Gündem Haberleri

    Irak'ta 3 bölge mercek altında

    Hürriyet Haber
    14.10.2003 - 00:00 | Son Güncelleme:

    Genelkurmay, Türk askerinin Irak'ta görev yerinin belli olmadığını, ancak üç bölge üzerinde çalışıldığını bildirdi. Genelkurmay, bu bölgelerin Selahaddin Eyaleti, El Anbar Eyaleti'nde Bağdat-Ürdün karayolunu da içeren bölge ile yine El Anbar'ın kuzey bölgesi olduğunu açıkladı.Genelkurmay Başkanlığı Karargahı İnönü Salonu'nda ''Türk Silahlı Kuvvetleri unsurlarının güvenlik ve istikrara katkı yapmak amacıyla Irak'a gönderilmesi'' konusunda bir basın bilgilendirme toplantısı yapıldı.     Genelkurmay Başkanlığı Harekat Başkanı Korgeneral Yavuz Yalçın, burada yaptığı konuşmada, medyanın icra ettiği kamu görevinin son derece önemli olduğunun bilincinde olduklarını ifade ederek, bu görev sırasında karşılaşılan güçlükleri aşmak için her kesimin elinden gelen desteği sağlaması gerektiğine inandıklarını söyledi. Kamuoyunun zamanında ve doğru olarak bilgilendirilmesini demokrasinin temel şartlarından biri olarak gördüklerini ifade eden Korgeneral Yavuz Yalçın, gerek görsel gerek yazılı basında gerekli bilgilendirme yapılmadığında, bazı yanlış değerlendirmelere rastlanıldığını anlattı.     Korgeneral Metin Yavuz Yalçın, bu bilgilendirme ile değerlendirmelerin daha sağlam temellere dayanma imkanına sahip olacağını kaydetti.       TÜRKİYE'Yİ YAKINDAN İLGİLENDİREN GELİŞMELER     ABD önderliğindeki koalisyon güçlerinin 20 Mart 2003 tarihinde Irak'a müdahalesiyle başlayan 1 Mayıs tarihinden sonra istikrar harekatına dönüşen gelişmelerin, Türkiye'yi son derece yakından ilgilendirdiğini belirten Korgeneral Metin Yavuz Yalçın, şöyle konuştu:     ''Irak'ın toprak bütünlüğünün ve milli birliğinin korunması, tüm Irak vatandaşlarının hak ve hürriyetlerini teminat altına alacak yeni demokratik idarenin tesisi sadece bölge ülkelerine değil, aynı zamanda uluslararası ortamın huzur ve güvenliği için bir zorunluluk olarak ortaya çıkmaktadır. Bu nedenle Irak halkının ihtiyaç duyduğu yardım ve desteğin verilmesi, uluslararası kamuoyunun ortak bir görev ve sorumluluğudur.      Bugün Irak'ta güvenliğin süratle sağlanarak istikrar ve huzur ortamına ulaşmak suretiyle Irak halkının ihtiyaç duyduğu insani yardım ve desteğin sağlanması önceliği, büyük önem arzetmektedir. KAOS VE IRAK'IN BÖLÜNMESİ İHTİMALİ Irak mevcut ortamın giderek kötüleşmesi, kaos ortamının iç çatışmaya dönüşmesi tehlikesinin yanında Irak'ın bölünmesi ihtimalini de beraberinde getirebilecektir. Bu ortam içinde terör örgütlerinin olası faaliyetleri, dikkate alınması gereken önemli bir risk unsurunu ihtiva etmektedir.      Ayrıca, Irak'ın güvenliğinin Türkiye'nin güvenliği üzerinde çok kötü ve doğrudan etkileri olduğu da acı tecrübelerden öğrenilmiş bir gerçektir. Türkiye, çevremizdeki gelişmelerden özellikle ve öncelikle Irak'taki durumdan kaynaklanan güvenlik, tehdit ve risklere uzun yıllar maruz kalmış, ağır bir bedel ödemiştir.''     Bu bağlamda bilgi akışını hızlandırmak maksadıyla 18 Ağustos 2003 tarihinde Tampa Filorida'daki ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı'na bir tuğgeneral komutasında irtibat timi gönderildiğini anlatan Korgeneral Yavuz Yalçın, hükümetin bu konuyla ilgili 5 Ağustos 2003 tarihli direktifiyle Genelkurmay Başkanlığı'na hükümetin istikrar gücüne katkı sağlaması konusunda nihai siyasi kararına esas teşkil edecek değerlendirmelerin yapılması maksadıyla ABD ile direkt görüşme yapma yetkisi verdiğini kaydetti.      