bugünlere varılmıştır.

Dolayısıyla, istisnasız bütün devrimler bazen göreceli kısa, bazen de daha geniş bir zaman dilimi ertesinde dinamiklerini yitirirler ve ‘ehlileşirler’.

* * *

İRAN İslam Devrimi de böyle bir ‘ehlileşme’ sürecinin en sancılı zirvesine şu sıralarda tırmanıyor. On dokuz yıl önce gerçekleşen ve Saddam'ın dışarıdan kışkırttığı Irak savaşına abanarak iç dinamiklerini nispeten uzun bir dönem koruyabilen ‘Ayetullah devrimi’ zaten çoktandır bitmişti. Barutu tüketmişti.

Ne var ki teokrasi devletinin yöneticileri olarak hızla ‘burjuvalaşan’ molla sınıfı Şah rejiminin hezeyanlarından dolayı kendisine destek vermiş olan şehirli proleter ve orta katmanlardan kopmasına rağmen ‘devrim’ retoriğini sürdürmüş ve tıpkı müteveffa Sovyet İmparatorluğu'nda ‘ihtilal’ adına ihtilal paryalarına hükmeden kızıl aristokrasi gibi kendi ayrıcalıklarına sarılmıştı.

Ama halk kitlelerinin tepkisi ve hoşnutsuzluğu nispi demokrasi olanağından yararlandı ve liberal Muhammed Hatemi ezici çoğunlukla cumhurbaşkanı seçildi.

Toplumun doğal evrimi ‘devrim’ lafazanlarını biraz daha susturdu.

* * *

OYSA, bugün Acem alemindeki en gerici akım olarak şekillenen molla sınıfı hala önemli oranda ortak olduğu iktidarı kolay kolay bırakmak niyetinde değil.

Ruhani ‘Rehber’ Ali Kameni aracılığıyla hayat memat mücadelesi veriyor.

Özgürlükçü Hatemi'nin kanatları altına giren ve şehircilik alanında büyük başarı kazanan Tahran Belediye Başkanı Gulamhüseyin Kerbasçi'nin on gün önce teokrat zaptiyeler tarafından ‘yolsuzluk’ iddiasıyla tutuklanması da işte yukarıdaki iktidar mücadelesinin şimdi vardığı zirve noktayı ortaya koyuyor.

Kerbasçi'nin tevkifi aleni ve zincirleme bir komplo operasyonuyla önce yine liberal İçişleri Bakanı Abdullah Nuri'nin, sonra da bizzat Cumhurbaşkanı Hatemi'nin tasfiyesini hedefleyerek İran'daki dönüşümü engellemeyi amaçlıyor.

Devrim'i ‘ehlileştirmek’ zorunluluğunu kavramış sivil ve demokrat unsurlar körleşmiş bir ‘devrim’ kılıcını sallayan ‘vahşilerin’ saldırısına uğruyor.

* * *

KİM kazanacak ? Soruya kesin cevap vermek için müneccimbaşı olmak gerek...

Lakin tarihi deneylerin ispatladığı nesnel bir gerçek var ki diğer tüm devrimler gibi İran Devrimi de mutlaka ‘ehlileşecektir’.

Molla zaptiyeler bugün özgürlükçü ve sivil Tahran Belediye Başkanını kodese tıksalar da, özgürlük ve sivillik yarın başka yerde filiz verecektir.

Çünkü toplumların hayatında bütün müdaheleci devrimler istisnai ve geçici, fakat bütün doğal evrimler aynı toplumların hayatında kaidevi ve kalıcıdır.













X