Gündem Haberleri

    İran’ın çıkarlarına göre oy kullanırız

    Yalçın DOĞAN
    12.02.2006 - 00:00 | Son Güncelleme:

    Yolun Sonu’nda on gün/images/100/0x0/55eabc74f018fbb8f8936c41

    Humeyni’yi 1 Şubat 1979’da Tahran’a getiren Fransız uçağını İran şimdi satın alıp, müzeye dönüştürmek istiyor. 11 Şubat 79’da İslam Devrimi ilan ediliyor.

    Şubat başı Kerbela olayının yıldönümü, kendilerini zincire vurarak, bunu anma törenleri.

    Nükleer enerji tartışmaları, bölgeyi tehdit eden boyuta uzanıyor. Ortadoğu yeniden korkulu rüyanın eşiğinde.

    Ahmedinecad cumhurbaşkanı seçildikten sonra, rejimin yumuşamasına son veren, İslam Devrimi’nin katı uygulamasına dönen işaretler veriyor.

    Bu durumda, İran’a gitmenin tam zamanı!.. Karikatür ayaklanmasından günlük yaşama, cuma namazından nükleer gerilime, futboldan Yahudi asıllı İranlılara kadar geniş bir yelpazede İran insanı çok çekiyor.

    Tahran, Yolların Sonu anlamına geliyor. Son on günümü, değerli meslektaşım Sebati Karakurt’la birlikte Yolların Sonu’nda, Tahran’da geçiriyorum.

    Orada yaşananlar, bir ulusun dramatik sancısına denk düşüyor. Sebati ile ben, on gün boyunca buna tanıklık ediyoruz. Birkaç gün daha sizin de tanıklığınıza sunuyoruz.

    İRANLI YAHUDİLER

    Kendi milletvekillerini kendileri seçiyor

    özel okullarda İbranice öğreniyor/images/100/0x0/55eabc74f018fbb8f8936c43

    İran Ordusu’nda askerlik yapıyorlar

    Yahudiler’in İran’a yerleşmesi eski tarihlere dayanıyor bildiğim kadarıyla.

    - Yahudi toplumu, 2700 yıl önce İran’a göç etti. Buradaki en eski topluluklardan biri. Babil’in işgalinden sonra buraya göç etmişler.

    Kaç Yahudi yaşıyor bugün İran’da?

    - İslam Devrimi öncesinde 100 bin Yahudi vardı. Şimdi 25 bin kadar var.

    İslam Devrimi altında Yahudi olarak yaşamak kolay değil herhalde.

    - Hayır, değil. Örneğin, bugün kamu kuruluşlarında çalışan Yahudiler var. Diğerleri de, serbest meslek sahibi. İnşaat, ilaç, kumaş ticareti yapıyor. Çok sayıda doktor var.

    Nerelerde yaşıyorlar?

    - Devrim öncesi bütün kentlerde, şimdi daha çok Tahran, Şiraz, İsfahan ağırlıkta.

    Siz burada örgütlü müsünüz?

    - İran Yahudiler Derneği var. Yahudi topluluğunun yasal, dini sorunlarını çözmeye yönelik çalışmalar yürütüyor. Kültür faaliyetinde bulunuyor.

    Siyasal örgütlenmesi var mı?

    - Yok.

    Siz nasıl milletvekili seçildiniz?

    - Sinagoglarda sandık kuruluyor. Kendi aramızda çıkardığımız adaylardan birini seçiyoruz. Dört aday vardı, ben seçildim. İslam Devrimi sonrasında oluşan ilk parlamentoda iki Yahudi milletvekili vardı, sonra nüfusa göre, bire düştü. Ben iki dönemdir seçiliyorum.

    BİR ASURİ, BİR ZERDÜŞT İKİ DE ERMENİ VAR

    Başka azınlık milletvekili var mı?

    - Bir Asuri, bir Zerdüşt, iki Ermeni var.

    Siz Meclis’te ait olduğunuz topluluğun dışında, neyi temsil ediyorsunuz?

    - Meclis’te şu anda üç grup var: Bağımsızlar, reformcular, muhafazakarlar. Ben 20 kişilik bağımsız grupla hareket ediyorum.

    Neye göre oy kullanıyorsunuz?

    - İran’ın çıkarlarına göre.

    İran’ın çıkarlarıyla Yahudi toplumunun çıkarları çeliştiğinde nasıl oy kullanıyorsunuz?