HÜKÜMETTEN ALINAN YETKİ      Korgeneral Metin Yavuz Yalçın, şöyle devam etti:     ''Hükümetten alınan yetki çerçevesinde ABD askeri makamlarına genel askeri değerlendirmelere ışık tutacak temel hususlara ilişkin bazı yazılı sorular yöneltilmiş ve müteakiben alınan cevaplar değerlendirilerek açıklık getirilmesi gereken konular, bir toplantıda ele alınmıştır. 4 Eylül 2003 tarihinde Genelkurmay Karargahı'nda icra edilen bu toplantıda, Irak'ta Türk istikrar gücüne verilebilecek genel ve özel görevler Türkiye önerilecek muhtemel görev bölgeleri, muhtemel görev bölgelerine yönelik ABD'nin risk değerlendirmesi, bu bölgelerde halen mevcut ABD askeri birliklerinin kuvvet yapısı ve konuş durumu, görev alınması durumunda komuta kontrol ilişkilerinin ne şekilde olacağı, bu bölgelerde halen icra edilmekte olan harekattan elde edilen tecrübe ve çıkarılan sonuçlarla ilgili ABD'nin değerlendirmeleri konularında görüş alışverişinde bulunulmuştur.''ÖNEMLİ ASKERİ GİRDİLER Korgeneral Metin Yavuz Yalçın, Genelkurmay Karargahı'nda düzenlenen bilgilendirme toplantısında, risk değerlendirmelerine esas teşkil etmek üzere Irak halkının yaklaşımlarını değerlendirmek maksadıyla Dışişleri Bakanlığı koordinatörlüğünde oluşturulan ve Genelkurmay temsilcilerinin de katıldığı kurumlararası bir heyetin, 22Ağustos-4 Eylül tarihleri arasında özellikle yerel halk ve aşiretlerinyaklaşımlarını öğrenmek maksadıyla Irak'a gittiğini hatırlattı.Korgeneral Yalçın, ayrıca bazı Iraklı aşiret temsilcileriyle de Ankara'da bir görüşme gerçekleştirildiğini kaydetti. Korgeneral Yalçın, bu görüşmelerde elde edilen bilgilerin, askeri değerlendirmelere önemli girdiler sağladığını vurguladı.      Halen istikrar gücünde, 30'u aşkın ülkenin 157 bin personelinin görev yaptığını anlatan Korgeneral Yalçın, içerisinde İtalya ve Hollanda tugaylarının da görev yaptığı Güney Irak sektörünün İngiltere tümeni sorumluluğunda, İspanya ve Ukrayna tugaylarının görev yaptığı Orta Güney Irak sektörünün Polonya tümeninin sorumluluğunda, Bağdat ve Kuzey Irak sektörlerinin ise ABD'nin sorumluluğunda bulunduğunu bildirdi.       TÜRK BİRLİĞİNE TÜRK KOMUTAN      Korgeneral Metin Yavuz Yalçın, şunları kaydetti:     ''Bizim istikrar gücüne katılımımızla ilgili olarak bugün gelinen noktada askeri açıdan en önemli konu, görev bölgesinin belirlenmesidir.      Görev bölgesi neresi olursa olsun, genel yapılanma içinde bir tümen sektörü oluşturulması ve bu tümen sektöründe birliklerimizin Türk komutanın emir ve komutasında harekat icra etmesi esas alınmıştır. Bu konuda koalisyon yetkilileri ile tam bir mutabakat sağlanmıştır.     Çok uluslu askeri harekatın doğası gereği birliklerimiz, tüm Irak'tan sorumlu ABD komutanı ile belirli bir koordinasyon ve işbirliği içinde harekat icra edeceklerdir. Bu tür ilişki askeri literatürde harekat kontrolü olarak tanımlanmakta ve görev bölgesi içinde yürütülen faaliyetler bağlamında Türk komutana önceden yapılan antlaşmalar ışığında herhangi bir kısıtlama getirmemektedir. Aslında bu tür emir-komuta ilişkisi halen Bosna, Kosova ve Afganistan'da yürütülen çok uluslu NATO harekatlarında mevcuttur ve tarafımızdan da uygulanmaktadır. Keza, Afganistan'daki İSAF 2 harekatında bir Alman çok uluslu tugayı Türk komutanın harekat kontrolünde görev yapmıştır.''     