Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

İnternette çocuk pornografisi

Hastaların altını temizlemek ve pansumanları değiştirmekle zengin olamayacağı ortadaydı. En iyisi, pornografi işine girmekti.

Hatta, çocuk pornografisi daha iyiydi. İnternet üzerinden çocuk pornografisi pazarlamak ise, hepsinden iyiydi. İşte bu nedenle Teksaslı Thomas Reedy, sağlık memuru olmaktan vazgeçti ve 1990’ların ortasında internete erişim sağlayan Landslide Production adlı şirketi kurdu. Hastabakıcı kalsaydı eğer, elbette milyoner olamayacaktı. Ama 1335 yıl hapis cezası da almayacaktı.

Her şey yolunda gidiyordu. Birileri, Landslide’dan web alanı satın alıyor, kendi sitesini oluşturuyor, buraya çocukların yer aldığı pornografik fotoğrafları yüklüyordu. Şirkete ayda 29.95 dolar abonelik ücreti ödeyenler bu fotoğrafları görebiliyor, hatta kendi bilgisayarına indirebiliyordu. Fotoğraf gönderenlerle fotoğraf seyredenler, ücretleri ya internet üzerinden kredi kartıyla ya da şirketin adresine gönderdikleri çeklerle ödüyorlardı. Thomas Reedy, iki yıl içinde, Landslide üzerinde kurulan 300’e yakın site sayesinde 10 milyon dolar kazandı. Her şey aynen sürecek gibiydi. 1999 Nisan’ında, posta denetleme memuru Robert Adams şüpheleninceye kadar. Son bir haftadır, aynı şirketin posta kutusuna Rusya’dan gelen 22. mektuptu. "Bu işte bir bit yeniği var" dedi ve durumu dedektif Steven Nelson’a bildirdi.

SERVİS SAĞLAYICIYA 1335 YIL HAPİS

Soruşturma, "Kayıp ve İstismara Uğrayan Çocuklar Şikayet Merkezi"ne değişik ülkelerden gönderilen Landslide hakkındaki 270 şikayet ile birleştirildiğinde, durum aydınlanmaya başladı. Reedy’nin banka hesabına son ay yatan 1.4 milyon dolar, her biri 150 bin dolarlık iki spor Mercedes, yarım milyonluk villa, savcı Terry Moore’un şirketin ve köşkün aranmasına izin vermesi için yetip artmıştı.

"Çığ Operasyonu" (Operation Avalanche) 8 Eylül 1999’da başladı. Reedy’nin şirketini ve evini arayan bilgisayar uzmanı 45 polis, el koydukları onlarca bilgisayarı inceledi ve fotoğraf yükleyenlerin genelde Rusya ve Endonezya’dan, bunları seyretmek üzere abonelik ücreti yatıranların da 60 ayrı ülkeden olduğunu saptadı. Reedy, çocuk pornografisi bulundurmak ve yaymaktan yargı önüne çıkartıldı. 2001’de 1335 yıl hapis cezasına çarptırıldıysa da, fotoğrafların üretimine katkısı olmadığı göz önüne alınarak cezası 135 yıla indirildi. Tüm mal varlığı ve banka hesaplarına el kondu, sağlanan gelir, kayıp ve istismara uğrayan çocuklarla ilgili devlet kuruluşları arasında paylaştırıldı.

300 BİN PORNOCUDAN 120’Sİ TUTUKLANABİLDİ

Teksas polisi, kredi kartı numaralarından yola çıkarak, 300 binden fazla abonenin adresini saptadı. Ancak, listede yer alan 35 bin Amerikalıdan sadece 120’sini tutuklayabildi. Çünkü kredi kartlarının yüzde 66’sı, konuyla uzaktan yakından ilgisi bulunmayan kişilere aitti, bir biçimde pornocular tarafından ele geçirilip kullanılmıştı.

İngiliz polisi ise, aynı listedeki tek bir adresten yola çıkarak başlattığı "Cevher Operasyonu" nda (Operation Ore) 3500 kişiyi tutukladı, 1230’unu mahkum ettirdi. Bu kişilerin önemli bir bölümü kredi kartı numaralarının çalındığını kanıtladılar, serbest kaldılar, tazminat davaları açtılar. Aralarında, haksız yere üzerlerine atılan bu suçun ağırlığını kaldıramayıp, intihar edenler oldu.