    - İran Yahudileri’nin önceliği, doğduğu yere aşkla bağlı olmaktır.

    Birkaç gün önce, 212 İran milletvekili ortak bildiri yayınlayarak, Cumhurbaşkanı Mahmud Ahmedinecad’ın nükleer enerji politikasını desteklediğini açıkladı. ABD ve Batı’yı kınadı. Sizin imzanız var mı o bildiride?

    - Bu son bildiride yok, çünkü o gün ben Meclis’te değildim tesadüfen. Ama, ondan önce Batı’nın nükleer enerjide çifte standardını eleştiren başka bildirilerde imzam var.

    Sizin nükleer enerji sorununda tavrınız nedir?

    - Nükleer enerji çalışması yapmak, İran halkının doğal hakkıdır. Enerji, siyasal boyuta sürüklendi. ABD’nin tavrı, ABD-İran ilişkilerini yeniden gölgeledi. Eski siyasal anlaşmazlıkların devamıdır bu.

    İBRANİCE EĞİTİM VEREN ÖZEL OKULLAR

    Resmi tutumla aynı paraleldesiniz, peki, özel yaşam biçiminde bir paralellik var mı?

    - Dini azınlıklar burada kendi geleneklerine göre özgürce yaşıyor. Ayrıca, kadın/erkek ayrımı yok.

    Size ait okul, yayın organı ve benzeri sosyal kurumlar var mı?

    - Özel TV’ye zaten izin yok. TV devlet tekelinde. İki dergimiz var. İbranice eğitim veren özel okullar var. İsterse oraya, isterse devlet okuluna gider. Devlet okuluna gidenler, tatil olan cuma günleri özel okula gidiyor.

    Ahmedinecad, İsrail’i çok ağır biçimde eleştiriyor.

    - Nereden gelirse gelsin, şiddete karşı hep birlikte karşı çıkmalıyız. Müslümanlar, Hıristiyanlar, Museviler hep birlikte barış içinde yaşamalıyız.

    İran-Irak Savaşı’nda buradaki Yahudilerin tutumu ne oldu?

    - Savaşa fiilen katılan çok Yahudi vardı. Ben de, Kuzistan’da cephe gerisinde savaştım. Şu anda İran Ordusu’nda askerlik yapan 100 kadar Yahudi var.

    İran, Hamedan doğumlu, ama fiziksel açıdan İranlıya benzer yanı yok. Mavi gözlü, kumral saçlı, beyaz tenli. İran vatandaşı, hatta İran Meclisi’nde milletvekili.

    İlk adı Moris ırkını, soyadı Motamed, bulunduğu, ait olduğu yeri gösteriyor. Moris Motamed, İranlı bir Yahudi. Şu anda İran Meclisi’nde tek Yahudi milletvekili. İnşaat mühendisi. Sohbet onun Tahran’ın ana caddelerinden birindeki bürosunda.

    KENDİ GÖRÜŞÜDÜR

    Ahmedinecad, İsrail haritadan kaldırılmalıdır, dedi.

    - Onun kendi görüşüdür.

    Şaron ölsün, dedi.

    - Söyledim, bize ne, kendi görüşüdür.

    TAHRAN’DAKİ SİNAGOGDA TEVRAT OKUMASI

    Kapıdan içeri girince, bahçede çocuk sesleri. Başlarında kipa.

    Binaya girince, geniş bir salon. Muhtemelen anneleri, başları, İran’daki tüm kadınlar gibi örtülü.

    Daha çok yoksulların yaşadığı Tahran’ın güney bölgesi. Yusuf Abad Sinagogu orada. Salonun bir köşesinde beş-altı çocuk, başlarında bir öğretmen. Tevrat okuyorlar. Din dersi alıyorlar.

    Hava yağışlı, sokak çamurlu, salonda yerler bu çamur izleriyle dolu. Hafif de sigara izmaritleri. Ben yerlere şöyle dikkatlice bakınca, kadınlardan biri atılıyor, "Her gün temizleniyor, ama çabuk kirleniyor" diyor.

    Salon bir kütüphaneye açılıyor. Kütüphanenin öteki köşesi, aynı zamanda dinsel tören yapılan, dua okunan yer. İçeride birkaç kişi kitap okuyor, bir grup kadın da, din tartışmasında.

