Kitap Sanat Haberleri

KİTAP SANAT

    ‘İnsanın esareti’ nerede başlar, nerede biter?

    ERHAN TEKTEN erhan.tekten@gmail.com
    01.06.2017 - 12:01 | Son Güncelleme:

    İnsanın esareti hayatın hangi evresinde başlar? Bu sorunun cevabı W. Somerset Maugham’ın ‘İnsanın Esaret’i romanında kendine yanıt buluyor. Maugham’ın otobiyografik öğeler taşıyan romanı okuyucuları, Philip ile birlikte zorlu bir yolculuğa çıkarıyor.

    İnsanın Esareti’ bir otobiyografi değil, ama otobiyografik bir roman. Gerçekle kurgu birbirinden ayrılmaz biçimde iç içe geçmiş. “Duygular bana ait ama bütün olaylar burada aktarıldığı biçimde gerçekleşmedi” diyerek anlatıyor bu durumu Maugham. Tülin Er çevirisiyle Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları’ndan çıkan kitap, Modern Library’nin ‘20. yüzyılda İngiliz dilinde yazılmış en iyi 100 roman’ listesine seçilmiş. Roman adını Spinoza’nın ‘Ethica’ yapıtının bir bölümünden alıyor. Spinoza’nın ahlak öğretisinin kalbinde özgürlük düşüncesi yatıyor. Ama verdiğimiz kararlar bir anda ortaya çıkmadığı, hepsi neden-sonuç ilişkisine bağlı olduğu için özgürlüğün ne olduğunu sorgulatıyor bize Spinoza. ‘Esaretin Bedeli’ de kitabın kahramanı Philip’in seçimleriyle bu soruyu sık sık okurun karşısına çıkarıyor.
    Maugham, “Bu çok uzun bir roman ve bir önsöz yazarak onu daha da uzattığım için kendimden utanıyorum” cümlesiyle kitabına başlayacak ve Marcel Proust ile editörü arasında geçen komik bir olay üzerinden kendini eleştirecek kadar samimi. Bu samimiyeti roman boyunca sürüyor. Karanlık ve kasvetli anlatım tarzıyla kitap, dokuz yaşındaki Philip’in uykusundan, ölüm döşeğindeki annesini son kez görmesi için uyandırılmasıyla açılıyor. Uyku mahmurluğunda gözleri yarı açık, dudaklarında belli belirsiz bir gülümseme olan çocuk, ana kucağından koparılıp, rahip amcasına evlatlık verildiğinde fiziki ve duygusal açıdan zorluklarla dolu yeni hayatı başlıyor. Bu süreçteki esaretin ilkine, amcası ve yengesinin onun rahip olması için yaptığı baskıya karşı ilk başkaldırısını gerçekleştiriyor Philip.
    Romanın ilk bölümlerinde katı din eğitimini kabul etmeyen bir çocuğun tüm acılarıyla olgunlaşma sürecine tanık oluyoruz. Aslında onun için esaret daha doğduğu anda; hayatı boyunca hiç kurtulamayacağı yamuk ‘yumru ayağı’yla yaşama ilk adımını attığı anda başlıyor. Sosyal ilişkilerinde her zaman onu geri plana iten bu engellilikle mücadelesinde aksak ayak izlerinin peşinden sürükleniyoruz. Bu izlerde önce Tanrıya iyileşmek için yakarış var, sonra da sanatçı olma hayaliyle Paris’e yapılan bir yolculuk ve hayal kırıklığıyla yine evin yolunu tutuş.

    İNSAN SEÇİMLERİYLE Mİ DOĞAR?
    Romanın ikinci bölümünde ise “Sanat olmadı, bilim olsun” diyerek doktorluk eğitimine başlayan kahramanımız, kimi için hayatın en esareti, kimi için en büyük hediyesi olarak anlattığı bir duyguyla, aşkla tanışıyor. Hayat ona kaba, ilgisiz, para düşkünü olan Mildred’la sunuyor aşkı. Philip’in sakatlığını da küçümseyen bu kadın, her defasında Philip’i bırakıyor. Her defasında daha da düşmüş olarak karşısına çıkıyor. Beş parasız işsiz döndüğü de oluyor, babasının istemediği bir bebekle de... Mildred seks işçisi olmak için Philip’i son terk edişinden sonra bile, Philip ona benzettiği kadınların arkasından gitmeyi bırakamıyor. Bu aşktan kurtulmak için kendinin yarısı yaşındaki Sally ile evlenmeyi bu esaretten kaçış sansa da yeni bir tutsaklıkla kendini bağlıyor. Roman W. Somerset Maugham’ın unutulmaz kahramanı Philip’i en son 30 yaşında bırakıyor. Tam da Philip bir Pers halısı üzerindeki motifler sayesinde hayatın anlamını çözmüşken: İnsan seçimleriyle doğar, yaşar, çeker ve ölür. Sahi insan seçimleriyle mi doğar? Yoksa insan an be an kendi seçimleriyle esaretlerini kendi mi örer? Bundan sonrası okurla kendi esareti arasında çoğalan sorulara kalıyor.

    ‘İnsanın esareti’ nerede başlar, nerede biter
    İNSANIN ESARETİ
    W. Somerset Maugham
    Çev.: Tülin Er
    İş Bankası Kültür Yayınları, 2017
    800 sayfa, 29 TL.

    Etiketler: edebiyat , kitapsanat
    

    EN ÇOK OKUNAN HABERLER

      Sayfa Başı