Dünya Haberleri

    Iran Delenda Est

    Emre KIZILKAYA / DIŞ AÇI
    11.06.2008 - 11:00 | Son Güncelleme:

    “(...) çünkü neler yapılması gerektiğini ve bunların nasıl yapılacağını Senato’ya ben gösteriyorum: Öteden beri kötü niyetler besleyen İran’ın savaş ilan etmesini beklemeden, biz savaş ilan etmeliyiz; onun yerle bir olduğunu görmedikçe içim rahat etmeyecek.”

    ABD Başkan Yardımcısı Dick Cheney’nin bugünlerde Amerikan Yönetimi’nin çeşitli kademelerini “ikna” için sarfettiği sözlerin de bu türden şeyler olduğu sanılıyor.

    Çiçero’nun aktardığı bu tarihi ifadenin orijinali için, ‘İran’ın yerine ‘Kartaca’yı koyun ve 2200 yıl geriye gidin.
    İtalya’da semiren Roma, Kuzey Afrika’da gelişerek Batı Akdeniz’de bir deniz imparatorluğu olma yoluna giren Kartaca ile yaklaşık 80 yıl içinde üç savaş yapmıştı. (Pön Savaşları)

    “Bilge Kato” olarak bilinen Romalı devlet adamı ve filozof Markus Porsius Kato, kafasını Kartaca’nın yok edilmesine öyle bir takmıştı ki, olur olmaz her söylevini, “Delenda est carthago!” (Kartaca yıkılmalıdır) sözüyle bitiriyordu.
    Sonunda istediği oldu ve Batı’nın simgesi olan Roma ordusu, Doğu’nun gözbebeği Kartaca’yı, M.Ö 146 yılında taş üstünde taş kalmamacasına yıktı.

    Bugün ABD’de Cheney ve diğer şahinlerin, Irak savaşından farklı olarak, bu kez perde arkasında yapmayı sürdürdüğü de, Kato’nun ısrarlı savaş çağrılarına benziyor.

    ***

    ABD Savunma Bakanlığı çevrelerinden gelen haberler, Cheney’nin 2007 ağustosunda Tahran’daki Devrim Muhafızları karargahlarına ve eğitim merkezlerine yönelik hava saldırısı planlarını dahi hazırladığı, ancak Pentagon’un bunları reddettiği şeklinde.

    New York Times başta olmak üzere, ABD basınının büyük bölümünün de İran’a bir hava saldırısına karşı sesini yükselttiği gözleniyor.

    Ancak yaz sonuna doğru, rüzgarın tersten esmeye başlaması durumunda şaşırmamalıyız.
    Hatta şöyle bir komplo teorisi ortaya de ortaya atabiliriz:
    Kasım ayındaki ABD Başkanlık seçimlerinin birkaç ay öncesinde, ya İran’a yönelik bir hava saldırısı gerçekleşecek, ya da 11 Eylül benzeri bir terör saldırısı yaşanacak.

    İki ihtimalin de, Cumhuriyetçilerin, iktidarı bırakmamalarını garantileyeceği unutulmamalı.
    Birinci ihtimal, zaten doğrudan Bush Yönetimi’nin inisiyatifinde. Seçimi kazanmak veya seçim kaybedilse bile, en azından bir sonraki Demokrat yönetimi geri dönüşü olmayan bir angajmana sokmak isteyebilirler.
    ABD’nin kısıtlı saldırı ihtimali, sadece İsrail tarafından değil, aslında İran Yönetimi tarafından da kışkırtılmakta. Bu, herkesin işine gelen bir oyun gibi görünüyor.

    Tahran Yönetimi’nin nükleer programı konusunda uluslararası toplumla uzlaşmaz tavrı, bir ölçüde, Cumhurbaşkanı Mahmud Ahmedinejad’ın, “çok da fazla zararı dokunmayacak” bir Amerikan saldırısının 2009 seçimleri öncesinde ülkesinde yaratacağı milliyetçi havadan yararlanma isteğiyle ilgili.

    ***

    İkinci ihtimal, yâni ABD’de bu yaz sonunda 11 Eylül benzeri büyük bir terör saldırısı gerçekleşme olasılığı da küçümsenecek gibi değil.
    Dağılma sürecinde olduğu bildirilen El Kaide, kendi kendine eylem kararı verebilen daha küçük hücrelerle, yine daha önce görülmemiş bir yöntemle sivil hedeflere saldırabilir.

    Amerikalı ünlü terör uzmanı Prof. Yonah Alexander da, geçen yıl yaptığımız söyleşide bu ihtimali gündeme getirmişti.
    Bu iki olasılık da, “Dere geçerken at değiştirilmez” diye düşünecek olan ortalama Amerikalı seçmeni etkileyebilir ve John McCain - Barack Obama dengesini ilki lehine bozabilir.

    Peki ABD Yönetimi, Cheney’nin ısrarlarına dayanamazsa veya El Kaide’yi dizginlemeyi sürdürmekte başarılı olamazsa, belki de beklenmedik ölçüde kolay bir zafer kazanabilecek olan McCain, dünya için Bush’tan daha mı hayırlı olur?

    Sadece dünya için değil, Türkiye için de olası bir McCain Yönetimi’nin ne anlama geleceğini ve bugün favori gibi görünen Obama’dan daha hayırlı olup olmayacağını bir sonraki yazıda tartışalım.

    Etiketler:
    

    EN ÇOK OKUNAN HABERLER

      Sayfa Başı