"O' Yazar" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "O' Yazar" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
O Yazar

Irak-İran savaşı içinde Gerçek Arnold Schwarzenegger’in hikâyesi

02 Ağustos 2014

İran-Irak savaşı patladıktan sonra ben Washington Post’un temsilcisi olarak bölgeye hareket ettim. Beraberimde de şimdi ünlü bir foto muhabiri olan Coşkun Aral ile Amerika’dan yanıma staj için gönderilen Arnold Schwarzenegger vardı.

Biz önce Bağdat’a girmeye çalıştık, giremedik.

Irak’ın başında daha asılmamış olan Saddam vardı o zaman.

Saddam Efendi kendine de mareşal üniforması diktirip şekil yapmış, onunla dolaşıyor. Başına da bir bere koymuş.

Devlet başkanı olduğunu bilmeyen biri yedek subaylığını “askeri müezzin” olarak yapan bir açık öğrenim mezunu zanneder.

Bu emir vermiş adamlarına. “Türkiye’den gelen olursa sakın sokmayın” demiş. Tabii ben Irak Askeri İstihbaratı’nın Saddam’a “O’Yazar savaş bölgesine girmeye çalışıyor” şeklinde bir rapor verdiğinden habersizim.

İki de bir sınır kapısına gidip oradaki askerlere “Siz benim kim olduğumu biliyor musunuz?” diye tavır yapıyorum.

Kilis’e kadar bin bir macera ile gittik. Orada beklemedeyim. Adamını bulursak, rehber filan. Savaş bölgesine geçeceğiz.

Kaldığımız otel aslında tek yıldızlı ama “Hesabını mı soracaklar?” deyip kendine bir yıldız daha takmış. Ancak odalarda televizyon yok. Biz de kahveye çıkıp haberleri oradan izliyoruz.

Savaşa dair bir şey duyarsam “O’Yazar sıcak savaş bölgesinden bildiriyor” deyip teleksle dayıyorum. Günler böyle geçerken Coşkun süklüm püklüm kahveye geldi. “N’oldu lan?” dedim.

Boynu bükük bir halde “Üstad, bu Arnold Schwarzenegger kayboldu” dedi ve ekledi.

“Tahminimce Irak ajanları kaçırdı..”

Ara tara Arnold Schwarzenegger yok. Ulan, dev gibi bir adam. Her yanı kas yağını. Mısır piramitini ters çevirip, ayak takmışsın da öyle yürütüyormuşsun gibi. Kaybetmek istesen kaybedemezsin.

Emniyete haber verdik. Bir yandan Arnold’u arıyoruz. Bir yandan da ben Washington Post’a “Saddam’ın adamları kampımızı bastı, silah arkadaşım Arnold Schwarzenegger’i kaçırdı” diye yüksek gerilimli haberler yolluyorum.

Amerika’da herkes İran savaşını unutmuş. Asıl savaşın benimle Saddam arasında geçtiğini sanıyor.

***

Ben bu Coşkun’un hallerinden şüphelenmeye başladım. O yokken bavulunu aradım. Tepeleme kaçak sigara dolu. Çektim bunu odaya. Yer misin yemez misin? Nasıl dövüyorum. Acıma duygum kaybolmuş.

Bu sonunda itiraf etti.

Kilis’te kaçak sigara işi yapan birilerinden mal almış. “Parayı alıp geleceğim, arkadaş ben gelene kadar sizde kalsın” deyip Arnold Schwarzenegger’i rehin bırakmış.

Bir bavul sigara için oğlanı yakacak.

Sigaraları alıp, kaçakçıların yanına gittik. Durumu anlattık. Bu kez onlar “Biz Arnold’dan memnunuz. Sigaralar sizde kalsın, oğlan bizde kalsın” demezler mi? Bakalım onun rızası var mı, diyecek oldum.

Birazdan kapı açıldı. Arnold elinde kahve tepsisi, içeri girdi. Buna üç etek giydirip, başına gelin poşusu kondurmuşlar. Yüzünde allık, elinde kına.

Dilimiz tutuldu tabi. Arnold yerine başka birini alıp “Asıl Arnold bu” diye geri döndük, bir iki de “Arnold’u kurtarma” hikâyesi patlattık. Yemedi alçaklar.

Bu benim Washington Post’a yazdığım son yazı oldu. Zaten genel yayın müdürleri duygusal biriydi. O günden beri Türk medyasının emrindeyim.

Gerçek Arnold Schwarzenegger mi? O şimdi Kilis’in bir yerlerinde.. Sanırsam yufka açıyordur.

X