Dünya Haberleri

DÜNYA

    İran, Türkiye'den 'olumlu rol' bekliyor

    A.A.
    19.01.2011 - 12:15 | Son Güncelleme: 19.01.2011 - 12:15

    İran'ın BM Daimi Temsilcisi Büyükelçi Muhammed Hazayi, iki gün sonra başlayacak İstanbul görüşmeleriyle ilgili olarak “Türkiye'deki kardeşlerimizin görüşmelerin daha verimli geçmesi için olumlu rol oynayacaklarını biliyoruz” dedi.

    Büyükelçi Hazayi, İran'ın BM Daimi Temsilciliğinde, İstanbul'da 21-22 Ocak 2011 tarihleri arasında İran ile 5 1 ülkeleri (Güvenlik Konseyi'nin 5 daimi üyesi ve Almanya) arasında düzenlenecek görüşmeler öncesinde, BM'de temsil edilen bir grup gazeteciye açıklamalarda bulundu ve soruları yanıtladı.

    Cenevre görüşmelerinin İran ile 5 1 ülkeleri arasında olumlu bir adım olduğunu belirten Hazayi, İran'ın, İstanbul'da da faydalı ve ciddi görüşmelerde bulunmayı ve İstanbul görüşmelerini başarılı kılmayı istediğini ifade etti. İran'ın İstanbul'da görüşmede bulunmak istemesinin zaman kazanmak için giriştiği bir taktik olmadığının altını çizen Hazayi, “Umarız İstanbul'da adil ve karşılıklı saygı temelinde ciddi, yapıcı ve önkoşulsuz müzakerelerde bulunabiliriz, böylece karşılıklı güven kurabiliriz” diye konuştu.

    İstanbul'da amacın işbirliği için ortak zemin yaratmak olduğunu belirten Hazayi, görüşmeler öncesinde İran tarafının “kapsamlı bir paketi karşı tarafa” sunduğunu, İran'ın nükleer enerjiyi barışçıl amaçlarla kullanma hakkının ise asla müzakere edilemeyeceğini, bunun İran'ın vazgeçilmez ve devredilemez hakkı olduğunu vurguladı.

    İran'ın bölgesinde ve dünyada hiçbir ülkeye karşı olmadığını, işbirliğinden yana olduğunu söyleyen Hazayi, “Bize karşı uygulanan ne siyasi baskılara ne de ekonomik yaptırımlara karşılık vereceğiz” dedi. Bu kapsamda kendilerine karşı uygulanan “havuç ve sopa” politikasının da başarısız ve etkisiz olduğunun görüldüğünü belirten Hazayi, ancak “İran tehdit edilirse ona göre davranır” dedi.

    İstanbul'da müzakerelerin iyi niyetle sürdürülmesi gerektiğini ve görüşmelerde Afganistan, Irak, Ortadoğu'daki durum, uyuşturucuyla mücadele, silahsızlanma ve nükleer silahların yayılmasının önlenmesi gibi konularda Batı ülkeleriyle işbirliği yapmaya hazır olduklarını belirten Hazayi, İstanbul görüşmelerinde karşı tarafın, bölgesindeki ve dünyadaki sorunların çözümüne katkıda bulunan İran'ın potansiyelinden yararlanma fırsatının bulunduğunu da söyledi.

    ABD'nin ve bazı Batı ülkelerinin başta Afganistan olmak üzere dış politika uygulamalarının yanlış hesaplamalardan dolayı büyük maliyete ve zarara yolaçtığını savunan Hazayi, Afganistan'daki durumun “çıkmaz savaşa” dönüştüğü yorumunu yaptı. İran'ın başta Afganistan olmak üzere bölgesindeki sorunlara yapıcı katkıda bulunduğunu, Irak seçimlerinde olumlu rol oynadığını belirten İran Daimi Temsilcisi, İran'ın bölgede barış istediğini söyledi.

    İstanbul görüşmelerinin, gelecekteki görüşmeler için “siyasi bir platform, bir yol haritası” olmasını umut ettiğini ifade eden Hazayi, İran'ın Ortadoğu bölgesinde yurtiçi milli hasıla açısından Suudi Arabistan'ın hemen arkasında ikinci sırada yeraldığını, askeri, ekonomik ve siyasi açıdan İran'ın son derece ağırlığı olan bir ülke olduğunu vurguladı.

    SORULAR

    Hazayi, AA muhabirinin İstanbul görüşmelerine Türkiye'nin evsahipliği yapmasını nasıl değerlendirdiklerini sorması üzerine Türkiye ile geleneksel olarak yüzyıllardır devam eden iyi ilişkilere sahip olduklarını, ilişkilerde bir sorun ya da belirsizlik bulunmadığını, İran Dışişleri Bakan Vekili Ali Ekber Salihi'nin de kısa süre önce Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu ile görüştüğünü söyledi.

    Türkiye ve Brezilya'nın Tehran Bildirisinin imzalanmasında son derece büyük rol oynadıklarını vurgulayan Hazayi, Batılı ülkelerle görüşmelerin İstanbul'da yapılacak olmasının bu anlamda uygun olduğunu söyledi. Hazayi, “Türkiye'deki kardeşlerimizin görüşmelerin daha verimli geçmesi için olumlu rol oynayacaklarını biliyoruz” diye konuştu. Hazayi, İstanbul'da 5 1 ülkeleriyle müzakere yapacaklarını, ama bu durumun diğer ülkeleri, bölgesel konuların çözümünde de olumlu etkisi olabilecek bu önemli müzakerelerden dışlamak anlamına gelmemesi gerektiğini söyledi.

