"Ayşe Arman" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Ayşe Arman" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Ayşe Arman

İnsanoğlunun kaçamadığı üç gerçek

Ne zaman bir ameliyata girecek olsam heyecanlanıyorum. Muhteşem Bey ameliyat masasında yatıyor. Gözü penslerle açılmış vaziyette.

/images/100/0x0/55eb3ebff018fbb8f8b4ada8

Damla anestezi yapılmış.
Birazdan katarakt
ameliyatı olacak

İnsanoğlunun asla kaçamayacağı üç gerçek var. Birisi ölüm, geçelim, hepimiz biliyoruz.
İkincisi, 40 yaşından sonra yakını görememek. Sağ gözümde başladı bile, kalem çekerken fark ediyorum, eskisi kadar düzgün çekemiyorum.
Üçüncüsü de katarakt. Allah’tan ona daha vakit var. Ama bunu yazın bir tarafa: Her canlı bir gün kataraktı tadacaktır!

MUHTEŞEM BEY’İN AMELİYATI

Dünya Göz Hastanesi’ndeyim. Her canlının 60 yaşından sonra yaşayacağı bu deneyimden kurtulmasının en son teknolojisini izleyeceğim.
Dr. Efekan Coşkunseven, biraz sonra, Adanalı Muhteşem Bey’e Femtosaniye Lazer yöntemiyle katarakt ameliyatı yapacak.
Efekan Hoca, bilgisi, deneyimi ve yakışıklılığıyla nam salmış biri. İzmirli. Aktif göz hekimliği yaptığı süre 17 yıl. Ama 25 binin üzerinde cerrahi vaka deneyimi var. 150’nin üzerinde de bilimsel yayını ve makalesi.
Ne zaman bir ameliyata girecek olsam heyecanlanıyorum. Şimdi de heyecanlıyım.
Biraz sonra kataraktından kurtulacak Muhteşem Bey ise son derece sakin.
Katarakt, ileri yaşlarda, sıklıkla rastlanan, gözdeki doğal merceğin saydamlığını kaybetmesi anlamına gelen göz hastalığı.
Belirtileri, renklerin zor ve soluk algılanması.
Akşamları görmede zorluk yaşanması.
Şekilsiz, bulanık ve çift görme.
Muhteşem Bey de 68 yaşında ama çok aktif biri, kataraktı yüzünden hayatını normal sürdüremiyor ve kurtulmaya kararlı…

ALANINDA BİR DEVRİM

Femtosaniye Lazer teknolojisi bir devrim. Efekan Hoca’ya göre, siyah-beyaz televizyondan renkli televizyona geçmek neyse bu da o.
Yeniliklerin büyük çoğunluğu gibi ABD’den geliyor. Avrupa’daki ya dört ya beşinci cihaz Türkiye’de. Ocak ayından beri 1000 kişi bu yolla kataraktından kurtulmuş.

/images/100/0x0/55eb3ebff018fbb8f8b4adaa

GÖZÜ DOMATES GİBİ DÜŞÜNÜN

Efekan Hoca anlatıyor, ben dinliyorum: “Eski yöntem şöyleydi: Göze bıçakla giriyorduk. Gözü, bir domates gibi düşün. Doktor, o domatesin kabuğunu kendi elleriyle soyuyordu, sonra da kataraktı temizleyip o kabuğun içine bir mercek atıyordu.”
Hocanın eskiden dediği 1995 yılı.
Anlattığı yöntemin adı da Fako cerrahisi.
Halk arasında bunun adı ‘lazerle katarakt ameliyatı’.
Neden diyeceksiniz?
Çünkü dikiş yok. Ve kataraktı parçalamak için ultrason kullanılıyor.
Hoca devam ediyor: “Fako yöntemini eski diye anlatıyorum ama ondan da eskisi var. Ve Fako cerrahisi de zamanında bir devrimdi. Çünkü katarak ameliyatları ondan önce şöyle yapılıyordu: Göz kesilip, katarakt sivilce patlatılır gibi patlatılıyordu, sonra da göz dikiliyordu. 1995’te Fako cerrahisiyle birlikte dikiş olayı bitti. Şimdiki Femtosaniye yöntemi Fako’nun bir uzantısı ama onun daha ileri bir aşaması…

