Gündem Haberleri

GÜNDEM

    İnsanlık ayıbı

    Şehriban OĞHAN
    05 Şubat 2006 - 00:00Son Güncelleme : 05 Şubat 2006 - 12:46

    Menderes zamanından beri genelev kadını olarak çalıştığını söyleyen A.K. malulen emekli olmak için SSK İstanbul İhtiyarlık Sigorta Müdürlüğü’ne başvurdu. Ancak Okmeydanı Eğitim ve Araştırma Hastanesi, "Çalışma gücünün en az 2/3’ünü kaybetmediği"ne karar verdi.

    İSTANBUL’da yaşayan ve "Menderes’in zamanından beri" çalıştığını söyleyen 76 yaşındaki eski genelev kadını A.K. malulen emekli olmak için SSK İstanbul İhtiyarlık Sigorta Müdürlüğü’ne başvurdu. Ancak Okmeydanı Eğitim ve Araştırma Hastanesi Sağlık Kurulu’nun raporu çerçevesinde "çalışma gücünün en az 2/3’ünü kaybetmediği"ne karar verilince, A.K.’nin emeklilik hayalleri suya düştü.

    A.K.’ye SSK İstanbul İhtiyarlık Sigorta Müdürlüğü’nden gönderilen yazıda, malûllük sigortası talebi konusunda yapılacak bir işlem bulunmadığı bildirildi. 21 Kasım 2005 tarihli yazıda buna gerekçe olarak da Okmeydanı Hastanesi Sağlık Kurulu’nun raporu gösterildi. Yazıda şöyle denildi:

    BENİ ANNE YERİNE KOYUN

    "T.C. SB Okmeydanı Eğ. ve Ar. Hastanesi Sağlık Kurulu’nca hakkınızda düzenlenen 11 Temmuz 2005 tarih 7721 sayılı rapor Genel Müdürlüğümüze intikal ettirilmiş olup Tedavi Hizmetleri ve Malûliyet Daire Başkanlığı’nca yapılan tetkik neticesinde çalışma gücünün en az 2/3’ünü kaybetmiş durumda malul sayılmadığınız bildirilmiştir. Bu nedenle malullük sigortası yönünden talebinizle ilgili yapılacak bir işlemin bulunmadığına bilgi edinilmesini rica ederiz."

    Bunun üzerine A.K., çareyi Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Murat Başesgioğlu’na mektup yazmakta buldu. Mektubuna, "Lütfen beni siz bari sadece yaşlılığıma hürmeten bir insan, bir kadın, bir anne yerine koyun ve dinleyin" sözleriyle başladı. 1948 yılından, genelevlerin kapatıldığı tarihe kadar "istemeyerek de olsa" bu işi yaptığını anlattı.

    A.K., 2 çocuğundan birini kan kanseri sonucu kaybettiğini, bu işten kazandığı parayı da çocuğunun hastalığında yitirdiğini belirtti. Bozuk bir el yazısıyla sadece adını yazarak imzaladığı mektubunda A.K., "ben söylüyor ve yazdırıyorum" diyerek şunları anlattı:

    SAYIN BAKANIM SEVGİLİ OĞLUM

    "Kalp-damar-tansiyon hastasıyım. Kemik erimesi sonucu yürüyemez durumdayım. Ama maalesef rapor için gönderildiğim Okmeydanı Hastanesi’nde, değil muayene, yüzüme bile bakılmadı. Suçlu isem bu sadece benim değil toplumun suçu. Peki çalışma gücünü kaybetmeyen 76 yaşına gelmiş bir genelev kadını sizce ne iş yapabilir? İşte bu benim değil toplumun ayıbı. Koskoca bir devlet bile ölümün eşiğine gelmiş bir hayat kadınına hálá çalışmayı uygun görüyorsa benim fazlaca bir şey söylememe gerek yok. Lütfen sayın Bakanım, lütfen sevgili oğlum bana yardım et."

    Tabağı 50 kuruşa kuş yemi satıyor

    A.K., Tarlabaşı’ndaki 3 katlı yıkık dökük bir evin 2. katında, pencereleri naylonla kapatılmış dairesinde yaşamaya çalışıyor. Çok yaşlı ve hasta olduğu için ancak hava güzel olursa meydana gelip, tabağı 50 kuruşa yem satıyor. Birkaç /images/100/0x0/55ea7d95f018fbb8f8836467kuruş fazla kazanırsa en iyi yemeği zeytin ve peynir. Ama parası hep simite yetiyor. "Artık ölsem de kurtulsam. Tek çarem bu" diyecek kadar kendini çaresiz hissediyor.

    Bir zamanlar böyleydi

    A.K. genelev kadınlığına Beyoğlu’ndaki Abanoz Sokak’ta kaçak olarak başlamış. 18 yaşındaymış. O genelev Matild Manukyan’ın ölümünden sonra kapanmış.
    Etiketler:
    

      EN ÇOK OKUNANLAR

        Sayfa Başı