50 kadar ülkede ise, hiç tutuklama olmadı. Çünkü 1996 Ekim’inde Antalya’da gerçekleştirilen Interpol’ün 65. Genel Kurulu’nun tavsiye kararlarına rağmen, yasal düzenlemeler tamamlanmamış, internet çocuk pornografisinin izini sürebilecek polisler yetişmemişti. Kısacası, 300 bin çocuk pornocusunun büyük bölümü internette gezinmeyi sürdürüyor ve çocukları avlıyor.

12 ülkeden 180 üyesi bulunan Harikalar Kulübü’nü çökerten Katedral Operasyonu’nda 1263 çocuğa ait 750 bin fotoğraf ve 1800 video filmi ele geçmişti. Fotoğraflardaki çocukların tamamı 16 yaşından küçüktü. Hatta biri üç aylıktı. Sadece 17’sinin kimlikleri belirlenebildi. Geriye kalan 1246’sı hakkında hiçbir şey bilinmiyor.

TEKNOLOJİK GELİŞMENİN ÖNEMLİ BİR YAN ETKİSİ

1980 öncesi çocuk pornografisi, az sayıda meraklının, az sayıdaki fotoğraf ve filmi paylaştığı parasız bir etkinlikti. Anonim kalmak istediklerinden, para ödemekten ve tahsil etmekten korktular. Dijital fotoğraf ve film makineleri fotoğraf üretimini, internet bunların paylaşımını, kredi kartları da ödemeyi kolaylaştırdı. 1990’lara gelindiğinde, çocuk pornografisi, artık uluslararası boyutta ve çok kazanç sağlayan bir ticarete dönüşmüştü.

Bazı sitelere ulaşmak için para ödemek yetmiyordu. Fotoğraf görebilmek için, fotoğraf yüklemek gerekiyordu. Örneğin, Harikalar Diyarı’na üye olmak için 10 bin fotoğraf göndermek şarttı. İnternet, sadece pornografik malzemeyi görmekle yetinen pasif seyircileri, çocukları kandıran, kaçıran, tecavüz eden, hatta öldüren aktif suçlulara dönüştürdü. Bilgisayarların ucuzlaması, kullanımının kolaylaşması, eğitim ve eğlencenin en önemli desteğine dönüşmesiyle birlikte, dünyanın dört bir yanında milyonlarca çocuk, ekranlara kitlendi ve çocuk pornografisi üretmek isteyenler, internet sayesinde kurbanlarına kolayca ulaşacakları, hatta web-kameraları aracılığıyla, binlerce kilometre ötedeki bir çocuğun çıplak fotoğraf ve filmlerini bile çekebildikleri bir ortama kavuştu. Okul çıkışlarında, oyun parklarında, havuz kenarlarında kurban aramak geçmişte kalmıştı. Artık çocuklar chat odalarında, kısa mesajlar ve e-postalarla kandırılıyordu.

Cep telefonları, internet üzerinden fotoğraf ve video aktarımını sağladığında, küçüklerin yer aldığı pornografik malzeme üretiminde kullanılmaya başlandı. Bilişim ve iletişim teknolojisindeki akıl almaz gelişmeler, bir yandan hayatı kolaylaştırıyordu ama, en değerli varlıklarımızı tehdit eder hale gelmişti.

Türkiye’deki pornocular

Landmark Operasyonu, Türkiye açısından ayrı bir önem taşır. Almanya, Belçika, Fransa, Hollanda, İngiltere, İspanya, İsrail, İsveç, İtalya, Japonya, Kanada, Güney Kore, Portekiz, Rusya, Tayvan ve Yeni Zelanda’dan fotoğraf yükleyen, dağıtan ve seyreden 10 bin kişi arasında, rehber öğretmen Özgen İmamoğlu’nun da bulunduğu ortaya çıkmıştı. 2001 yılı sonunda Bursa polisi, İmamoğlu’nun evinde ele geçen fotoğraflardaki beş çocuğun kimliğini belirleyebildi. Bu yılki bir diğer çokuluslu operasyon kapsamında ulaşılan Kanada uyruklu öğretmen Claude Fortin ile olayın Türkiye’deki boyutu tartışılmaya başlandı ve Türklerin internet sitelerinde en fazla dolaşan millet olduğu, Adanalıların birinci sırada yer aldığı öne sürüldü.

