"Güzin Abla" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Güzin Abla" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Güzin Abla

İnsanlara güvenimi yitirdim

Sevgili Güzin Abla; çok şükür başımı sokacak bir evim, benden asla sevgilerini esirgemeyen ve her anlamda arkamda olan bir ailem var. Ama yine de kendimi çok yalnız hissediyorum. Benim yaşımdaki arkadaşlarım çoktan evlenip yuva kurdular; ama ben "Bu zamanda aşk evliliği olmaz" diyenlere inat aşk evliliği istiyorum. Mantık evliliği nedir sizce? Mantık evliliği dedikleri şey bence maddi yönden çıkar evliliğidir. Düşünsenize sadece parası için biriyle evleniyorsunuz ve duygusal anlamda hiçbir şey hissetmediğiniz bu insanla aynı evi ve aynı yatağı paylaşıyorsunuz.

Çevremdekilerin çoğu ya görücü usulüyle ya da maddiyat için evlendiler."Mutlu musunuz" diye sorduğumda ise aldığım cevaplar karşısında çok da şaşırmıyorum. "Eh işte, belki severim diye evlendim." Böyle bir cevap olabilir mi? Ya sevemezsen. Sizce "Belki sevebilirim" ihtimaliyle başlayan bir evlilik yürür mü? İhtimal sözcüğü aşka hiç yakışmıyor.

İnsanlara olan güvenimi yitirdim, ama aşka olan inancımı asla. Bir yerlerde, belki başka bir şehirde, belki de yanı başımda, kimse bilemez, bana aşkların en güzelini yaşatacak biri var. Bunu hissediyorum. Çok derinlerden bir ses bana bunun bir hayal olmadığını söylüyor. Aşka olan inancım var oldukça, bu içimdeki ses asla susmayacak.

"Aşk, bu dünyanın ölçüleriyle açıklanamaz.

O, ilkel bir acıdır, yaban bir ağrıdır.

Gelir ve içimizdeki o çok eski bir şeye dokunur.

Sonra bir perde açılır ve yolculuk başlar.

Bu yolculukta artık;

Para, tarifeler, beklentiler, randevular, taksitler, iş, anneler

Ve korkular yoktur.

Aşkın kendi gerçekliği vardır.

Başka bir ışığa teslim olur.

Daha derinden anlamaya başlar, bilgeleşir.

Hiç bilmediği sezgileriyle buluşur.

Yükü çok ağırdır, kendiyle buluşmuştur.

Hem dışındadır dünyanın, hem de tam ortasında..."

Kime ait olduğunu bilmediğim bu şiir, aşka olan inancımı daha da güçlendirdi.

Sevgili Güzin Ablacığım, aşksız ve sevgisiz bir yuva kurulamayacağını hatırlatırken, "Parasız saadet olmaz" diyenlere inat "İki gönül bir olursa samanlık seyran olur" diyorum. Hani derler ya hastalıkta ve sağlıkta, iyi günde ve kötü günde, yoksullukta ve zenginlikte beraber olacağım insanı sabırla bekliyorum. Herkese aşk ve sevgi dolu bir dünya dilerim.

n<ı> RUMUZ: SONSUZ AŞK


Sevgili kızım, Sevgililer Günü ertesinde, bu gerçekten aşkların gücünü ve insanların aşka inancını kaybettiği günümüzde, senin böylesine inançla ve umutla gerçek aşkı ve sevgiyi beklemeni takdir etmemek mümkün değil. Hem bu nedenle, hem de bu güzel yazın için sana teşekkürler...

Gözümün önünde sevgilisiyle mesajlaşıyor

Güzin Abla, ben 16 yaşındayım. Kendimi bildim bileli onu çok seviyorum; içim içimi yiyor ama maalesef bende ne tip var ne de para... Benim ailem çok fakir, onların durumu ise daha iyi. Zaten başka bir şehirde oturuyorlar, dolayısıyla onu senede sadece 15-20 gün görebiliyorum. Üstelik gözümün önünde sevgilisiyle mesajlaşıyor; beni de sırdaşı yaptı. Sevgilisiyle gizli gizli mesajlaştığını ailede bir tek ben biliyorum. Onu sevdiğimi kesinlikle anlıyor. Ama hiçbir şey bilmiyormuş gibi davranıyor. Eğer durumum biraz daha iyi olsaydı, belki bir umut ışığı doğabilirdi. Ölene kadar onu böyle uzaktan mı izleyeceğim? Ne olur yardım et abla!

n RUMUZ: 123456


Ah benim canım, şu güzelim 16 yaşında böylesine bir acıyla yaşamak ne kadar zor! Eminim sevdiğin kız akrabandır ve de senden en az 4-5 yaş büyüktür. Genellikle senin yaşındaki delikanlıların başına bu aşk derdi böyle akraba kızları yoluyla açılır. Ama unutma ki, henüz çok gençsin ve önünde upuzun bir yaşam var. Hele şu buluğ çağının sivilceli, şiş burunlu dönemini bir atlat; o tipsiz dediğin delikanlıyı aynada tanıyamayacaksın. Ve o zaman da kızlar çevrende pervane olacaklar. Bak Güzin Ablam dediydi, dersin.

Gurbet bizi yalnızlığa itiyor

Sevgili Güzin abla, ben Almanya’da yaşayan 23 yaşında bir genç erkeğim.

Seninle paylaşmak istediğim yalnızlığım...

Evet doğru, bu gurbet bizleri yalnızlığa itiyor, aşka inancımızı yok ediyor. Neden derseniz. Almanya’da yaşadığımız için çoğunlukla Alman kızlarıyla tanışıyoruz.

Ama işte biz bu aşktan korkuyoruz. Bizler Türk kültürüyle büyütülmek için çaba gösterilmiş Almanlarız aslında. Buna genellikle "gurbetçiler" inanmak istemeseler de bu böyle. Sevdiğim bir kızı sırf bu nedenle kendimden soğuttum ve sonunda beni terk etmesine neden oldum. Çünkü ona her fırsatta bir geleceğimiz olamayacağını anlattım. Onunla beraberliğimin aile yapıma ve kültürüme uymadığını söyledim.

Ama işin gerçek yanı, korkularımdı... Annemi, babamı, ailemi üzmekten duyduğum korkumdu. Ama işin aslına bakarsanız biz aynı kültürle büyümüştük. Size anlatmak istediğim, insanların aşktan sevgiden korkmaması; yeniliklerden, değişliklerden korkmaması!

Bu zamanda artık Türk, Alman, Yunan değil; önemli olan iki insanın birbirini gerçekten sevmesi!

n<ı> RUMUZ: FERHAT


Güzel oğlum, dünyada globalleşme hedefinin giderek yaygınlaştığı, Türkiye’nin AB’ye girmek için böylesine çaba sarfettiği bu devirde sevginin de sınırları olmamalı. Ancak Türk aile yapısının, örf ve adetlerimizin böylesine bir devrim geçirmesi için sanırım daha uzun yıllar gerekecek.

Türk kültürüyle büyütülmüş Almanlar olduğunuzu ise sen yine de söylememiş ol bana. Ben de duymamış olayım.
X