Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

İran ile gaz anlaşmasını araştırdım

PETROL meselelerinde iyimser ile kötümser arasındaki fark, kötümserin genelde konu hakkında daha fazla bilgi sahibi olmasından kaynaklanırmış.

Bilenler böyle diyor.

Türkiye ile İran arasında cuma günü imzalanan enerji anlaşması, her ne kadar önemli bir adım olsa da, "enerjide kartların değiştiği, Rusya’nın doğal gaz tekelinin kırılacağı" gibi kesin yargılara varmak içi çok erken.

Her şeyden önce Enerji Bakanı Hilmi Güler ile İran Petrol Bakanı Kazım Veziri Hamaneh’in imzaladıkları nihai anlaşma değil. Bir "memorandum of understanding" yani bir mutabakat belgesi. Bir ön anlaşma.

Dünya enerji sektörünün tozlu rafları böyle ön anlaşmalarla doludur.

Bunların kesinleşmesi, ayrıntılı incelemelerin, pazarlıkların ve tabii ki enerji piyasalarının büyük aktörlerinin etkileyeceği dengelerin denk gelmesiyle mümkün.

İran Ulusal Petrol Şirketi NİOC’un uluslararası ilişkiler bölümü başkanı Hüccetullah Ghanimifard, İran haber ajanslarına yaptığı açıklamada, Türkmenistan ve İran gazının Türkiye üzerinden Avrupa’ya taşınmasını öngören görüşmelerin önümüzdeki ay sonuçlanacağını söyledi.

Buna göre projenin yapısı, yatırım biçimi, sermaye paylaşımı önümüzdeki ay yani seçimlerden sonra belli olacak. Olursa tabii. Boru hatlarının inşası da ayrı bir sorun.

* * *

MUTABAKAT
belgesi bir başka önemli konuyu içeriyor. Dünyanın önemli doğal gaz rezervlerinin bulunduğu Güney Pers sahasının üç fazında Türkiye’ye yatırım olanağı tanıyor.

Bu mutabakatın kesinleşmesi ise İranlı yetkililere göre, "dört ile altı ayı" alabilir.

Ancak İranlı yetkililer bu anlaşmanın geri ödemeli olacağını söylüyorlar. Yani Güney Pers Sahası’nda üretim tesislerini yapacak yabancı firmaların yaptığı harcamalar, yatırım bedeli ödenene kadar "belli bir süre" bedava doğal gaz ile karşılanacak.

İran, dünyanın ikinci en büyük petrol ve doğal gaz rezervlerine sahip ülkesi olsa da enerji alt yapısı çok eski ve zayıf halde.

Bu alanda yabancı yatırıma şiddetle ihtiyacı var. Nükleer kriz nedeniyle köşeye en fazla sıkıştığı bu dönemde, yatırımcılar açısından pek cazip görülmüyor.

Dolayısıyla, Türkiye’nin yapacağı alt yapı yatırımları İran açısından önem kazanıyor. Bu anlaşma, Türkiye’ye sahalarda uzun vadeli üretim hakkı ya da pay sağlayacaksa, uluslararası baskılara göğüs germeye değer.

Çünkü bu girişimin, BM kararlarıyla çelişme olasılığı da var. Ankara, yaptırımların sınırına girmediği görüşünde olsa bile.

* * *

AVRUPA
’yı Rus doğal gazına bağımlılıktan kurtarmak üzere geliştirilen Nabucco, Rusya’nın geçen ay İtalyan enerji şirketi ENİ ile imzaladığı doğal gaz petrol boru attı anlaşması ile zora girdi. Nabucco’nun hayata geçememesinde, Avrupa enerji kulisleri Türkiye’nin AB ile ilişkilerindeki hayal kırıklığını etkili görüyorlar.

Türkiye’nin de üyesi bulunduğu Nabucco Konsorsiyumu’nun başındaki Avusturya’nın Dışişleri Bakanı’na Ankara’da randevu verilmemesinden tutun da, şimdi altıncı partner olarak katılmak isteyen Fransa’nın Gaz de France şirketine kırmızı kart gösterilmesine kadar çeşitli olaylar bu söylentileri besliyor.

Şimdi İran ile varılan mutabakat ile "Nabuco projesini kurtardım" demek kolay değil.

Zaten bu o kadar önemli bir adım ki, gerçekten sonuç isteniyorsa ağır olmakta yarar var.

Ne demişler, ağır ol molla desinler. Şaka bir tarafa, bu mutabakatı nihai anlaşma diye lanse etmek seçim öncesi prim toplama çabası olarak yorumlanabilir.
X