    Tahran’da sinagog, binası, bakımı, görüntüsüyle, bana ikinci sınıf yerlerden biri gibi geliyor. Ama, katı bir İslam Devleti varlığında, mollaların yönetimindeki bir ülkede, yine de farklı bir dine gösterilen saygının ifadesi.

    İRAN’DA MİLLETVEKİLİ DOKUNULMAZLIĞI

    YOK, AYLIK MAAŞLARI 3 BİN DOLAR

    İran’da siyasetçiler mal varlığı bildiriminde bulunuyor mu?

    - Hayır, bulunmuyor. Ama, şimdi bu tartışma açıldı.

    Milletvekili dokunulmazlığı?

    - Kürsüde söylenen sözlerde iftira ve saygısızlık olursa, dava açılabiliyor. Ayrıca, geçenlerde örneğin polis bana trafik cezası kesti.

    Dokunulmazlık pek yok anlaşılan. Milletvekili aylığı ne kadar?

    - Üç bin dolara geliyor değişik katkılarla.

    Emeklilik?

    - Hayır, emeklilik yok. Milletvekilliği bitiyor, para, pul, emeklilik, hepsi geride kalıyor.

    Lojman?

    - O da, yok. Ama, milletvekili iken, kiranın belli bir miktarını devlet ödüyor.

    HAMAS’IN ZAFERİ BARIŞA GİDEN YOLDUR

    Filistin’de seçimleri Hamas kazandı.

    - Kazanacağı belliydi. Hamas’ın zaferi, barışa giden yoldur. Şu ana kadar silahlı mücadele eden grup, şimdi politik sorumluluk taşıyor. İnşallah, barışa ağırlık verir.

    İsrail sizin gibi düşünmüyor.

    - İsrail Devleti onların kazanmasından rahatsız, bu benim görüşüm.

    İran, Hamas’ın kazanmasını dünyada coşkuyla alkışlayan ülkelerin başında geliyor. Sizin bu görüşünüzde, İran’daki alkışların payı var mı?

    - Ben Hamas’ın barış getireceğine inanıyorum.

    Hastaların yüzde 98’i Müslüman

    Hazreti Musa ile Harun’un resmi bu duvarda, On Emir’le birlikte, Humeyni ile Hamaney’in resmi karşı duvarda. Makam masasında ise, Hanuka, Yahudiler’in kutsal şamdanı.

    Burası başhekimin odası. Tahran’da özel Yahudi hastanesi. Doktor Sefir Hastanesi. Ana girişte, "Kendi cinsinden olanı, kendin gibi sev" yazıyor.

    İlginç olan, bu hastaneyi bilen çok az Tahranlı var. Buna rağmen, hastanede tedavi gören ya da başvuranların yüzde 98’i Müslüman.

    Hastane İran Yahudi Derneği’ne bağlı. 63 yıl önce kuruluyor. Tedavi dışında, hastalara gıda yardımında bulunuyor. Hastane müdürü yıllardır burada çalışan başhemşire Ferangiz Hasidi. Başhekim ise, tıp fakültesini Şiraz’da okumuş, cerrah Siamek Morsadık. İkisi de İranlı Yahudi.

    102 yataklı hastanede günde yirmi ameliyat yapılıyor.

    Ahmedinecad Mehdi’yi bekliyor/images/100/0x0/55eabc74f018fbb8f8936c45

    Işıl ışıl neon lambalarıyla yazılan pankartlar 8-10 metre büyüklüğünde. Tahran’ı otuz kilometre uzunluğunda, kuzeyden güneye kesen Valiasr Caddesi bu pankartlarla aydınlanıyor: "Senin uğruna canımı vermeye hazırım. (...) Ne Zaman Geleceksin. (...) Seni büyük sabırsızlıkla bekliyoruz. (...) Hasretinden ölüyoruz."

    Geçen yıl Tahran Belediye Başkanı iken, bugünkü Cumhurbaşkanı Ahmedinecad İran halkına bu pankartlarla sesleniyor. Uğrunda ölmeye hazır olduğu kişi, 12. İmam Mehdi. İran büyük sabırsızlıkla Mehdi’yi bekliyor.

    1979 İran Devrimi lideri Humeyni, İran İslam Cumhuriyeti’ni Mehdi’nin beklenmesi üzerine ilan ediyor. Mehdi’yi beklemek, bir anlamda bugünkü şeriat yönetiminin temel taşı. Yönetim bunun üzerine kurulu.

