Dünya Haberleri

    Irak Kürdistanı'ndan Kıbrıs Rum lokumuna

    Emre KIZILKAYA / DIŞ AÇI
    05.11.2007 - 13:28 | Son Güncelleme:

    Türk dışişleri başarılı mıdır?

    Türkiye Cumhuriyeti'nin kendine has bir diplomasi geleneği, oturmuş bir dış politika projesi var mıdır?

    Yoksa biz her alanda kendimizi bir başkasıyla kıyaslamayı, başka geleneklere, başka projelere öykünmeyi sürdürecek miyiz?

    Askerimiz kaçırılıyor; soruyoruz: İsrail kadar olamayacak mıyız?

    Tahran dış politikası nükleer güç olmak üzere dünyaya meydan okuyup ABD'yi bile bezdiriyor; biz soruyoruz: İran kadar da mı sözümüz geçmiyor?

    Papa 16. Benedikt'in dün yaptığı açıklamayı okuyunca ben de kendime sordum: Peki Yunanistan kadar da mı değiliz?

    Niye Yunanistan, anlatayım.

    Papa, Türkiye'nin olası sınır ötesi harekatına karşı çıktığı dünkü açıklamasında, "Irak Kürdistanı" ifadesini kullandı.

    Türkiye olarak Irak'ın kuzeyindeki yerel hükümetin bağımsızlaşmasına, Irak'ın bölünmesine karşıyız karşı olmasına; ancak bu süreci hızlandıran uluslararası tutum netleşirken, neden biz de ciddi bir devlet olarak tepkimizi ortaya koymuyoruz?

    Makedonya, bugün uluslararası arenada hala kendi ismini resmen kullanamıyor. Onun yerine "Former Yugoslavian Republic of Macedonia" (Eski Yugoslav Cumhuriyeti Makedonya) ifadesini harfi harfine kullanmak mecburiyetinde. Bu kadar uzun isim ne ekranlara, ne de belgelere sığdığından, başharflerini yazıp FYROM diye kısaltmak zorunda kalınca, ortaya tam bir komedi çıkıyor.

    Milli futbol maçlarından Birleşmiş Milletler belgelerine kadar kim, nerede, yanlışlıkla bile olsa "Makedonya" dese, Yunan diplomatlar ayaklanıyor: "O ülkenin adı FYROM." Çünkü Atina, kendi topraklarının kuzeyinin de Makedonya olarak nitelendiğini ve bu bağımsız ülkenin de aynı adı kullanmasının ülkesinde ayrılıkçı bir hava yaratacağını ileri sürüyor.

    Yunanlar dört-beş kelimelik bu saçma tamlamayı komşularının resmi ismi olarak dünyaya kabul ettirirken, bizim Papa'nın bile diline düşmüş "Irak Kürdistanı" ifadesine tepkisiz kalışımız garip değil mi? Tepki versek, bunun uzun vadede bir etki oluşturacağına güvenimiz var mı? Yoksa bu kez "Sözde Irak Kürdistanı" demekle mi avunacağız?

    Bölgenin Irak'tan tamamen kopma ihtimaline karşı, gerçekçi bir dış politika strateji dahilinde ve isim meselesi en önemsizi olmak kaydıyla, her alanda gerekli tedbirleri almamız gerekiyor.

    Yoksa bugünkü at gözlüklü, kısır Türk diplomasisi, Lozan'dan bu yana Ankara'dan yetişen onca saygıdeğer diplomatın ve zamanında ASALA terörüne rağmen cesaretle vatanına hizmet eden silahsız kahramanların anısına ihanet etmiş olacak.

    Belki de buna ihanet değil, "gaflet ve dalâletten" demek lazım...

    Kıbrıslı Rumların tüm dünyada "Türk" diye bilinen lokumu Avrupa Birliği'ne "Lukumi" diye tescil ettirmesine göz yuman bir gaflet ve bu skandala en küçük diplomatik tepki verilmesini engelleyen bir dalâlet...

    Etiketler:
    

    EN ÇOK OKUNAN HABERLER

      Sayfa Başı