« Hürriyet.com.tr
MENÜ

İnsan yanım acıyor

Hürriyet Haber
SON GÜNCELLEME
Ölçüsüz, anlamsız, yersiz, yıpratıcı saldırılar, kırıcı ortam bana acı veriyor. Ancak, yalnızca yok ederek var olanların malzemesi olmayacağım. ERSUN Yanal.. Futbol kamuoyunun gündeminden hiç düşmeyen isim. Pek çok eleştiri aldı. "Bilgisayarcı" dediler.. Hakan Şükür'ü Milli Takım'a çağırmayınca, onu "Düşman" ilan ettiler. Şimşekleri hep üzerinde topladı. Konuşmaktan, kaçındı. "Yanlış anlaşılmak" en büyük korkusuydu. Hakan Şükür polemiklerine noktayı koymak istiyordu. "Hakan'ın kariyerine, futbolculuğuna inanılmaz bir saygım var. Bu saygıyı sadece ben göstemiyorum. Tüm dünya onun futbolculuğuna kalitesine saygı gösteriyor" diyordu. Şaşkındı.. Çünkü hiç istemediği, hiç beklemediği polemikler yaratılıyordu. "Ben her zaman konumumun gerektirdiği titiz ve nazik bir tutum sergiledim. Kimse bunu yanlış yorumlamasın. Milli Takım hepimizin takımı. Bu nedenle Milli Takım ile ilgili söylemlerinde herkes gerekli nezaketi ve dikkati göstermeli" diye de ekliyordu. Kimse onun hedeflerini, hayallerini sorgulamıyordu?Yanal ile hedeflerini, Türk futbolunu konuştuk..Eleştiriler bir yandan, polemikler, tartışmalar diğer yandan. Yanal yaptığı işten keyif alıyor mu?1980 yılından bu yana teknik adamlıkla içiçeyim. Yurt içinde, yurt dışında eğitim aldım. PAF takımı, genç takımlar, Süper Lig takımları, Milli Takım sorumluluğu, hepsini yaşadım bunların. 43 yaşındayım. Günün 16 saati futbolu düşünerek, her an yeni bilgi edinmek için çalışarak, sürekli hedef büyüterek, yaşam boyu karşıma çıkan başka mutluluk alternatiflerine sırtımı dönerek fedakarlıklarla geldim bu noktaya. Keyif almadan yapılabilir mi bu iş. Elbette büyük keyif alıyorum. Futbol benim işim olmaktan önce, benim dünyam?Hiç mi kızmıyorsunuz, hiç mi yaralanmıyor musunuz?Ölçüsüz, anlamsız, yersiz, yıpratıcı saldırılar, medyanın, yöneticinin, futbolcunun şikayet ettiği yaralayıcı, kırıcı ortam bana acı veriyor. Spor, yaşamda görülen çirkinliklerden korunması, arındırılması gereken özel bir kültür ortamıdır. Özel bir ahlak ve dolayısı ile özel bir davranış yapısına sahiptir. Futbol hakça mücadele, saygı, eşitlik ve bütünlük ilkeleri içinde gerçek değerini bulur. Bunlardan uzaklaşıldığını gördüğüm, duyduğum zaman acı çekmeye başlıyorum. Öncelikle ülkemin başarısı ve mutluluğu için özenle, coşku ile inançla çalışırken çabamın saygı ile karşılanmasını ümit ediyorum. Çünkü ben de insanım, benim de duygularım var. Kısacası insani bir yanım var benim. İşte bunları gördükçe, çok hoşlandığım, keyif aldığım işim bana üzüntü veriyor. Ancak, yalnızca yok ederek varolanların malzemesi olmayacağım.Ama eleştiri sizin yaptığınız işin doğasında var..