    VELAYET-İ FAKİH

    Mehdi’yi beklerken oluşan kurum, Velayet-i Fakih, Humeyni tarafından yorumlanıyor ve İslam Cumhuriyeti bunun üzerine kuruluyor. Humeyni’nin ölümünden sonra, 1989’da Velayet-i Fakih Hamaney’e geçiyor. Yönetimin en tepesindeki kişi, dini lider o.

    Dini lideri Ulemalar Meclisi seçiyor. Ulemalar Meclisi’ni halk seçiyor. Bu Meclis’in Başkan Yardımcısı eski Cumhurbaşkanı ve Ahmedinecad’a karşı seçimi kaybeden Rafsancani. Ulemalar Meclisi seçimi gelecek yıl.

    Dini lider silahlı kuvvetlerin ve devrim muhafızlarının komutanı. Cumhurbaşkanı, dini liderden sonra geliyor.

    ZAMANI, ÇOK HALKLA TEK TEK GÖRÜŞÜYOR

    Seçiliyor, ama iktidar olamıyor. Seçilmek ayrı, iktidar olmak ayrı.

    Ahmedinecad şimdi iktidar olabilmek için, çeşitli yollar deniyor. Hepsi popülist nitelikte.

    Örneğin, kendisinden önceki cumhurbaşkanı Hatemi’nin bir VIP uçağı var, özel uçak. Fransa’dan alınmış. Ahmedinecad, bu uçağın koltuklarını söktürüyor ve İran Hava Yolları’na devrederek, "halk kullansın" diyor.

    Ya da sık sık İran içinde gezilere çıkıyor. Gittiği yerlerin önceliği, kendi yaptırdığı fakirlik sıralamasına göre. Gezilere en yoksul yerlerden başlıyor. Oralarda "Benim zamanım çok" diyerek, halkı tek tek dinliyor. Hemen o anda, "Buraya ek bütçeden, şu kadar para veriyorum" kararıyla, petrol gelirlerinin toplandığı fondan, para aktarıyor.

    Oysa, o fon yönetimi Meclis’e ait. Meclis, Ahmedinecad’ın o andaki ruh haline göre, halka dağıttığı parayı serbest bıraksa bir türlü, bırakmasa bir türlü.

    SÖNÜK FAR DARBESİ

    Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde Ahmedinecad hemen hiç bir gösterişli miting düzenlemiyor. Sloganı, "adalet ve petrol gelirlerinden halka pay vermek".

    İsrail ile mücadele edeceğini, ayrıca nükleer enerji araştırma ve uranyum zenginleştirme projelerinin İran’ın hakkı olduğunu, seçim sırasında ilan ediyor.

    Tam o günlerde dini lider Hamaney yaptığı açıklamada, "Yeni Cumhurbaşkanı genç ve temiz biri olsun" diyerek, reformcu adaylardan birini işaret ediyor. Ne var ki, halk genç ve temiz sözünden, Ahmedinecad’a destek anlamını çıkartıyor.

    Seçime katılan altı aday arasında reformcuların üç adayı var. Ama, ikinci tura onların hiçbiri kalamıyor. Ahmedinecad eski Cumhurbaşkanı Rafsancani ile ikinci turda yarışıyor.

    Ahmedinecad "Yolsuzlukları önleyeceğim, petrol ve ulaştırmada mafyayı temizleyeceğim" diyor. Petrol ve Ulaştırma Bakanlıklarında çalışan Rafsancani’nin iki oğlu hemen istifa ediyor. Ama, çok geç. Seçimi on milyona karşı onyedi milyon oyla kazanıyor.

    Kampanyasında hiç gösteriş yok. Üç ay sırtında aynı montla dolaşıyor. İran siyasetinin deyimiyle, sönük far darbesi yapıyor. Yani, saman altından su yürütüyor.


    Bağcıklı ayakkabı

    Ahmedinecad’ın en yakın danışmanı Haşemiye Samere. Devrim sonrası Başbakanlarından Bahoner’in yeğeni. Ama, asıl özelliği, Ayetullah Mesbahyezdi’nin müridi olması. Mesbahyezdi, bugünkü dini lider Hamaney’in yerine oynuyor. Samere’nin ise daha parlak fikirleri var:

    "Temiz giyinen diplomatların, yabancılarla ilişkisi vardır. Bağcıklı ayakkabı giyenler, kötü Müslümanlardır, çünkü namaza hazır değillerdir."