GÖREV YERİ İÇİN MUHTEMEL ÜÇ BÖLGE Askeri görüşmelerde üç askeri görev bölgesi üzerinde durulduğunu anlatan Korgeneral Yalçın, birinci bölgenin Selahaddin Eyaleti, ikinci bölgenin, El Anbar Eyaletinin Fırat mihverini ihtiva eden bölge, üçüncü bölgenin ise El Anbar eyaletinin kuzey kısmı olduğunu kaydetti. Korgeneral Yalçın, Bağdat-Ürdün karayolunun kuzeyindeki bu bölgenin, ikinci bölgeyi de kapsadığını anlattı. Korgeneral Yalçın, şunları söyledi:     ''Biz çalışmalarımızı genel olarak ilk iki bölge üzerinde yoğunlaştırmaktayız. Bir konuya açıklık getirmekte yarar görüyorum. Bildiğiniz gibi Selahaddin ilçesiyle Selahaddin eyaleti birbirine karıştırılmaktadır. Görev bölgesine esas olan Selahaddin'den anlaşılması gereken Dicle mihverini kapsayan Selahaddin eyaletidir. Selahaddin ilçesi ise Erbil'in kuzeydoğusunda küçük bir yerleşim birimidir.      GÖREV YERLERİNİN AVANTAJLARI-DEZAVANTAJLARI Bu görev bölgelerinin birbirlerine nazaran bazı avantaj ve dezavantajları bulunmaktadır. Bizler konuyu tüm askeri boyutlarıyla değerlendirmekteyiz.Mevcut coğrafyanın yani, bölgedeki arazi, iklim ve beşeri şartların, görev, lojistik destek, komuta kontrol ve haberleşme helikopter harekatı ve insani yardım harekatını ihtiva edecek muhtemel askeri harekat türüne olan etkileri, hudut sorumluluğumevcudiyeti mevcut risk faktörlerini de dikkate alarak değerlendirilmektedir.''"GÖREV BÖLGESİ NERESİ OLURSA OLSUN,  BAZI RİSKLER VARDIR"Korgeneral Yalçın, her askeri harekatın bir risk ihtiva ettiğini belirtti. Korgeneral Yalçın, şunları söyledi:     ''Bu harekat ile ilgili yaptığımız çalışmalarla, görev bölgesi neresi olursa olsun, bazı risklerle karşılaşacağını açıkça ortaya koymaktadır. Ancak bu riski matematiksel olarak ortaya koymak maalesef mümkün değildir. Muhtemel görev bölgelerindeki yerel halkın ve aşiretlerin askerlerimize bakış açıları ve genel olarak Irak güvenlik ortamındaki değişiklikler risk derecesini belirleyecektir.      Ancak bu genel çizginin dışına da beklenmeyen olaylarla her an karşılaşılması da mümkündür. 11 EYLÜL BENZERİ ANİ TERÖRİST SALDIRI Örneğin birçok kez yaşandığı üzere, gayet sakin gibi görünen bir ortamda, istihbaratımız ne kadar güçlü olursa olsun aniden gerçekleştirilebilecek bir terörist saldırı, 11 Eylül olayındaki gibi her zaman bir olasılıktır.     Görev bölgesinin belirlenmesi, TBMM'nin onayladığı hükümet tezkeresinde de belirtildiği gibi hükümetin yetkisi dahilindedir. ASKERİ KEŞİF HEYETİ BÖLGEYE GİDECEK Bu nedenle devam eden çalışmalarımız, yakın bir zamanda sonuçlandırılarak hükümete aktarılacak ve alınacak direktife göre hazırlıklarımız yeni bir boyut kazanacaktır. Bir başka deyişle, görev bölgesine süratle bir keşif heyeti gönderilecek ve alınacak bilgiler ışığında kuvvet yapısı ve teşkilatlanma netleştirilecektir.     Bu noktada, birlik mevcutlarıyla ilgili olarak, medyada 30-40 binlerle, 3-4 binler arasında çok geniş bir yelpazede telaffuz edilegelen rakamların geçerli olmadığını ve kesin bir rakam vermek için henüz erken olduğunu ifade etmek istiyorum.''      PLANLAMA YAKLAŞIMI     Korgeneral Yalçın, planlama metodu olarak, genelde iki yaklaşımın söz konusu olduğuna dikkati çekerek, şöyle konuştu:     ''Bir an önce görev bölgesini seçer, ona göre kuvvet belirterek yapınızı oluşturursunuz, ya da mevcut kuvvetinizi ve yeteneklerinizi ortaya koyar, ona göre görev bölgesini seçersiniz. ÖNCE GÖREV YERİ, SONRA KUVVET YAPISIBizim ulusal çıkarlarımızdan hareketle yaptığımız değerlendirmeler, Irak'a istikrar ve güvenliğin süratle getirilmesine katkı sağlamak maksadının önce görev bölgesinin belirlenmesi, sonra buna göre kuvvet yapısı oluşturulması seçeneğini daha iyi gerçekleştirebileceğini ortaya koymuştur.      