Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

İnsan yiyici internet günlükçüleri

Aslında onları fazla okuyan yok ama, kariyer sahibi gazetecileri çıtır çıtır yiyorlar. Onlar, web günlükçüleri. Ya da internet dilindeki özgün adlarıyla blogger’lar.

Yani web ve log sözcüklerinden türeyen blog fiilinin eylemcileri. ABD’de sadece 2004 yılı içinde 4.12 milyon weblog oluşturulmuş. Ancak bir araştırmaya göre internet kullanıcılarının yüzde 62’si blog nedir bilmiyor. Buna rağmen son derece etkinler. Önce TV efsanesi Dan Rather’ın yayınladığı Bush’la ilgili belgelerin sahte olduğunu ortaya çıkardılar. Sonra da, CNN’in haber müdürü Eason Jordan’ın istifasına yol açtılar. Kesin bilgiye dayanıp dayanmadığı belli olmayan hadiseleri internette yayarak baskı platformu oluşturup, sonra kurban alan bu kitle, kimilerine göre demokratik ve şeffaf yapılarıyla geleceğin medyası. Kimilerine göre de azgın bir güruhun oluşturduğu linç çeteleri.

‘Ağzından salya akıtan moron güruhun oluşturduğu linç çetesi galip geldi.’ ABD’li bir medya eleştirmeni, CNN’in Irak’taki ekibinden de sorumlu haber müdürü Eason Jordan’ın internette yayılan söylentiler sonucu istifa etmesini böyle yorumluyor.

Jordan, 27 Ocak günü Davos Ekonomik Forumu’ndaki off the record bir panelde ‘Amerikan askerleri gazetecileri bilerek öldürüyor’ demiş. Aslında kurduğu cümle tam olarak bilinmiyor. Panele katılan Rony Abovitz adlı işadamının Davos’un resmi web günlüğünde yazmasından sonra diğer blog’lara da sirayet eden söylenti bu. Paneli organize edenler, toplantının gizlilik ilkesi nedeniyle tutanakları yayınlamadığı için kelimesi kelimesine ne söylediği bilinmiyor. Jordan ise, ‘Kaza sonucu gazetecileri vuran Amerikan askerlerinin kasten ateş açtıklarını söylemedim’ diyor. Ancak iki hafta süren blogger baskısı sonucu istifa ediyor. Çıkarılan gürültü öyle korkunç ki, nasıl ifade edildiği belli olmayan bir cümle uğruna easongate.com diye bir weblog bile açılıyor.

Tabii Jordan’ın, panel kayıtlarının yayınlanmasında ısrarlı olması da şüpheleri üzerine çekmesine neden oluyor.

Jordan’ın linç çetesine kurban gittiğini söyleyen Columbia Journalism Review’dan Steve Lovelady, ‘Jordan, cepheye gönderdiği muhabirleri için kaygılanıyor ve her giden dönmediği için üzülüyordu’ diyor. Jordan’ın acısı olduğu kesin, çünkü CNN Irak savaşında üç muhabirini kaybetti.

Şimdi Jordan’ı yiyen blogger’ların tamamı, Bush Yönetimi yanlısı muhafazakarlar. Ancak bu olay basit bir muhafazakar-liberal çatışması gibi de görünmüyor. Çünkü Davos’taki panelde bulunan iki Demokrat Partili Kongre üyesi, Jordan’ın sözlerini eleştirirken, paneli yöneten David Gergen, Jordan’ı savunuyor. US News and World Report’un editörü olan Gergen, ‘Jordan’ın üzerine gitmelerinin nedeni, bazılarının CNN’i aşırı liberal bulması. Jordan, askerlerin kasti davrandığı anlamına gelebilecek sözlerini hemen değiştirdi ve gazetecilerin hem direnişçilerin, hem de askerlerin hedefi olduğunu söyledi’ diyor. Nitekim Amerikan askerlerinin Irak’ta 12 gazeteciyi öldürdüğü bir gerçek.

Jordan’ın sözlerini ilk duyuran kişi olan Rony Abovitz, Davos’taki gazetecilerin bunları yazmaya niyetli olmadığını, çünkü birbirlerini koruduklarını iddia ediyor. Ordu aleyhindeki ifadeler gücüne gittiği için de kendisi yazıyor.

ABD’NİN MEŞRU HEDEFLERİ

Blogger’lar tarafından e-mail yağmuruna tutulan CNN, bir zamanlar kanalın yıldızı olarak gösterilen Eason Jordan’ı gözden çıkarmak zorunda kalıyor. Çünkü sağ kesim internet yorumcuları, CNN’i ‘Amerika’dan nefret eden bir liberal kale’ olarak gösteriyor. Irak savaşında rakip kanal FOX TV kadar vatanperver davranmadığını, Jordan’ın son sözlerinin de bunun bir kanıtı olduğu fikrini enine boyuna işliyorlar. Bunun üzerine Jordan istifa açıklamasında, CNN’e haksız yere leke sürülmesini istemediğini söylüyor.