- Evet ama bu kadar pervasızca olmalı mı? İnsanları yok eden tarzda, işin yorumundan başka yaşamanıza olanak vermeyen, vicdanlara bir saldırı var. Karakterinizi ayaklar altına alan, çalıştığınız kurumu hiçe sayan hatta küçük düşürmeyi amaçlayan bir saldırı. Bana yapılan önyargılı ve temelsiz saldırılar yalnızca kişisel bir zarar verse idi arkamı döner hiç etkilenmezdim. Fakat Milli Takım'da çalışan Ersun Yanal, birey olan Ersun Yanal'ın çok üzerindedir. Eleştiri konusuna dönersek, kimse beni henüz benim kadar ağır eleştirmedi, eleştiriden rahatsız olmak şöyle dursun, eleştiri yokluğundan rahatsız olurum. Bu birlikte yaşamanın doğasında var, yeter ki ortak amaç ve sorunlara ait fikirler bulunsun. Ama bu söylediklerim, bellli bir kesim için geçerli. Yoksa benim de keyif aldığım, dinlediğim pek çok yorum var.Bu eleştiriler eşinizi, ailenizi nasıl etkiliyor? Bir savunma mekanizması geliştirdiniz mi?Hepimiz yaşıyoruz bunu ve ortama, duruma göre de bir savunma mekanizması geliştiriyoruz. Önce anlamaya, sonra yöneltilen eleştirileri kendi doğrularımızla karşılaştırıyor, yeni bir yorum getirmeye çalışıyoruz. Ve inanın kafamız karışıyor. Sonra, insani yanınız acımaya başlıyor. Ve aile.. Tabii ki duygusal boyutlara giriyor. Ben girmesem de..O kadar para alıyor. Elbette bu eleştirilere de katlanmalı diyorlar?Bulunduğum konumda doyum sağlamanın temeli asla para değildir. Milli Takım Teknik Direktörlüğü’nü hem amaç, hem de içeriği bakımından çok yanlış değerlendiriyorlar. Ülke için taş üstüne bir taş koymuş olanların beni iyi anlayacağından eminim. Türkiye futboldan keyif alamıyor. Hep tartışıyor, nasıl keyif alacağız futboldan?Önce sporun en evrensel noktasısan bakmalıyız. Futbol bir keyif aracı. Futbolu sevmeyen bir ülke var mı dünyada. Bakın sporun zirvesine, biri olimpiyatlar diğeri de Dünya Kupası'dır. Herhalde en çok kazanan kurumların başında da UEFA gelir. Futbolun dünyadaki felsefesi, var olmak, yer almak ve insanları bu gruplarda aktif hale getirmektir. Dünyanın hiçbir takımı, hiç yenilmeme, sürekli galip gelme gibi bir sürecin içinde değildir. Elbette tuttuğun takım kazansın istersin, başarı istersin, ama bunun tersi halinde kızmak, şiddete başvurmak, yenilgilerin acısını çıkarmak, bu oyunun baş aktörlerinin, bir daha oynama, yeniden kazanma arzusunu körelttiğini görmeliyiz. Bu aynı zamanda başarılı organizasyon yapma arzusunu da söndürür. Yurt dışındaki meslektaşlarınız da aynı sorunlarla yüzyüze değil mi?Yurt dışında bir teknik adama, bir futbolcuya sorsanız -Hem de en zor şart ve hallerde- "Bırakmayı düşünüyor musun?" diye yüzünüze bakar ve şaşırırlar. "Ne diyorsun sen" derler. Oysa bizde pek çok insanın kafasından bırakmak, kaçmak geçiyor. Bana sorarsanız yanıtım hayır. Asla pes etmedim, etmem de. Ama bizde insanı zorlayan çok şartlar var. Dünya hızla değişiyor. Avrupa Birliği kriterleri sizin, benim, hepimizin çalışma koşullarını belki de kökten değiştirecek. Hoşgörü, anlayış kontratlara bile girecek belki de. Hayır, Hakan’ı düşünmüyorumHakan çok iyi bir performans gösterse Milli Takım’a çağırır mısınız?Bir değişim başlattık. Bu değişim sürecinde birçok futbolcu ay yıldızlı formadan ayrılıyor. Bir ağabey olarak ihtiyacımız olduğu sürece Hakan’ı çağırırız elbette. Ama şu an için düşünmüyorum.Tenis topu gibiyizSizden önceki dönemde çalışan teknik direktörler de aynı sıkıntıyı yaşadılar..Fatih Terim, Mustafa Denizli, Şenol Güneş, Milli Takımı çalıştırdılar ve başarılı oldular. Alkışlandılar ama aynı zamanda acımasızca eleştirildiler. Onların