"Osman Müftüoğlu" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Osman Müftüoğlu" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Osman Müftüoğlu

İnsülin direncinin en etkili ilacı yürümektir

Yiyeceklerimizi ne oranda yaktığımız yani kazandığımız enerjiyi ne oranda kullandığımız veya yağ olarak yedek enerji kaynağı şeklinde depoladığımız her şey önce metabolizmamızın hızı ve gücüyle ilişkili bir durumdur. Metabolik gücümüzü belirleyen temel faktörün kaslarımız olduğu da kesindir.

Besinlerle kazandığımız enerjiyi hücrelerde yakıt olarak kullanan ve ihtiyacımız olan enerjiyi üreten fabrikalara “mitokondri” adı veriliyor. Vücudumuzda farklı dokulardaki hücrelerde sayılamayacak kadar çok enerji üretim merkezimiz -mitokondri- var. Mitokondrilerin en yoğun bulunduğu dokuların başında da kaslarımız geliyor. Kas dokusu kullanıldıkça (fiziksel aktivite artıkça) içindeki mitokondri sayısı da artıyor. Artık o kas eskisinden daha fazla enerji yakar, tüketir, kullanır hale geliyor.
Kas dokusunun mitokondri zenginliği içeriği, yağ dokusundan çok daha fazla. Bu nedenle eğer daha çok kas dokusuna sahip olabilir ve/veya mevcut kaslarınızı yeteri kadar aktif tutabilirseniz yiyip içtiklerinizi yakmanız yani yağ olarak depolanmalarını önlemeniz o oranda kolaylaşıyor.
Bu bilgiden çıkarılacak sonuçlardan biri şu: Eğer insülin direnci nedeniyle kilo alma ya da obezite yatkınlığınız varsa insülin direncini kırmadan bu sorunu çözemiyorsunuz. ınsülin direncini kırmanın yolu da öncelikle düzenli egzersiz yaparak-mesela yürüyerek- kas dokunuzda yerleşik mitokondrilerinizi çalıştırmaktan geçiyor.

Mitokondrilerinizi hasta etmeyin!

Araştırmalar çok fazla kalorili beslenenlerde, fazla miktarda şeker ve şekerli yiyecek tüketenlerde, yüksek früktozlu mısır şurubu içeren besinleri sık ve fazla miktarda yiyenlerde, glisemik yükü fazla yiyecek içecekleri sık ve fazla miktarda tüketenlerde mitokondrilerin hastalanıp zarar gördüğünü, bu durumun da insülin direncine yakalanma ya da mevcut bir insülin direncini ağırlaştırmayı kolaylaştırdığını gösteriyor.
Bir başka deyişle eğer ailenizde genetik olarak insülin direnci eğilimi var ve siz şekeri, unu, nişastası, früktozu fazla besinleri sık ve yoğun tüketiyorsanız insülin direncine yakalanma ihtimaliniz artıyor.
DYT. NİLÜFER BAYRAM


İnsülin direnciniz var mı?

İnsülin direnciniz ya da insülin direnci eğiliminiz olsa bile düzenli yürüyor veya başka egzersizleri düzenli olarak yapıyorsanız bu genlerin aktivitesini durdurabiliyor, en azından yavaşlatabiliyorsunuz.
Benim tavsiyem şu: Eğer ailenizde orta yaş diyabeti yaygın görülüyorsa, karaciğer yağlanmasına yakalananların, göbek bölgesinde yağ biriktirenlerin sayısı fazlaysa, kolesterol, hipertansiyon ve benzeri metabolik sorunlar yaygınsa, iyi kolesterolünüz özellikle de trigliserdiniz yüksek, tokluk şekeriniz normalden fazlaysa, bunların her biri sizin bir insülin direnci adayı olduğunuz anlamına gelebilir.
Eğer bu durumdaysanız insülin direncinizin olup olmadığını kontrol ettirin. Eğer varsa mutlaka ama mutlaka düzenli egzersiz yapın. ınsülin direncini kırmanın en kolay yollarından birinin ise her gün 30-40 dakika tempolu yürümek olduğunu unutmayın.

Neden daha sık yürümeliyiz?

Vücudumuzdaki toplam kas dokusunun neredeyse yüzde 80’inden fazlası göbek çizgimizin altında bulunuyor. Yürüme esnasında kullandığımız büyük kaslar da göbek çizgisinin altında yer alan kalça, baldır-uyluk ve bacak kasları.
Eğer tempolu bir yürüyüş programını ısrarla uygularsanız daha fazla kas dokunuzu yani daha çok sayıda mitokondrinizi maksimum seviyede çalıştırmış ve insülin direncini engellemiş olursunuz.
DYT. DENİZ YEMİŞÇİ

Göğüs ağrılarına önem verin

Eğer göğüs ağrısı şikâyetiniz varsa ve bu kalp kaynaklı bir problemin ilk işareti olabilir. Kalp kaynaklı ağrılar sol kolun iç tarafından, koltuk altından el bileğine kadar uzanan sahada hissedilir. Ağrı çeneye, boyuna, sırta, mide ve bele doğruda yayılabilir.
Ağrıyla birlikte bulantı, kusma, soğuk terlemeler, baş dönmesi, baygınlık hissi veya yorgunluk hali varsa ağrı daha da önemsenmelidir. Ağrıya eşlik eden ani gelişen nefes darlığı ciddiye alınmalıdır. Eğer bir göğüs ağrısı yukarıdaki özellikleri gösteriyor ve yürüyünce, merdiven çıkınca, koşunca belirginleşip, dinlenince geçiyorsa kalp-damar hastalığı kaynaklı olma ihtimali daha fazladır.
Ağrının 20 dk’dan uzun sürmesi dilaltı ile etkili kalp ilaçlarına yanıt vermemesi, ilerleyici bir boğulma hissi daha ciddi bir duruma işaret edebilir. Göğüs bölgesinde oluşan her ağrının kalple ilişkili olması şart değildir ama göğüsün orta yerinde baskı, sıkışma ya da sıkılmış bir yumruk gibi hissedilen ağrılar öncelikle kalp ağrısı gibi kabul edilmelidir.
DR. EVREN ALTINEL
X