Bu yargıya varılmasının nedeni, Google arama motorunun trend bölümünde "child porn" (çocuk pornosu) sözcükleri ile yapılan tarama. Halbuki site sahipleri, Google Trend’in bir laboratuvar çalışması olduğunu ve verilere kesinlikle güvenilmemesi gerektiğini belirtiyor. Benzeri garipliklerden Avustralyalılar da şikayetçi. Google Trend’in tartışma grubuna 9 Kasım 2006 tarihinde mesaj gönderen bir internet kullanıcısı, yaptığı her aramada, kendi ülkesiyle ilgili kent sıralamalarının ilk sırasında rastlanan Cranbourne’un, aslında bir kent olmadığını, Melbourne’un güneydoğusundaki bu yerde, büyük bir olasılıkla bilgisayar klavyesine erişimi bile olmayan yedi kadar bahçıvandan başka kimsenin yaşamadığını belirtiyor. Bu nedenle, Türkiye kullanıcısının çocuk pornografisi konusunda dünya şampiyonu olduğu iddialarına rağbet etmemek gerektiğini düşünüyorum.

Hafiye aileler değil, hafiye çocuklar

Çocuk pornografisiyle mücadele için, bilgisayarları kaldırıp atmak ya da cep telefonlarını ellerinden almak, "Eğitim meselesini çözemiyorsak, okulları kapatalım" diyen zihniyetten farksız. Çocuklarımız bilgisayar başındayken yanı başlarında nöbet tutmak, bilgisayarı salona taşımak ya da bilgisayarında olan biteni araştırmak, onlara güvenmediğimizin açık bir kanıtı. Güvensizlik, iletişim kanallarını kapatır, bizi birbirimizden uzaklaştırır. Sonuçta, onları, tek başına ve korumasız bırakırız. Bu nedenle, Başbakanlık, Microsoft ve UNICEF’in işbirliğiyle başlatılan kampanyanın yaklaşımını doğru bulmuyorum. Çünkü "adeta birer internet kurduna dönüştürülecek anne ve babaların hafiye gibi çocuklarını izlemeleri, kimlerle buluşup, hangi sitelere girdiği, neler yaptığını gözlemesi" gibi hedeflere sahip kampanya "Evinizdeki internetin hafiyesi olun" sloganıyla özetleniyor. Halbuki hafiyeye dönüştürülmesi gereken, aileler değil, çocukların ta kendisidir. Ayrıca, internete ulaşmak için, artık ev dışında çok sayıda başka olanak var.

Kampanyanın destekçileri arasında emniyet birimleri sayılmıyor. Uyuşturucu talebiyle mücadeleden farklı olarak, dünyanın her yerinde, internet pornografisiyle mücadelenin vazgeçilmez ortağı emniyet birimleridir. Konu hakkında herkesten daha fazla bilgisi bulunan polis ve jandarmanın neden bu proje içerisinde yer almadığını anlayamadım.

12 Aralık 2006 günü Alanya Belediye Meclisi, (kendi ifadeleriyle) "Öğrencileri internet kafelerdeki kötü alışkanlıklardan korumak için" karar alarak, aileleri yanlarında olmadan, öğrencilerin okul kıyafetleriyle, okul saatlerinde internet kafelere girmesini yasakladı. Unutmayalım ki, çocuk dediğimiz 18 yaşından küçük herkestir ve çocuk pornografisi bu yaşın altındaki kız ve erkekleri kapsar. Okula gitmeyen milyonlarca çocuğumuz ne olacak?

Çocuk pornografisi açısından internetin asıl tehlikesi, çocukların bu görüntülerle karşılaşmasının çok ötesinde, bu görüntülere malzeme olmasında yatar. İnternetteki pedofillerin kimliklerini gizlediklerini, bir çocuk ya da genç gibi davranarak arkadaşlıklar kurduklarını biliyoruz. Çocuklara, esas bunun öğretilmesi gerekir.

