« Hürriyet.com.tr
MENÜ

İnsan olmak 'Süleyman Seba'

1926 yılında Adapazarı’nda doğdu. Beşiktaş’a genç yaşında futbolcu olarak geldi. 1947 yılında İnönü Stadı’nın açılış maçında ilk golü O attı… Beşiktaş Profesyonel Futbol takımının Genel Kaptanı oldu…

Dr. Lale Orta
SON GÜNCELLEME

1944 yılında Kulübe üye oldu. Yıllarca yöneticilik yaptı ve 1984 yılında Başkan seçildi. Tam 16 yıl aralıksız Başkanlık yaptı…
İlk şampiyonluğunu 1985-1986 sezonunda yaşadı…
5 Türkiye Lig’i (Süper Lig), 4 Türkiye Kupası, 4 Cumhurbaşkanlığı Kupası, 2 Başbakanlık Kupası O’nun döneminde kazanıldı…
Beşiktaş üç kez üst üste, O’nun zamanında şampiyon oldu…
Türkiye’de tek namağlup şampiyonluk O’nun döneminde gerçekleşti…
Metin-Ali-Feyyaz-Rıza ve birçok değerli genç futbolcuyu Beşiktaş’a ve Türk futboluna kazandırdı…
İstisnasız her takım sporcu, yönetici ve taraftarından; adı, yaptıkları, nezaketi, terbiyesi, kişiliği ve davranışlarıyla sevgi ve saygı gördü…
Süren rekabet içerisinde rakibine her zaman saygılı oldu…
Taraftarlara ve spor camiasına verdiği demeçlerle örnek oldu…
Türk futboluna “Şerefli İkincilikler”, “Kardeşçe Rekabet” vb. kavramını yerleştirirken, bunun alt metninde birçok mesajlar verdi…
İslam Çupi 1 Mart 1994 tarihinde Milliyet Gazetesinde yazdığı köşe yazısında Seba’nın değerini şöyle vurguluyordu: “Türkiye her alanda olduğu gibi yöneticilik ve özellikle Başkan konusunda müthiş bir düşüş ve erozyon içinde… Sevgili Beşiktaşlı Genel Kurul Üyeleri… Son Beşiktaş pırlantası Süleyman Seba’yı yine muhafaza ediniz, başınızda… İstanbul’un ve Beşiktaş’ın son Kaşıkçı Elması O’dur çünkü…”
Beşiktaş’a 16 yıl damgasını vuran Süleyman Seba’nın adı, Akaretler Caddesine, Spor Salonuna, Spor Kompleksine verildi…
Her zaman olduğu gibi, değerlerimizi yok etmede yapılan haksızlıklar ve kıymet bilmezliğimiz ne yazık ki zaman zaman O’nun gibi büyük bir spor Adamı’na da yapıldı…
Süleyman Seba, 1999 yılında kendisi için yapılan eleştirilerin ve protestoların acımasızlığından yakındı: “Bir zamanlar yanıma desturla, el pençeyle girenler şimdi beni arkamdan hançerlediler. Herkes iyi gün dostuymuş” ifadelerini kullandı.
Eve gelen tehdit telefonları nedeniyle, telefon numarasını değiştirmek zorunda kaldı…
Kulübe bomba ihbarı yapıldı… Evinden, kulübe polis otosunda ve polis koruması eşliğinde gitti…
Bu kadar hizmetine karşın bir grup gerçek Beşiktaş’lı olmayan tribünlerden “Defolup gitsin” sesleri yükseldi. “Ahmet Dursun, Seba Gitsin” sloganları da uzun bir süre tribünlerden duyuldu…
O’na en çok dokunan da “Daha ne bekliyor… Artık defolup gitsin…” sözleri oldu...
Kendisine verilen Onursal Başkan unvanını kabul etmemek için uzun süre direndi… Çünkü; Kaptanı Baba Hakkı’ya verilen aynı unvanı paylaşmayı kaptanına yapılan saygısızlık olarak gördüğü için…
Görevden ayrılırken söylediği sözler herkese örnek olmalıdır… “1984 yılında göreve geldiğimde başım nasıl dikse, şimdi de aynı şekilde veda ediyorum.”
“Başkanlığım döneminde Beşiktaş’ın zevkle hamallığını yaptım. Evet, son dönemlerde üzüldüm. Ama hayatımın en zevkli anlarını Beşiktaş’ta yaşadım”
diyebilecek kadar Beşiktaş’la özdeşleşmiş, hoşgörülü, alçakgönüllü, özverili, dürüst, saygın, çalışkan, yaratıcıydı…
Seba gibi yöneticilerin sayısı günümüzde yeteri kadar olmadığından dolayı, belki de Türk futbolunun bu gün içinde bulunduğu açmaz durumların ipuçları ortaya çıkmaktadır…
Başkan olduğu dönemde her zaman aldığı aile ve devlet terbiyesi, kişiliği, beyefendiliği, centilmenliği, alçak gönüllüğü, örnek kişiliği, kararlılığı, Beşiktaşlılığı ile tartışmasız bütün sporseverlerin ortak sevgi ve saygı çerçevesinde buluştuğu, bütün renklerin ağladığı bir ortam yaratmıştır…
Tüm Beşiktaşlılar ve Türk futbolu, hatıralarının içinde saklı olan Efsane Başkan Süleyman Seba’yı hem çok özleyecek, hem de çok arayacaktır…
O sadece Beşiktaş tarihinin değil, Türk Spor Tarihinin de Filozofuydu… Varlığıyla, yaşantısıyla ve yaptıklarıyla sporseverlere adeta sevgi ve insanlık dersi veren bilge bir büyüğümüzdü...
Birer birer kaybettiğimiz değerlerin sadece hatıralarına sahip çıktığımız kadar verdiği dersleri içselleştirerek yaşamımıza ve davranışlarımıza da yansıtmalıyız…
Tıpkı tiyatro da olduğu gibi; insanı, insana, insanca anlatan biri olarak Süleyman Seba bize yaşamıyla bütün bu dersleri veren değerli bir “İNSAN”dı.
Anısına, hatıralarına, çıkardığımız derslerine ve insanlığına sonsuz saygılarımla…


Bunları da Beğenebilirsiniz
İlişkili Haberler