    Hazayi, İsrail ve Amerikan istihbarat servislerinin, İran'ın nükleer programını sabote etmek amacıyla “Stuxnet” adlı bir bilgisayar virüsü geliştirdikleri yönünde çıkan haberlerle ilgili olarak ise bu haberlerin doğru olduğunu, ancak İran'ın barışçıl olan nükleer programına zarar veremediklerini söyledi. Hazayi bu kapsamda İranlı masum bilimadamlarının öldürüldüğünü de söyledi.

    İstanbul'daki görüşmelerde sözettiği “yol haritasının” nasıl olması gerektiğinin sorulması üzerine ise Hazayi, terörle ve uyuşturucuyla mücadelede, bölge sorunlarının çözümünde, ekonomide, nükleer silahların yayılmasının önlenmesinde işbirliği yapılmasını ve beraber çalışılmasını, “işbirliği platformu” kurulmasını istediklerini söyledi.

    Tehran Bildirisinin halen geçerliliğini koruduğunu da söyleyen Hazayi, ama durumun değişebileceği işaretini de verdi. İran'da kanser hastalarının tedavisi için acil olarak radyoaktif izotopa ihtiyaçları olduğunu, bunun karşılanmasına yönelik tekliflere açık olduklarını vurgulayan Hazayi, Nükleer Slahların Yayılmasının Önlenmesi Antlaşması (NPT) yükümlülükleri çerçevesinde buna hakları olduğunu ifade etti.

    İstanbul'da ABD ile ayrıca müzakerede bulunup bulunmayacaklarının sorulması üzerine, “ABD ile direk müzakere o anki duruma bağlı, ama biz ilke olarak oraya tek ülkeyle değil, toplu olarak ülkeler grubuyla müzakere etmeye gidiyoruz” diye konuştu.

    Yaptırımların İran'ı etkileyip etkilemediğinin sorulması üzerine, İran Büyükelçisi, yaptırımların ve siyasi baskının, İran'ın barışçıl olarak nükleer programını sürdürmesini durdurmayacağını, bu konuda İran'da herkesin hemfikir olduğunu söyledi. Nükleer silah üretilmesine dini inançlar açısından da karşı olduklarını vurgulayan Hazayi, İran'ın nükleer silaha sahip olmadan bölgesinde son derece güçlü bir ülke olduğunu vurguladı. Yaptırımların ülkenin ekonomisinde bazı etkilerinin olduğu işaretini veren Hazayi, ancak İranlılar'ın günlük hayatlarına devam ettiklerini, yaptırımların etkilerinden korunduklarını savundu.

    İstanbul'daki görüşmelerde “neyin yeni” olacağının sorulması üzerine ise Hazayi, “İran, karşı tarafla işbirliği yapmaya kararlı olduğu alanları söylüyor ve karşı taraf da ciddiyse bunu yapabiliriz. Beğenin ya da beğenmeyin İran bölgede güçlü bir oyuncu, evet nükleer kapasitesiyle, ama elbette barışçıl olarak” dedi.

    “OBAMA'NIN POLİTİKASI BAŞARILI OLAMADI”

    Obama'nın İran'a yaklaşımında Bush dönemine göre değişiklik olup olmadığının sorulması üzerine ise Hazayi, Obama'nın iki yıl önce İran'la iletişime geçeceğine yönelik sözlerini yerine getirmediğini, Bush döneminin bazı hatalarını tekrarladığını da belirtti.

    Hazayi, “Biz bu niyetin, politikanın ya da sloganın İslam ülkeleriyle ilişkiler de dahil pekçok alanda başarılı olamadığına inanıyoruz. Bush dönemindeki bazı hatalar bugün yine tekrarlanıyor. Bugün kimi Kongre üyeleri Irak'a yeni yaptırımlar getirilmesini istiyor” dedi.

    Muhammed Hazayi, İran'a karşı Batı ülkelerinin bugüne dek iyi niyetle yaklaştıklarına inanmadıklarını da belirtti.

    Hazayi Lübnan'la ilgili bir soru üzerine ise, Hizbullah'ın adını vermeden, bazı siyasi gruplara karşı adil davranılmadığını savundu ve Lübnan'da istikrarlı bir hükümetin kurulmasını istediklerini belirtti.

    Lübnan'ın 2005 yılında öldürülen başbakanı Refik Hariri'nin suikastini soruşturan Özel Mahkemenin siyasileştirildiğini de savunan Hazayi, sahte tanıkların herkesi yanılttığını ileri sürdü. Hazayi, İran'ın hiçbir zaman herhangi bir terör eylemine ya da suikaste karışmadığını da vurguladı.

    Hazayi, “İran ve Batılı ülkeler görüşmelerde anlaşmaya varamazlarsa, İsrail, Suriye ya da Lübnan'a saldırırsa, İran'ın bu iki ülkeyi savunmaya hazır olup olmadığının” sorulması üzerine ise, “Biz böyle tehlikeli bir durumun meydana geleceğine inanmıyoruz. Bölgede herhangi bir ülkeye karşı bir saldırının ya da savaş başlatmanın ateşle oynamak anlamına geldiğini herkes biliyor. Bu bölgede ateş çıkarsa tüm dünyada çıkar, biz izole edilmiş bir yerden sözetmiyoruz, Ortadoğu'dan sözediyoruz. Ortadoğu tüm dünyanın enerji kaynağı, siyasi hırsların kesiştiği yer. İslam ülkeleri belki bazı konularda farklı görüşlere sahip olabilir ama tehditler karşısında onların birleşmiş olarak görürsünüz. Zaten böyle birşeyin olacağını da düşünmüyorum” dedi.

    Etiketler:
    

      EN ÇOK OKUNANLAR

        Sayfa Başı