"Sedat Ergin" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Sedat Ergin" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Sedat Ergin

İran dosyasıyla yatıp kalkmaya hazır mısınız arkadaşlar

BAŞBAKAN Recep Tayyip Erdoğan’ın Washington ziyaretinin önümüzdeki döneme ilişkin en çarpıcı sonucunun İran konusunda üstleneceği arabuluculuk rolü üzerinde ortaya çıktığını rahatlıkla söyleyebiliriz.

* Önümüzdeki haftalarda sabahları İran’ın nükleer programı ile uyanıp, geceleri de yine aynı konuyla gözlerimizi kapatmaya şimdiden hazır olalım. Zenginleştirilmiş uranyumun takası konusunda gidip gelen öneriler, ABD’nin yaptırım tehditleri, İran’ın karşı manevraları ile Türk Başbakanı ve Dışişleri Bakanı’nın tırmanan bu krizi halletmek için yürütecekleri mekik diplomasisi önümüzdeki dönemde gündemimizin en önemli başlıklarını oluşturacak.

ERDOĞAN OBAMA’YA İRAN’IN MESAJINI GÖTÜRDÜ

* Bu çerçevede Türkiye’nin oynayacağı rolü analiz edebilmek ve önümüzde günlerde neler olabileceğini kestirebilmek için hemen gezinin öncesine dönüp, geçen pazar günü Başbakan’ı ABD’ye götüren ANA uçağının içinde geçen bir diyaloga projektör tutmamız gerekiyor.


*
Erdoğan,
uçakta gazetecilere Beyaz Saray’a “İran’ın görüşlerini de anlatacağını” belirttikten sonra “İran’a bir seyahat yaptık. Onların kanaatlerini de aldık. İran’ın nükleer müzakerecisi Celili Ankara’daydı; onunla da bunları konuştuk. Bunları Amerika’ya aktarmak için konuştuk” diyor.

Bir gazeteci soruyor: “Mesaj gidiyor diyebilir miyiz?” Erdoğan yanıtlıyor: “Diyebiliriz...”


*
Bu açıklamadan yola çıkarak, Erdoğan’ın önceki gün Oval Ofis’te baş başa kaldıkları bölümde Başkan Obama’ya, A) Son Tahran gezisinde İranlı liderlerden şahsen aldığı ve B) İran’ın Ankara’ya gönderdiği nükleer müzakerecisi aracılığıyla ilettiği mesajları Amerikalı muhatabına aktardığını belirtebiliriz.

ANKARA’NIN ARABULUCULUĞUNA OBAMA NASIL BAKIYOR?


Erdoğan,
aktardığı bu mesaja ne yanıt almış olabilir?


*
Aslında Obama, yanıtını önceki günkü görüşmeden sonra açıkça söylemiş bulunuyor:

“İran’ın nükleer yeteneği ile ilgili meselenin bu kapasitenin barışçı yollardan enerji elde edilmesi için kullanılması ve bu yapılırken uluslararası kural ve normlara uygun hareket edileceği hususunda güvenceler de verilmesi suretiyle çözüme kavuşturulması önemlidir. Bu görüşümü Başbakan’a söyledim. Aynı zamanda İran’ın bu doğrultuya çekilmesi çabasında Türkiye’nin önemli bir oyuncu olabileceğini de belirttim.”


*
Görüşmeden hemen önce üst düzey yönetim yetkilileri tarafından Beyaz Saray basınına verilen özel bir brifingde yapılan şu açıklamanın da altını çizmemiz gerekiyor: “Türkiye’nin İran’la konuşmasında bizim açımızdan hiçbir sorun yok. Ama bizim için önemli olan İran’a aynı mesajın gitmesidir. Türkiye yararlı ve potansiyel bir rolü, ancak mesajları uluslararası camia ve bizim görüşlerimizle uyumlu olduğu takdirde oynayabilir. Türkiye bu yaklaşımı benimser ve bizim masaya koyduğumuz öneriler çerçevesinde ciddi olduğumuzu İran’a aktarırsa, o takdirde bu arabuluculuk rolü olumlu olur. Eğer (Türkler) yaygın bir uluslararası desteği bulunan bu yaklaşımı desteklemezlerse, o zaman rol oynayabilmeleri açısından fazla bir zemin kalmaz.”

ERDOĞAN’IN SON DENEMESİ DE SONUÇ GETİRMEZSE...


*
Görüleceği gibi hem Obama hem de temsilcileri, Türkiye’nin oynayacağı rolün alanını BM kararları ile sınırlama eğiliminde. Ancak Türkiye, İran’ın nükleer programı söz konusu olduğunda genellikle bugüne dek bu sınırların dışına çıktı ve her zaman Batı dayanışması içinde kalarak hareket etmedi.

Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (UAEA) Yönetim Kurulu’nun iki hafta önce kabul ettiği ve İran’ı nükleer tesis inşaatları nedeniyle uyaran son kararda Türkiye’nin Afganistan, Mısır, Pakistan, Brezilya ve Güney Afrika ile birlikte olumsuz oy kullanması bunun en son örneğini oluşturdu. Rusya ve Çin, bu kararda ABD’yi destekledi.


*
Sonuçta, Erdoğan’ın Obama’dan aldığı yanıtı Washington dönüşü İran yönetimine aktaracağını, Tahran’ın da hem zaman kazanmak hem de kendi pozisyonunu güçlendirmek açısından Türkiye kapısını açık tutma yoluna gideceğini söyleyebiliriz. Erdoğan’ın yapacağı bu son deneme de sonuç getirmediği takdirde, BM Güvenlik Konseyi’nden İran’a ağır bir yaptırım kararı çıkmasına kesin gözle bakılabilir.


*
Bakalım o zaman Türkiye’nin Güvenlik Konseyi’ndeki oyu ne olur? 

X