Blogger’ların vatanseverlik çığlıkları arasında bir tek şu tartışılmıyor; ABD askerleri gerçekten gazetecileri hedef almış olabilir mi? Almadığı söylenemez. 2003 yılı Nisan ayında ABD birlikleri, Bağdat’taki Filistin Oteli’ne tank ateşi açarken, orada gazetecilerin kaldığını pekala biliyordu. El Cezire’nin Bağdat’taki ofisine lazer güdümlü füze atılıp bir gazeteci öldürülürken de, bir hata söz konusu değildi. Bush Yönetimi’nin nefret ettiği bu kanalın, Kabil’deki bürosu bombalandıktan sonra hedefin ‘meşru’ olduğunu söyleyen ABD’ydi.

DAN RATHER VAKASI

Medya çevrelerine göre CNN, CBS Televizyonu’nun başına gelen blogger faciasını yaşamamak için Jordan’la vedalaşmakta tez davranıyor.

CBS vakası şöyle gelişiyor: Geçen eylül ayında, başkanlık seçim kampanyasının en hızlı günlerinde, CBS’in efsane ismi Dan Rather, George W. Bush’un Ulusal Muhafız Gücü’nde torpilli askerlik yaptığını gösteren bazı belgeler yayınlıyor. Ancak bir grup blogger bu belgelerin sahte olduğunu iddia ediyor. Olayın gazetelere de yansıması üzerine CBS hemen soruşturma açıyor, ancak bu arada internet baskıları devam ettiği için bir prodüktörü işten atıp, üç kişiyi de istifaya zorladıktan sonra defteri kapatıyor.

Bu arada Rather, önümüzdeki mart ayında emekliye ayrılacağını da açıklamış bulunuyor.

Sadece sağcılar ‘kariyer yiyici’ sanılmasın. Liberal blogger’lar da muhafazakar gazeteciler arasından kelle alıyor. Örneğin önceki hafta, Beyaz Saray’a sahte isimle akredite olmuş bir internet muhabirinin maskesi düşürüldü. Adamın adıyla porno siteleri arasındaki bağlantılara varıncaya kadar bütün kirli çamaşırlar ortaya döküldü.

VAHŞİ BATI MI, ŞEFFAF MEDYA MI

Daha birkaç yıl öncesine kadar Columbia Journalism Review gibi yayınlarda ya da gazete köşelerinde yer alan medya eleştirileri internetteki blog’larda ansızın bir ihbar ve linç müessesine dönüşüyor. Medyanın zemini hızla değişiyor ve geleneksel yayın organları müthiş bir şaşkınlık yaşıyor. New York Times gibi gazeteler, daha Jordan’ın ne söylediğini araştırırken, blogger baskısı CNN yöneticisinin ayağını kaydırıveriyor.

ABD’deki kimi medya eleştirmenlerine göre blogger’ların yükselişi demokratik ve şeffaf yayıncılık açısından sağlıklı bir gelişme, ancak kimilerine göre de ilkeler, kurallar ve sorumluluğun olmadığı yeni bir Vahşi Batı’nın doğuşu.

Bir zamanlar CNN muhabiri olan Rebecca MacKinnon şimdi bir blogger ve mensubu olduğu yeni cephenin eski medya modellerini dönüştürdüğünü, çünkü görüşlerinde tamamen bağımsız ve şeffaf olduklarını söylüyor. Ve internet ortamında herkes hem okur, hem de gazeteci kimliği taşıyor.

Jordan olayını ortaya çıkaran Abovitz de web günlüklerini, halkın aradığı ses olarak tanımlıyor. Editörlerin elinden, yani süzgeçten geçmemiş ortak ses.

Dijital çağda artık herkes tek başına gazeteci. Yazı işleri toplantıları, etik kuralları olmadan, haber yetiştirmek için zamanla yarışmadan ve haber için para harcamadan tek başına gazeteci.

CNN’in Dışişleri Bakanı’ydı

1982 yılında CNN’de göreve başlayan, birçok kanal ekonomik önlem olarak dış bürolarını kapatırken, CNN’in uluslararası ağını oluşturan Eason Jordan, CNN’in ‘Dışişleri Bakanı’ lakabıyla anılıyordu. 1991 yılındaki ilk Körfez Savaşı’nda Irak’tan canlı yayın yapan tek kanal olan CNN’in ekibini yöneten Jordan, son savaşta da yine iş başındaydı. Kuveyt’e gidip, ekibin Irak’ta kullandığı ikinci el Humvee’leri bile o almıştı. Ancak birkaç ay önce New York Times’ta yayınlanan makalesi tepki çekti. Geçmişte, kanalın Irak’taki ekibine bir zarar gelmesin diye, Saddam Hüseyin’in zulmünü tam olarak yansıtamadıklarını söylüyordu. Bunun üzerine bazı köşe yazarları, CNN’i, Iraklı yetkililerle iyi ilişkiler uğruna gazetecilikten ödün vermekle suçladılar.
X