Gündem Haberleri

GÜNDEM

    İnsana en büyük yatırım: Sevgi!

    Cüneyt ÜLSEVER
    28 Temmuz 2001 - 17:42Son Güncelleme : 28 Temmuz 2001 - 17:42

    Ne zaman mutsuz bir insan görsem, bana öyle gelir ki, o sevgisiz büyümüştür. Ya da, yeteri kadar sevilmiş olduğuna inanmıyordur. Ne zaman bir iş yerinde verimsiz bir insan görsem, yine bana öyle gelir ki, o kişi zaten mutsuzdur.

    Sanki hayatın denklemi: sevgi=mutluluk= verimliliktir!

    * * *

    Çevresinde istenmeyen, kimseyi bir türlü sevemeyen insanın en büyük derdi bir türlü elde edemediği sevgi, kavuşamadığının hasretidir.

    Kendisinin sevilmediğine inanan insan; hali ile, sevgiyi herkesten esirgeyecektir.

    İşinden bile!

    * * *

    Sevginin sonsuz çeşidi var. Bence en güzel sevgi evlat sevgisi. Ancak; insan; insanı sevebildiği gibi, Allah'ın var ettiği her şeyi; ağacı, çiçeği, hayvanı, hatta taşı toprağı da sevebilir.

    * * *

    Ancak ben iki türlü sevginin çok önemli bir ihtiyaç olduğunu düşünüyorum:

    i) Küçük yaşta büyükler tarafından sevilmek!

    ii) Olgun dönemde karşı cinse aşık olmak!

    * * *

    Bu iki sevgi, insanoğlu için oksijen, su, gıda kadar elzem.

    Bu iki sevgiyi tatmamış insanların, bir ömür boyu ağızlarından, neden orada olduğunu bir türlü çözemedikleri pas tadı hiç eksik olmayacaktır.

    Onlar; adını koyamasalar da, sanki bünyelerinde hep bir şey eksikmiş gibi yaşayacaklardır.

    Bebekliğinden itibaren ana-baba, ata-dede, velhasıl etrafındaki büyükleri tarafından pohpohlanmamış, nazlanmamış, bir nebze olsun şımartılmamış insan; bir ömrü, kaybettiğini aramak, elde edemeyeceğini bile bile koşturmak ve üstelik bu çabalardan utanarak geçirecektir.

    Kusura bakmayın ama; bu insanların etraflarına pek faydaları olmaz.

    Ne işlerine, ne de insan ilişkilerine özenirler.

    Onların gözünde hepimiz, bir hayat boyu onlardan 'bir yudum sevgiyi' esirgeyen hayırsızlarızdır.

    * * *

    Yine kusura bakmayın ve gücenmeyin; bana göre hayatında hiç aşık olmamış bir insanın da bütün insan olması mümkün değildir.

    Hele kámil insan olmak ne mümkün!

    Ben; içi Allah sevgisi ile dolu ak pak saçlı şeyhlerin bile, Allah'ın kendisini onda var ettiği insana bir kez olsun aşık olmadan olgunlaşamayacaklarını düşünüyorum.

    Allah bile insanı kendi gücünü yansıtması için yaratmadı mı?

    Kendini insana verdiği akıl ve izan üzerinden beğenmedi mi?

    * * *

    Ne olur; aşk ile sevgiyi, apış aranızı harekete geçiren enzimi birbirine karıştırmayın. Evet, enzimlerinizi en güçlü şekilde maşuk harekete geçirecek, sevginin esaretini onda yaşayacaksınız ama aşk sadece buralara sığmaz, taşar gider.

    Aşık maşuktan başka bir şey göremez, başka bir şeyden zevk-tat alamaz, acıkmaz, yorulmaz, onun yanında hiç sıkılmaz, o olmayınca da kimseden keyif almaz.

    Korkmayın, en uzun ömürlü aşk dört yıl sürer.

    Bir ömür boyu kör kalmazsınız.

    * * *

    Aşkta kazanmak, onun da size aşık olması; o kadar da önemli değildir.

    Aradaki fark; acısız Urfa ile acılı Adana kebap farkı kadardır.

    O sizi sevse de, sevmese de, artık aşk enzimlerinizi harekete geçmiştir.

    Siz esasında o enzimlerin esirisinizdir.

    * * *

    'Var git Leylam var git; ben Leylam'ı ararken Mevlam'ı buldum!'

    * * *

    Aşkta kazanan veya kaybeden yoktur.

    Aşkta sadece oyuncular vardır!

    * * *

    Aşkı en az bir kez tatmış olanlar çok daha özenli, anlayışlı, hatır gönül sayan, etrafa enerji saçan insanlar olurlar.

    Onların tadına doyum olmaz, yaptıkları işin kalitesi tartışılmaz.

    * * *

    Bir insan olarak: i) evladınıza yapacağınız en büyük yatırım ona olan sevginizi kendisine göstermek, ii) kendinize yapacağınız en büyük yatırım da, henüz olmadı iseniz, hemen aşık olmaktır.

    * * *

    Ben aşkı gördüğüm yerde kokusundan tanırım, hemen etrafa saçtığı ışık haleleri altında doyasıya yıkanmak isterim.


    Siz olsaydınız ne yapardınız


    Geçen hafta bahsi geçen, matematik derslerinden çakan haylaz arkadaşım! şimdi ABD'de matematik profesörü (e-şıkkı).

    Bu hafta:

    Muhakkak ki o yıllarda en yüksek maaşı onun bankası verirdi. En modern banka şubelerini o yaratır, insanlar bu şubelere özenerek girerlerdi. İlk bilgi-işlem bankacılığını o başlattı. Keza, pazarlamacılığı sektöre ilk o soktu.

    Hemen her yöneticisine bir makam arabası tahsis ederdi.

    Velhasıl, çalışanlar için 'yok yoktu!'

    Bütün bunlara rağmen o yıllarda en fazla çalkantı bu bankada gerçekleşiyordu.

    Neden?

    a) Çalışanlara gayri kanuni işlemler yaptırıyorlardı.

    b) Banka kıdem tazminatı ödemek istemiyordu.

    c) Patronun insan ilişkileri çok zayıftı, hemen herkese hakaret ederdi.

    d) Krediler devamlı batıyor, çalışanlar sorumlu duruma düşüyordu.

    e) Maaşlar yüksekti ama düzgün ödenmiyordu.


    e-posta: culsever@hurriyet.com.tr fax: 212 677 06 93
    Etiketler:
    

      EN ÇOK OKUNANLAR

        Sayfa Başı