da canı yandı. Acaba diyorum bu insanlar bunu haketti mi. Bu insanlar hiç kimsenin canını yaktı mı? Sanki Türkiye'de tek taraflı bir oyun oynanıyor gibi. Biz iki raket arasındaki top gibiyiz. Çok değerli abilerim, kardeşlerim var. Bana kızmasınlar ama egolarımızı bir yana bırakabilsek, ülke olarak inanılmaz hayalleri gerçeğe dönüştürebiliriz. Kimseye kırgın ya da kızgın değilim. Sadece ortak bir nokta yakalamaya çalışmalıyız diyorum ben. Küçük bir dünyayız ve bunu başarırız.Ben gideyim ama senin önerin var mı?Sizi rahatsız eden sadece üslup mu?İletişim kurmayan, fiziksel mesafeye bile yanaşmayan, sadece maç görüntüsü ile emek sarfetmeden karara varan, dolayısıyla gerçek ortamın dokusundan ve bilgisinden yoksun tarzlar bizim için problem. Ne bir antrenman, ne oyuncu, ne de bir idarecinin felsefesini anlamak için çaba sarfetmeyen ama kendi dünyasında yarattığı işin gerçeğinden uzak hayali yaklaşımlar üzücü ve kırıcı. Biz de gösterilen tek yol var, "İstifa et" Peki edeyim de senin bir önerin var mı? Planın, programın, haklı gerekçelerin var mı? Duyguların mı yoksa aklın mı konuşuyor? Başarı ve başarısızlık kriterin ne? İnsan her ayağı takıldığında ayakkabı değiştirseydi, iflas ederdi. Bilimi reddetmek çağ dışılıktırBilgisayarla çok oynar mısınız?Ben bilimi kullanırım, bilgimi teknoloji ile hızlandırırım. Ama bilgisayarla çalışmam bile eleştirildi. Bilgisayarla, bilimle alay etmek çağ dışılıktır. Bugün tüm takımlarımız bilgisayar analiz uzmanları kullanıyorlar. Sorun bakalım bunun temeli kime dayanıyor. Ben bilgisayarcı değilim. Kimi zaman, 2-3 gün bilgisayarımı açmadığım zamanlar oluyor. Sadece maillerime bakıyorum açtığımda da. Bizim uzmanlarımız gerekli analizleri yapıyorlar sonuçları bana aktarıyorlar zaten.Tek suçlu teknik direktör mü?Bir takım kaybederse sorumlu kimdir?Bu sorunun iki yanıtı var. Biri evrensel, diğeri Türkiye'ye özel. Türkiye'de suçlu önce teknik adamdır, sonra futbolcu, en son da yönetici. Oysa bu sorunun gerçek yanıtı organizasyondur. Bakın M.United'e. Alex Ferguson takımın başına geldiği ilk dönemde başarılı değildi. İnişli çıkışlı dönemler yaşadı. İşte futboldaki en önemli devre o dönemdir. Tolerans ve dayanıklılık gerektirir. M.United o dönemi gerektiği gibi aşınca başarı üst üste gelmeye başladı. Biz de bunun en güzel örneğini Sayın Başkan Celal Doğan, G.Antep'te verdi. Teknak adamı istifa etti, kabul etmedi. Arkasında durdu belki de organizasyonu değiştirdi.iSTEĞİMİZİ ÖLDÜRÜYORUZKim daha büyük stres yaşıyor? Futbolcu mu, teknik adam mı, yönetici mi?Kim yaşamıyor ki. Baskı, şiddet başarı için risk alma isteğini köreltir, yok eder. Siler atar. Düşünün yöneticinin futbolcunun, teknik adamın yaşadığı stresi. Türkiye başarı kavramını değiştirmeli. Her takım, her sene başarılı olacak diye bir kavram yok. Takımla birlikte mutlu olabilmek önemli. Ama biz futboldan daha çok futbolun içindeki insanlarla oynamayı seviyoruz.

CANLI SKOR CEBİNDE!

Cep telefonunuza Spor Arena uygulamasını gönderelim.

SMS GÖNDERİLDİ!

Cihazınıza özel bağlantı linki sms ile gönderildi. Lütfen smslerinize bakınız.
Bunları da Beğenebilirsiniz