Invista: ‘Made in Turkey’ markası ürüne değer katar

Meltem ERSOY
14 Şubat 2005 - 01:29Son Güncelleme : 14 Şubat 2005 - 01:29

Dünyanın en büyük entegre elyaf üreticisi Invista’nın Avrupa Başkanı Max Wiesendanger, ‘Türkiye’nin tekstil deneyimi, ürün kalitesi Çin’de yok, ‘Made in Turkey’ markası dünyanın her yerinde ürüne değer katar’ diyerek, Türkiye’de üretim kapasitesi artırımı için yeni yatırım yapabileceklerini söyledi.

40’TAN fazla ülkede faaliyet gösteren ve 86 ülkeye giyim, tekstil elyafları ve polimer satışı yapan dünyanın en büyük entegre elyaf üreticisi Invista’nın Avrupa Başkanı Max Wiesendanger, Türkiye’nin tekstil sektöründe kendine özgü ve eşi olmayan bir rekabet gücüne sahip olduğunu söyleyerek, ‘Türkiye yüksek maliyetli ve kaliteli marka üretimi ve düşük maliyetli seri üretim arasında bir denge kurmuş durumda’ dedi. Wiesendanger, Türk tekstilcilerinin yıllardır tekstil endüstrisinin içinde olduğunu ve bu deneyimin özellikle Çin karşısında büyük bir avantaj sağladığına dikkat çekerek, ‘Türkiye’deki tekstil endüstrisinin yıllardan beri biriken deneyimi ve ürünlerin kalitesi Çin’de yok. ‘Made in Turkey’ markası dünyanın her yerinde belli bir kaliteyi simgeler ve ürüne değer katar, oysa ‘Made in China’ markası ucuz, fakat kalitesiz ürün anlamına gelir, katma değeri yoktur’ şeklinde konuştu. Wiesendanger ayrıca, 2005 yılıyla birlikte Dünya Ticaret Örgütü kararı uyarınca tekstil kotalarının kalktığını anımsatarak, ‘2005 yılını belirleyecek 2 temel eğilim var. Birincisi, büyük perakendeciler maliyeti düşürmek ve daha ucuza ürün sunmak istiyor. Bu da üretimin yerelleşmesini getiriyor. Öte yandan, marka ve moda yaratmak da giderek önem kazanıyor ve bunun için üretimin yerelleşmesi gerekmiyor. Bu iki eğilimin çatışacaktır, bence üretimin tamamen yerelleşmesi mümkün olmadığı için bir noktadan sonra yerel ve ucuz üretimle markalı üretim birbirini dengeleyecek ve pazar düzene girecektir’ dedi.

KAPASİTE ARTIRABİLİRİZ:

Invista’nın 2004 yılının ilk yarısında Koch Industries tarafından DuPont’dan satın alımının tamamlandığını hatırlatan Wiesendanger, bu satın almayla birlikte vizyonlarının ‘ya büyü ya da yok ol’ stratejisiyle belirlendiğini kaydetti. Wiesendanger, Türkiye’nin de devasa potansiyeli olan büyük bir pazar olduğuna dikkat çekerek, ‘Türkiye, dinamik, yeniliklere çabuk adapte olan ve çabuk tepki veren bir pazar. Invista olarak büyüme potansiyeli gördüğümüz pazarlara yatırım yapmak istiyoruz, Türkiye de en güçlü seçeneklerden biri, buradaki üretim kapasitemizi artırmak için yatırım yapabiliriz’ diye konuştu.

Tekstil yenilik yapamadı giyim harcaması azaldı

MAX
Wiesendanger, 2004 yılının tekstil endüstrisi açısından zorluklarla dolu bir yıl olduğunu hatırlatarak, tekstilde üretimin Asya’ya kaymasının ve ucuz işçilikle sağlanan ucuz ürünlerin karşısında tutunmanın en temel yolunun marka yaratmak olduğunu kaydederek, şöyle konuştu: ‘Artık tüketiciler gelirlerinin giderek daha az bir kısmını giyime harcıyorlar. Burda tekstil endüstrisinin de suçu var, tekstilciler diğer endüstrilerle karşılaştırıldığında yenilik yaratmakta sınıfta kaldı. Yenilikçi olmak ve marka yaratmak gerek, Invista olarak biz de müşterilere sürekli yenilik sunarak seçenek yaratmaya, pazarı canlı tutmaya çalışıyoruz. Son 3 yılda tekstil ve pazarlama alanında 30 yeniliğe imza attık, 8 binden fazla patent ve fikri mülkiyet hakkına sahibiz.’

Türkiye Invista’nın yenilik merkezi

INVISTA’NIN en önemli markalarından olan Lycra’nın Avrupa’daki 2’nci büyük üretim üssü konumunda olan Türkiye, İtalya’nın hemen ardından geliyor. Invista Türkiye, Orta Doğu ve Afrika Bölgesel Direktörü Ayfun Çiçek, Invista’nın bir diğer buluşu olan Siyah Lycra’yla kumaş üreten ilk 7 firmanın Türkler’den oluştuğunu belirterek, Türkiye’nin bir diğer Invista yeniliği olan T-400 elyafının da İtalya’yla birlikte üretimini yapabilen 2 ülkeden biri olduğunu söyledi.
Etiketler:


    EN ÇOK OKUNANLAR

      Sayfa Başı