Planlama metoduna ilişkin bizim yaklaşımımızla ilgili olarak, ABD ile aramızda herhangi bir problem mevcut değildir. Tüm faaliyetler çok detaylı ve elastiki zaman çizelgesine bağlı olarak yürütülmektedir. Takdir edersiniz ki operasyonel bazı hususları ve zaman çizelgesiyle ilgili esasları daha fazla açıklamam mümkün değildir.''      "HABUR SINIR KAPISI KULLANILACAK"     Gerçek bilgilere dayanmayan açıklamaların kamuoyunun beklentilerini yanlış yönlere çevirme tehlikesini de beraberinde getirdiğini vurgulayan Korgeneral Yalçın, şöyle devam etti:     ''Örneğin, lojistik ikmal yolu konusunda rezervasyonlar olduğu açıklamaları gerçekleri yansıtmaktadır. Türkiye, Irak'a giderse, kullanılacak lojistik ve ikmal yolu büyük oranda Irak'ın yol ve demiryolu şebekesine tabi olacaktır. Kaldı ki Irak'ta, BM kanalıyla otorite durumunda olan ABD'nin de bu konuda herhangi bir çekincesi mevcut değildir.     Ovaköy'ün bu bağlamda Habur'a alternatif olarak Türk Silahlı Kuvvetleri tarafından kullanılmak üzere açılacağı açıklamaları da doğru ve çözüm üretici değil.     Bilindiği üzere, insani yardım ve ticaret kapsamında Irak'a giden trafik Habur'un kapasitesini zorlar hale gelmiştir. Dolayısıyla Ovaköy, Habur'a bir alternatif değil, tamamlayıcı olacaktır.      Irak'a askeri intikalin söz konusu olması durumunda, doğal olarak Habur dahil tüm imkanlardan yararlanılacaktır.     GERÇEKLERİ YANSITMAYAN HABERLER Tezkere sonrası, krizlere ait haberler de gerçekleri yansıtmamaktadır. Görev bölgesi seçimiyle ilgili süreci size aktardım. Bu nedenle müzakere, kriz olarak algılanmamalıdır.      Genelkurmay Başkanlığı'nın tüm birimlere yazı yazarak, Irak'a gidecek, birlikte görev alacak gönül subay ve astsubayların isimlerinin bildirilmesini istediği haberi de Türk Silahlı Kuvvetleri'nin mevcut personel sistemiyle ilgili gerçekleri yansıtmamaktadır.      TSK'nın verilen görevleri gönüllü bazında yapması gibi bir seçeneği olamaz. TSK, verilecek her görevi yapmak için vardır. Böyle bir gönüllülük sisteminin hemen arkasından gelen ''askerler zamlı maaşalacak'' açıklamasıyla bağlamaksa uygun olmayan bir yaklaşımdır.''       PKK İLE MÜCADELE VE TERÖRE KARŞI İŞBİRLİĞİ     Zaman zaman Irak istikrar harekatına katılma konusuyla ilgili PKK/KADEK terör örgütüne karşı ABD ile müşterek yürütülen mücadele hususunun birbiriyle ilişkilendirildiğinin gözlemlendiğini ifade eden Korgeneral Yalçın, şunları kaydetti:     ''PKK/KADEK Türkiye için hayati bir konudur. Türkiye, istikrar harekatına katılsın veya katılmasın bu terör örgütüyle mücadeleyi, gerektiğinde bu örgütü terörist kabul eden ABD ile de işbirliği içinde sürdürecektir. Bir başka deyişle, PKK/KADEK'e karşı ABD ile birlikte müşterek yürütülecek mücadele, istikrar harekatına katılım konusundan bağımsızdır. Bu nedenle söz konusu terör örgütüne karşı alınacak müşterek önlemler, Dışişleri Bakanlığı koordinatörlüğünde ilgili tüm birimlerin katılımıyla tamamen farklı bir platformda sürdürülmektedir.     Türk birliklerinin Bosna-Hersek'te, Kosova'da ve lider ülke olarak Afganistan'da gösterdiği ve uluslararası camianın takdirlerini kazanan başarıları ve tecrübelerinin, bu görevin de başarıyla üstesinden gelineceğinin göstergeleri olarak açık bir gerçektir. TSK, verilen her görevde olduğu gibi bu görevi de en iyi şekilde yerine getirme azim ve kararlılığındadır.''
    Etiketler:

    EN ÇOK OKUNAN HABERLER

      Sayfa Başı