Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

İnsanın fillerle meydan savaşı

En büyük savaş, Nyeri Bölgesi’nde, bir orman yolunda. Tam 500 silahlı insan, oklar, baltalar, tüfekler eşliğinde, 20-30 filden oluşan sürüyle kapışıyor. Fillerle insanın meydan savaşı. Savaş aralıksız sekiz saat sürüyor. Bilanço; dört insan, üç fil, orman yolunda cansız yere seriliyor.

Bu baskın başka baskın.Usame ve dokuz arkadaşı bir polis karakolunu basıyor. Orta Afrika’da Namibya’nın Nyandaru bölgesindeki karakol baskınında üç polis ağır yaralanıyor. Çıkan çatışmada onlardan dördü ölüyor.

Bu baskın başka baskın.

Onların başına, polisler, Bin Ladin’den yola çıkarak, Usame adını veriyor. Usame, fillerin reisi. Karakola baskın düzenleyenler, filler. Evet, bildiğimiz filler.

*

Geçen hafta izlediğim çok farklı bir belgesel, bu haberle örtüşüyor. Belgeselde, aslanlar bufalo sürüsüne saldırıyor ve bir bufaloyu öldürüyor. Aralarından birinin öldürüldüğünü gören bufalolar, kısa sürede toparlanıyor ve bu kez onlar aslan yavrularının yaşadığı bölgeyi talan ediyor. İnanılmaz bir saldırı, müthiş bir öfke. Ne dişi ne erkek aslan, bufolaların çılgınlığını önleme gücüne sahip. Üç yavru aslan bufaloların boynuzlarında can veriyor.

Bu belgeselin etkisinden kurtulmadan, East African Standard Dergisi’nde okuduğum fil haberi, beni hayvanlar alemine çekiyor. Onlardaki içgüdüye.

*

Bufaloların intikamı ile fillerin intikamı arasında hiç fark yok. Biri hıncını aslan yavrularından, diğeri insandan alıyor. Çünkü, insanlar uzun süredir filleri öldürüyor.

Ve insanla fil arasında ölüm-kalım savaşı başlıyor. Kenya ve Namibya merkezli savaş ne karakol dinliyor ne orman, ne ana cadde ne köy ne kasaba. Fillerle insanlar arasında kısasa kısas süren bir savaş, tüm Afrika’yı dehşete düşürüyor.

Kabahat elbette insanda. Uçsuz bucaksız Massai Mara ve Namibya savanalarında altmışlı yıllarda yaklaşık 170 bin fil yaşıyor. Fil derisi değerli. Fildişi daha da değerli. Hatta, Afrika yerlileri için, fil etinin tadına doyum olmuyor. Sonuç belli. Doksanlı yıllara gelindiğinde, 170 bin filden geriye sadece 19 bin fil kalıyor. Hepsi, insanın zulmüne uğruyor.

Kenya, Tanzanya, Sudan ve çevre ülkelerdeki Yaban Hayatı Koruma örgütleri ayağa kalkıyor. Bu sivil toplum örgütlerine destek vermek üzere, 90’da Kenya Başkanı Daniel Moi, yaklaşık iki bin fildişinden yapılmış, altı metre yüksekliğindeki piramidi yakıyor.

Ne çare ki, fil katliamı devam ediyor. Fil tüccarları, Afrika yerlilerine, fil başına 300 Euro ödüyor. Afrika yerlisi için büyük para.

*

Fil nüfusu azalıyor. İnsan nüfusu artıyor. İnsan nüfusu artıkça, fil katliamı artıyor. Fil nüfusu daha da azalıyor.

Sonunda, fillerin kafasına dank ediyor. Bakıyorlar ki, insanlar onların en büyük düşmanı, insandan onlara fayda yok, onlar da kendi hayatlarını kendileri koruma kararı alıyor.

Tıpkı, aslan yavrularına saldıran bufalolar gibi. Filler insanlara savaş açıyor. Karakol baskınlarına kadar varan düzgün bir plan, olgun bir proje.

*

O Afrika dergisinin anlattığına göre, birkaç ay önce, fillerin insanla savaşı, kentler arası yollara sıçrıyor. Filler yol kesiyor. Adam öldürüyor.

En büyük savaş, Nyeri Bölgesi’nde, bir orman yolunda. Tam 500 silahlı insan, oklar, baltalar, tüfekler eşliğinde, 20-30 filden oluşan sürüyle kapışıyor. Fillerle insanın meydan savaşı. Savaş aralıksız sekiz saat sürüyor. Bilanço; dört insan, üç fil, orman yolunda cansız yere seriliyor.

Şimdi orman kenarlarındaki evlerde, fil saldırılarına karşı arazi, dikenli teller ve dikenli bitkilerle çevriliyor. Filler akıllı. Dikenlerden uzak duruyor.

İnsanın zulmü, fillerin canına tak ediyor. Ben, oyumu fillerden yana kullanıyorum. Savaşı fillerin kazanmasını istiyorum.
X