Çocuk pornografisi nedir

Çocuk pornografisinin tanımı ülkeden ülkeye değişir. Büyük bir bölümü, belirli yaşın altındaki gerçek çocuklarla cinsel eylemleri bu kapsamda değerlendirirken, bir bölümü daha da ileriye giderek, belli bir yaşın altındakilerin, sadece erotik bir pozda ya da cinsel eylem sırasında değil, her türlü çıplak görünümünü yasaklar. Kimi ülkeler için, resimler, çizimler, bilgisayar programlarıyla oluşturulan sanal görüntüler bile bu kapsamda değerlendirilir. Örneğin Japon çizgi romanı manga stilinde çizilmiş, cinsellik içeren çocuksu tipler lolikon (kız) ve şotakonların (erkek) yer aldığı grafik ürünler ve videolar, Kanada, İsveç, Norveç ve Güney Afrika’da yasaktır. Öte yandan bazı ülkelerin yasaları, sadece görsel malzemeleri değil, yazılı belgeleri de çocuk pornografisi olarak tanımlar. (Türk Ceza Kanunu’nda çocuk pornografisiyle ilgili özel bir düzenleme olmayıp, "müstehcenlik" kapsamında değerlendirilmektedir.)

Sanat değeri bulunan ürünler, genellikle çocuk pornografisi kabul edilmemekle birlikte, istisnaları da bulunur. Örneğin 1978’de, Cannes’da Altın Palmiye ödülüne layık görülen, Nobel ödüllü yazar Günter Grass’ın aynı adlı romanına dayanan "Teneke Trampet" filmi, büyümek istemeyen çocuğu oynayan aktörün cinsellik içeren sahneleri nedeniyle, Kanada’da ve bazı ABD eyaletlerinde yasaklanmış, filmin kopyasını bulunduranlar cezalandırılmıştı. Benzer şekilde, David Hamilton da dahil olmak üzere pek çok ünlünün çektiği çıplak çocuk fotoğraflarının, pornografik kabul edilerek satışının engellendiğini biliyoruz.

Pornocular nasıl yakalanıyor

Son yıllarda, polislerin internette çocuk pornografisiyle mücadelede başarısı çok arttı. Örneğin, internet sitelerinin önemli bir bölümünün arkasında, artık polisler var. Bir diğer deyişle, siteler birer tuzak. Kullanılan bir diğer yöntem, polislerin çocuk rolü yaparak internet chat odalarına girmesi ve kurban arayanların karşısına çıkması. Elbette hedefleri bir buluşmaya ikna edebilmek. Bu çerçevede dünyanın dört bir yanındaki servis sağlayıcıları ve binlerce gönüllü, polisle işbirliği yapıyor ve internetteki pedofillerin yakalanmasına yardımcı oluyor.

Milyonlarca görüntüyü saniyeler içinde tarayarak belli bir çocuğun resmini bulabilen ya da elektronik yazışmalarda yer alan, konuyla ilgili belli anahtar sözcükleri yakalayan yazılım programları, ayrıca Interpol ve FBI bünyesinde oluşturulan kayıp, çalıntı, kimsesiz çocuk fotoğraflarını içeren veri tabanları, iz sürmeyi kolaylaştıran yeni gelişmeler.

Öte yandan "Fotoğrafları ben çekmedim, internetten indirdim" şeklindeki savunmalar da, artık pek işe yaramıyor. Çünkü dijital fotoğrafların elektronik "parmakizi"yle, şüphelinin evindeki fotoğraf makinesinin parmakizini karşılaştırmak mümkün ve tıpkı "Bu mermi, bu silahtan atılmış" dercesine, "Bu fotoğraf, bu makine ya da cep telefonuyla çekilmiş" denebiliyor.

Tabii bu arada, yaşın yanında kurunun da yandığını ve pedofiliyle ilgisi olmadığı halde, medyada çıkan haberler yüzünden, konuyu merak ederek sitelere girenlerin de soruşturmalara uğradığını bilmekte ve dikkatli olmakta fayda var.
X