Gündem Haberleri

GÜNDEM

    Irak öncelikleri

    Hürriyet Haber
    09.10.2003 - 00:00 | Son Güncelleme: 09.10.2003 - 00:01

    İLKİN hayırlısı olsun. Evet, TBMM'nin Irak'a asker göndermek için aldığı doğru karar önce bu ülke halkına ve barışına, sonra da ulusumuza ve TSK'ya hayırlı olsun.Kuşkusuz, Türk Barış Gücü hangi bölgede konuçlandırılsa konuçlandırılsın, burada ifa edeceğimiz zapti görev eski Babil bahçelerindeki gezintiye benzemeyecek.Başta 'kılıç artığı' Saddam şurekası olmak üzere, farklı şiddet odaklarının asayiş kuvvetlerimize karşı provokatif eylemler gerçekleştirmesi ihtimal dahilindedir.Bunların şöyle veya böyle zayiata yol açabileceği de diğer bir olasılıktır.Dolayısıyla, Irak'taki TSK varlığının daha önceki Somali ve Balkan mevcudiyetlerinden farklı bir 'operasyonel çerçevede' süreceğini bilmek ve muhtemel gelişmelere karşı da kendimizi şimdiden hazırlamak durumundayız.Her askeri misyon riziko içerir ve zaten de asker bunun bilincinde yetiştirilir.* * *ÖTE yandan, özü askeri cihetle sınırlı yukarıdaki sorundan farklı olarak, şu an önümüzde 'askeri - siyasi' boyutlu ve iki perspektifli olarak şekillenen konu, Türk Barış Gücü'nün hangi bölgede görev yapacağı denkleminde odaklaşmaktadır.Ve, Çengiz Çandar'ın da dün belirttiği gibi, Türkiye'nin illa Kürtleri 'gözlemek' (!) kaygısıyla Kuzey Irak seçeneğini öne çıkartması ancak 'küçük hesap' olur.Çünkü, haklı veya haksız, Barzani'si ve Talabani'siyle aynı Kürtler Ankara'nın o coğrafyada 'gözü olduğu' endişesini taşıdığından, TSK'nın kuzey cihete konuşlanması ihtimaline karşı büyük 'alerji' duyuyor. Bunu hepimiz biliyoruz.Şüphesiz, ABD 'kulak çekeceğinden', Bağdat'taki Geçici Hükümet Konseyi'nin önceki gün 'Türk askeri istemiyoruz' kararı alması çok şey ifade etmeyecektir.Ancak, TSK'nın söz konusu bölgeye yerleşmesi durumunda yukarıda sözünü ettiğim 'provokatif eylem rizikosu'nun artacağı da hemen hemen kesindir.Kendi düşen ağlamaz, ilk tezkerenin reddi Kuzey Irak alternatifini kadük hale getirmiştir ve bugün hala aynı alternatifte ısrar etmek gerçekçi yaklaşım olmayacaktır.Nitekim, Kürtlerle iyi ilişkiler sürdüren ve bölgede ciddi bir asayiş sorunu bulunmayan Washington'un da böyle bir yerleşime 'serin' bakmaktadır.Üstelik, Ankara'nın hep aynı coğrafyayı öne çıkartması, dış dünyada 'Türk yayılmacılığı' propagandası yapmak için susta duranların eline yeni koz verecektir.Dolayısıyla, 'büyük devlet' refleksiyle gelişmelere geniş bakan bir Türkiye'nin 'büyük oynaması' ve geniş açılı stratejiler hesaplaması gerekmektedir.Yani, TSK biriminin adı zaten 'Barış Gücü' olduğuna göre, kuvvetini Irak'ta barışın sağlanmasına en çok hizmet edecek mıntıkaya yollayarak, 'barış unsuru' kimliğiyle bölgeye uzun vadeli ve kalıcı damga vurması en akılcı yaklaşım olacaktır.* * *DİPLOMATİK planda ise, ABD müttefiki olarak Irak'a asker göndermemizin Bush'un 'dümen suyu'na girdiğimiz şeklinde yorumlamasına asla fırsat verilmemelidir.Yukarıdaki gelişmenin Ortadoğu'daki 'realpolitik' vakıadan kaynaklandığını ve AB hedefimizin milim değişmediğini anlatmak ve vurgulamak gerekmektedir.Söz konusu AB de gerek Türkiye'nin Birleşik Amerika'yla yaşamış olduğu 'sıkıntıları' bildiğinden, gerekse kendi bünyesindeki farklı politikaları harmanlamaya çalıştığından, 'acaba mı' sorusunu akla getirecek TSK konuçlanma yeri o Kuzey Irak olmadığı takdirde, Ankara'ya karşı 'anlayışlı' davranmaya son derece hazırdır.Zaten, şöyle veya böyle BM kararı çıktığında, Avrupa ordularının belirli bir bölümü yine Bağdat'ın yolunu tutacaktır. Türkiye 'önceliği' de onları hızlandıracktır.Tekrar hayırlısı diyorum ve gelişmelerin yorumunu başka yazılara bırakıyorum.
    Etiketler:

      EN ÇOK OKUNANLAR

        Sayfa Başı