Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Irak seçimi bizi memnun etmeli

Irak’ta istikrarın kurulmasını isteyenler galip geldiler. ABD ilk defa başarılı bir sonuç aldı. Yüzde 60’ı bulan katılım, Irak’ta ümitlerin artmasına yol açtı.

Irak’ta seçimlerin yapılabilmiş olması, üstelik genel katılımın yüzde 60’lara varması, hem bu ülke açısından, hem de Amerika açısından son derece memnuniyet verici bir husus.

Direnişçi güçler, özellikle Sunni’ler ve Saddam’cılar tüm tehditlerine rağmen seçimleri engelleyemediler. Irak’ta ilk defa bir demokratik seçim yapılabilmesi, kendi başına son derece önemli. İleriye doğru atılmış büyük bir adım.

Özetlemek gerekirse, direnişçiler başaramadılar. Irak’ın istikrarını isteyenler ise, ilk defa ümitlendiler. İlk defa, bu ülkede bazı şeylerin değişebileceği izlenimi doğdu.

Ancak bu beklenti ve ümitlerin sonuçlanabilmesi için, daha gidilmesi gereken önemli bir süreç var. Bunun da en önemli unsuru, seçimleri kazanan Şii-Kürt koalisyonunun Sunni’leri görmezden gelmemeleridir.

Ortaya çıkan, Irak meclis’i, şimdi anayasayı hazırlayacak. Yani, Irak’ın bundan böyle nasıl yönetileceği, hangi etnik grupların ağırlıklarını koyabilecekleri saptanacak.

Şii-Kürt koalisyonu, seçimlere katılmayan Sunni’leri görmezden gelir, onların beklentilerini hiçbir şekilde dikkate almazsa, Irak’taki iç savaş önlenemez. Sunni’ler bu defa, daha ağırlıklı şekilde silaha davranacaklardır.

Şii-Kürt koalisyonu, Sunni’lerin beklentilerini de (hiç değilse belirli bir oranda) karşıladığı taktirde, o zaman hepimizin ümidi artacak.

Daha rahat bir nefes alınacak.

Bu durum, Türkiye’yi de rahatlatacak.

BUSH YÖNETİMİNİN TUTUMU ÖNEMLİ...

Bundan sonraki gelişmelerde, Bush yönetiminin tutumu da etkili olacak.

Hala kendilerinden başka kimseyi dinlemeyen, herşeyin en iyi ve en doğrusunu kendilerinin bildiğine inanan bir tutum sürdüreceklerse, işimiz zor demektir.

Bush yönetimi artık dünya’yı da dinlemek zorundadır. Bizleri de dinlemelidir. Aksi halde, uğranılacak zararın altından hiçbirimiz kalkamayız.

* * *

İRAN’I VURMAK DELİLİK OLUR...

Son haftalarda, Bush yönetiminin İran’ı hedef alan açıklamaları ve durum değişmediği taktirde, bombardıman yaparak cezalandıracağı konuşuluyor. Özellikle ABD yöneticilerinin basın açıklamaları, Irak’tan sonra şimdi de İran’ın bir hedef durumuna girdiğini gösteriyor.

Nedeni, Washington’un kuşkusu:

İran’ın halen uyguladığı nükleer programın, giderek bomba yapacak bir duruma geldiği ve Tahran’ın asıl niyetinin de, bölgede (İsrail’den sonra) bir nükleer güç konumuna girmek olduğu.

İranlı yöneticiler bu iddiayı kesinlikle reddediyorlar.

Nükleer programlarının, tamamen barışçı bir kullanım olduğunu ve sanayileri için gerektiğini söylüyorlar.

Ancak, hem ABD, hem Avrupa, hem de bölgedeki kuşku ve kaygıları giderebilmiş değiller.

İran’ın nükleer bir güç olması, Türkiye’ye de tehdit oluşturur. Ankara’da buna karşı çıkıyor fakat ABD ve Avrupa’nın tersine, aksi ispat olana kadar İran’a inanıyor veya inanmak istiyor.

Tayyip Erdoğan, Davos’ta gazeteci sorularını yanıtlarken bu tutumunu açıkça söyledi. Ancak, hemen arkasından da ekledi :”İranlılar da, nükleer programlarını tümüyle şeffaflaştırmalılar. Dünya’yı, nükleer güç olma peşinde koşmadığını inandırmalılardır.”.

Batı dünyasının tutumu farklı.

AMERİKA, İran’a kesinlikle inanmıyor. Bomba sahibi olduktan sonra, hem İsrail’e karşı, hem de bölgede büyük bir güç konumuna gireceğine inanıyor ve mutlaka durdurulması gerektiğini söylüyor.

Yöntem olarak, İran’ı istila etme güçleri kalmadığı için, ya İsrail veya kendilerinin, İran’ın tüm nükleer merkezlerini bombardımana tutup çalışmayı durdurma tercih ediliyor.

AVRUPA’da, İran’a inanmıyor. Son derece kuşkululular. Ancak ABD’nin aksine, sorunu bombayla değil, diplomatik yollardan çözmeyi tercih ediyorlar.

Türkiye, Irak konusunda olduğu gibi, İran konusunda da, ABD’den çok Avrupaya daha yakın bir tutum içinde.

Bush yönetiminin İran’ı “ gizli acendaları var” diye vurmaya kalkması delilik olur. Tahran’ı yönetenlerin genel yaklaşımlarını beğenmeyebilirsiniz, ancak İran’ın kendine özgü bir demokrasisi vardır. Ayrıca İran’ın yapısı Irak’a hiç benzemez. İran’ı vurmak zaten sarsıntı geçiren bölgenin daha da istikrarsızlaşmasına yol açacaktır.

Bunun yanısıra, İran’ın da şeffaflığa önem vermesi, Türkiye gibi, gelişmelere mesafeli davranan ülkeleri, Avrupa’yı inandırmalıdır.

En küçük bir hata, hepimize çok pahalıya mal olabilir. İran diplomasisinin böyle bir değerlendirme hatası yapmayacak kadar deneyimli olduğuna inanıyorum.

* * *

(Bu yazı, Posta Gazetesinde ve aynı gün Hürriyet Gazetesinin tüm dış yayınlarında, Hürriyet internet sitesinde (www.hurriyetim.com.tr) Milliyet internet sitesinde (www.milliyet.com.tr) ve Daily News ekibi tarafından tercüme edildikten sonra hem ana gazetede, hem de Daily News internet sitesinde (www.turkishdailynews.com.) yayınlanmaktadır.)
X