Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

İnternet alimleri

Okurlar arasında benim tercihim kağıda basılmış gazeteyi satın alıp okuyanlardan yanadır.

Bu okur kuşkusuz satın aldığı gazetesinin bütün yazarlarını okumaz, okuduğu yazarların hepsini beğenmez, beğendiği yazarlarla kimi zaman düşünce uyuşmazlığına düşer.
İster beğensin, ister beğenmesin pek ender mesaj gönderir yazara. Mesaj göndermek istediği zaman geleneksel kağıt ve kalemi eline alıp bir masanın başına geçer ve düşüne düşüne yazar. Yazma işi bittikten sonra mektubunu bir zarfın içine koyar, mektup en azından birkaç saat daha bekler. Okur, bu bekleyişten sonra mektubunu yazara gönderir.
Bu kimse gerçek gazete okurudur.
***
Bir de internet okurları var. Yazarın metnini internetten okur. Okuduğu metin üzerinde en küçük düşünme eylemine girişmeden, aşağıda bir benzerini göreceğiniz türden bir metin yazıp yazara “tıklar”. Ya da küfredip tıklar. Küfredenleri kendime muhatap almam olanaksız. Ama biraz sonra okuyacağınız metni tıklayan türden elektronik okurlara “İnternet âlimleri” diyorum ben.
Mutlu Kandemir adlı okurun gönderdiği metni olduğu gibi aktarıyorum. Yazı ve yazım hataları Mutlu Kandemir’e aittir.
***
“05.04.2004 tarihindeki "Üç onarım önerisi" başlıklı yazınızda negüzelde bir demokrasi tarifi yapmaktasınız. Bu demokrasi tarifi ile bize aynen şunu diyorsunuz ( Biz aydın kesim olarak geçinen gazeteci, yazar, siyasetçi, iş adamlarının ) kafa yapısına uymayan ve bizim istemediğimiz bir partinin iktidara gelmiş olmasını demokrasi olarak saymıyor ve halkın iradesini hiçe sayıyoruz. Öyle ya size göre sizin tabiriniz ile bizler "Demokratikleşmemiş bireyler ve topluluğuz" yani demokratikleşmemiş Türk halkıyız dolayısı ile bizim irademiz ile seçilmiş ve başa gelmiş bir yönetim demokratik yollarla başa gelmemiş ve demokrasi gerçekleşmemiştir NEDEN ? Çünkü sizin gibi sözüm ona bu ülkenin aydınlarıyız diye geçinen bir avuç dar kafalı ve bir türlü o dar kafa yapısını aşamaış grub'un istediği kafa yapısına sahip insanlar bu ülke başına gelmedi diye. Sizin anlayışınıza göre demokrasi bir zihniyeti temsil eden insanların başa gelmediği zaman demokrasi yerini bulmamıştır diye sizin gibi feryad etmeye başlamalarımıdır, yoksa halkın iradesine saygı duyup biz nerde yanlış yaptıkta halk bizi beğenmedi diye kendi kendinize sormakmıdır, veyahut yine sizin yaptığınız gibi çok afdersiniz boku; bu halk demokratikleşmemiş deyip halka atmakmıdır ? Hangisi ? Bakın birde ben size bu ülkeye demokrasi tam olarak nezaman gelir ve demokrasi nedir onun tarifini yapiim. Demokrasi sizin gibi sözüm ona dar kafalı aydınların demokratik ve tarafsız bir şekilde düşünebilme ve değerlendirebilmeyi öğrendiği gün özlemini çektiğimiz demokrasi bu ülkeyede uğrayacaktır. Ve demokrasi o, şu, bu fikre sahip olupta illede benim fikrim'in temsilcileri bu ülkenin direksiyonuna geçtiği zaman demokrasi gelmiştir demek değil kayıtsız ve şartsız halkın iradesine saygı duymayı bilmek ve hatayı kendinde aramak demektir. Demokratikleşmeyi öğrenmeniz dileği ile hoşçakalın. Mutlu Kandemir.”
***
Bütün aydınlar, gazeteciler, yazarlar, siyasetçiler ve iş adamları adına elbette konuşmam. Ben bir edebiyat yazarı, bir gazete fıkra yazarı olarak konuşurum.
Demokrasi, aralarında aydınlar, yazarlar ve iş adamları da olmak üzere seçmenlerin sandığa oy atmaları değildir.
Seçmen eğer erzak paketi dağıtan partiye, gecekondu yapımına izin veren partiye, kaçak villa ve köşk yapımına göz yuman partiye, hortumculuğu idare eden partiye, kendi dinsel cemaatini temsil eden partiye, kendi etnik cemaatini temsil eden partiye oy veriyorsa, bu seçimin demokratik olduğunu kimse kabul ettiremez bana.
“Halk” kutsal bir kavram değildir! “Özgür irade!” fırından ekmek alınır gibi sahip olunacak bir şey değildir. Özgür irade için tarih bilinci, bağımsız hayat bilinci gereklidir. Ve bilinç ile içgüdü arasındaki fark insanı özgür birey haline getirir!
Bu nedenle uluorta söylenen halk iradesi bir palavradır, hayaldir!
Bilmem anlatabildim mi?!
X

YAZARIN DİĞER YAZILARI