ATARİ OYUNU GİBİ

Muhteşem Bey ameliyat masasında yatıyor.
Gözü penslerle açılmış vaziyette. Damla anestezi yapılmış. Mikroskoba benzer bir aletin altında uzanmış yatıyor. Bıcır bıcır konuşuyor.
Karşısındaki bilgisayar ekranında da gözü duruyor. Büyütülmüş şekilde. Vücudun bir organından çok, sanat eserine benziyor.
Efekan Hoca da, sandalyede oturup o mikroskoba bağlı başka bir bilgisayarda operasyonu yönetiyor.
Gördüğüm şey şaşırtıcı ve heyecan verici.
Teknolojinin geldiği nokta, akıllara zarar.
Efekan Hoca ne yaptığını anlatıyor: “Gördüğünüz gibi bu yeni teknolojiyle göze, yani korneaya girişi lazerle yapıyoruz. ‘2.8 milim bıçak ver hemşire hanım’ lafları artık tarih oldu. Her şeyi bize cihaz söylüyor, açıları, durumları, ne yapılacağını... Doktor oturduğu yerden daha hastaya elini bile değirdirmeden her şeyi ayarlıyor. Cihaz, kesiyi kusursuz bir biçimde gerçekleştiriyor. Bunu da beş saniyede yapıyor. Haaa zannetmeyin ki doktor gözün içine girmiyor, giriyor. Gözün içine girdiği şartların hepsi lazer tarafından oluşturulmuş mükemmel şartlar. Ama doktor yine de gözün içine girecek ki, kataraktın kırılmış parçalarını ultrasonla gözden dışarı atabilsin. Ondan sonra da gözün içine katlanmış bir mercek koyuyoruz. O mercekle hem yakını hem uzağı görmek mümkün. Ayrıca üç derece astigmata kadar da çözüm bulanabiliyor. Çözüm bulunamayan tek durum göz bebeğinin çok ufak olması, o zaman bir şey yapamıyoruz…”

/images/100/0x0/55eb3ebff018fbb8f8b4adac

TÜRKİYE ÇOK İLERİDE
- Gözün diğer organlardan farkı ne?
- Göz, dünyaya açılan pencere.
- Göz nakli diye bir şey var mı?
- Tom Cruise filmlerindeki gibi, gözü toptan çıkarıp nakil diye bir şey söz konusu değil. Çünkü göz, beynin devamı. Ancak beyin nakli yapılabildiği zaman göz nakli de yapılabilir. Şimdilik sadece kornea nakli söz konusu…
- En yaygın göz hastalığı?
- Katarakt. Her canlı, bir gün katarakt olacaktır!
- Neden?
- Çünkü hepimiz yaşlanıyoruz. Bu, saçımızın beyazlaması gibi…
- Ama bazıları daha erken, bazıları daha geç katarakt oluyor…
- Sebebi genetik. Ama çok güneşli yerlerde yaşayanlarda, morötesi ışınlara maruz kalanlarda erken görülebiliyor. Travmayla da olabilir.
- En belalı göz hastalığı?
- Dünyada körlükten sorumlu olan hastalık, şeker hastalığı. Şeker hastalığına bağlı körlük, en yüksek görülen tür. Göz tansiyonu da dikkat edilmesi gereken bir rahatsızlık.
- Türkiye göz cerrahisi konusunda nasıl?
- İnanılmaz ileride. En az 500 hasta her yıl Avrupa ve ABD’den geliyor.
- Bu alanı niye seçtiniz?
- Çünkü çok zevkli! Teknolojinin de en hızlı geliştiği alan. Bir de çok temiz bir branş. Ve keyifli.
- Neden tıp okudunuz?
- Annem, kadın doğumcusuna aşıktı. “Atatürk gibi bir adam” diye hep ondan söz ederdi, bu da beni etkiledi. O zamanlar tıp okumak, doktor olmak çok değerliydi. Ne yazık ki şimdi öyle değil.

X