    Yetkiler Rafsancani’ye

    On altı yıl sonra ilk kez, Rafsancani, Hamaney’in isteği ile Kum kentine giderek, Ayetullahlar’la görüşüyor.

    Bu çok anlamlı. Çünkü Hamaney, Ahmedinecad’ın nükleer enerji politikasını desteklese bile, onun aşırı davranışlarından rahatsız. İran’ı maceraya sürükleyeceği kaygısını taşıyor.

    Bu arada Hamaney çok önemli bir karar vererek, kendisine ait olan yasama, yürütme ve yargı denetimini Rafsancani’ye devrediyor.

    Seçimi kaybeden, seçimi kazananı denetleyen konuma yükseliyor. Bunun siyasal pratikte yeri var.

    Rafsancani Devlet Uzlaştırma Konseyi Başkanı. Bu konsey, Meclis ile Anayasayı Koruyucular Konseyi arasında anlaşmazlığı çözüyor. Altı hukukçu ile altı din adamından oluşan Koruyucular Konseyi milletvekili ile cumhurbaşkanı adaylarını onaylıyor. Ayrıca, yasaların şeriata ve anayasaya uygunluğunu denetliyor. Sistemin en etkin kurumu. Meclis’in üstünde. Uzlaştırma Konseyi Başkanı olarak Rafsancani şimdi dini liderden sonra ikinci adam.

    İran’da, içten içe kaynayan bir iktidar savaşı var. Savaş kendini ilk anda gösteriyor. Ahmedinecad doğal olarak, en güvendiği adamlarından bir kabine oluşturuyor. Kabinenin Meclis onayından geçmesi, bakanların tek tek güven oyu alması gerek.

    Ne var ki, dört bakan Meclis’ten onay alamıyor. Ahmedinecad çok uğraşsa bile, bu engeli aşamıyor.

    RIZA FONU İLE KOLAY EVLİLİK

    Fon adını, oniki imamdan biri olan, İmam Rıza’dan alıyor. Oniki imam arasında, bilinen mezarının İran’da olduğuna inanılan imam.

    Rıza Fonu, evlenecek olan gençlere para rızasının yolunu açıyor. Çocuklar genç, birbirlerini seviyor, evlenmeye karar veriyor. Ama, paraları yok.

    İmdada Rıza Fonu yetişiyor. Ahmedinecad’ın iktidar olma çabaları içinde, en çok yer tutan projelerden biri bu.

    Evlenecek gençlere, bu fondan yardım etmek. Halk arasında, seçildiğinden bu yana, ki aradan sekiz ay geçiyor, elle tutulur yaptığı tek iş diye nitelenen konu, Rıza Fonu. Gençler fondan memnun, ama bütçeyi düşünen devletin iktisatçıları bu uygulamalardan memnun değil.

    SİYAH ATKILI GRUP

    Resmi kuruluş şemasının dışında, hem siyasal, hem vurucu tim gibi davranan guruplar var.

    Siyasal grupların önde geleni, Hüccetiye Grubu. Hüccet, kanıt anlamında, ama İran siyasetinde, Mehdi’nin dünyaya dönerek, dünyayı kötülüklerden arındıracağına inanan grubun adı. Mehdi geliyor ve dünyayı kurtarıyor.

    Ahmedinecad bu grupta. Belediye Başkanı iken, onun için ışıl ışıl neon lambalarıyla, Mehdi’ye çağrıda bulunuyor ve yalvarıyor.

    Bu siyasal gurubun vurucu timi ise, Besiç. Devrim Muhafızlarının gönüllü sivil örgütü. Her yerde üyesi ve odası var. Örneğin, üniversitede, kamu kurumlarında, yurtlarda temsilcisi var. Köylere kadar örgütlü.

    Kadın ve erkek üyeleri var. Siyah, kareli atkı takıyorlar. Ahmedinecad’ı bu grup destekliyor. İran siyasal yelpazesindeki en muhafazakar ekip.

    "Adına reform denilen, gerçekte İslam Devrimi’nden verilen ödünlerle, rejim amacından sapmıştır. Şimdi Humeyni dönemine dönmek gerek."

    Temel felsefeleri bu.

    YARIN HÜRRİYET’TE

    KADIN-ERKEK, RADİKAL-REFORMCU, İRAN’I BİRLEŞTİREN NÜKLEER ENERJİ
    Etiketler:
    

    EN ÇOK OKUNAN HABERLER

      Sayfa Başı