"Güzin Abla" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Güzin Abla" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Güzin Abla

İnsan kendinden olmayan canlıdan uzak duruyor

Sevgili Feyza Hanım, yazımı bu hafta köşenizde yayınlamanızdan onur duyarım.

Sizlere beni gerçekten etkileyen bir kitaptan bahsetmek istiyorum.

Kitapta şöyle yazıyor: “... Bu konularda sağlık müsteşarına yazılar yazmaya, telefonlar etmeye başladım. Ne yazılarıma yanıt alabildim ne de telefon görüşmeleri bir işe yaradı.

Onlar için bir şeyler yapılabilmesi ancak toplumda farkındalık yaratabildiğim takdirde mümkün olacaktı. Yoksa her şey eski hamam eski tas devam edecekti...”
“... Bir keresinde emniyet ile yaptığımız bir toplantıda, bir resmi görevli ‘Hocam’ demişti, ‘Bunlar toplumun yüz karası. Hepsinin halktan uzakta, ormanda yaşaması lazım! Ne yaparlarsa yapsınlar, defolup gitsinler...”

Ben bir hayvan korumacı olarak bu kitabı okurken, sanki kitaptaki bu cümleleri ben yazmışım gibi hissettim. ınsanların takındıkları tutum bugün hayvanlara karşı takınılan tutum ile aynı.

İnsanoğlu, kendine benzemeyen hiçbir canlıya karşı acıma duygusu hissetmiyor.

Okuduğum kitap; Ayşe Kulin’in, “Türkan Tek ve Tek Başına” isimli kitabıydı. Ve kitapta verildiği anlatılan mücadele, lepra hastaları için yani cüzamlılar içindi. Kitaptan alıntı yaptığım ikinci paragraf da eşcinselleri hedef alarak söylenmiş.

“... O günlerde sokaklarda dilenen cüzamlılar vardı. Zabıta, bunları toplar, dilenciler kampına götürür sonra da il dışına bırakırdı ama hepsi hemen geri dönerdi. Biz onları tek tek topluyor, kayıt altına alıyor, tedavilerini yapıyoruz.”

TÜRKAN SAYLAN ÇOK MÜCADELE VERDİ

Yine şaşırtıcı bir benzerlik daha. Görüldüğü üzere, bugün belediyelerin, mahallelerden aşılayıp, kısırlaştırmak üzere topladığı hayvanları, yasaya uygun olarak kendi mahallelerine bırakması gerekirken şehir merkezlerinden çok uzaktaki ormanlara atması, yeni bulunmuş bir fikir değil.

Kitabı okudukça şunu gördüm, bu ülkede sadece dört ayaklı canlılar için değil, bir kısım iki ayaklı canlılar için de bir zamanlar verilen mücadele kolay olmamış. İnsan, kendine benzemeyen, kendinden olmayan canlıya uzak duruyor. Ona karşı da hiçbir toplumsal mesuliyet duymuyor.

Bugün, etrafta varlığına tahammül edemediği, ormanlara atılmasını uygun gördüğü köpeklere nasıl davranıyorsa, o günlerde de lepra hastalarına öyle davranıyordu.

Türkan Hoca (Türkan Saylan) bu hastalığın tedavi edilebilir olduğunu ve çok kolay bulaşmadığını anlatmak için büyük mücadele verdi. Burada kimsenin alınmasını, beni yanlış anlamasını istemem. Cüzamlıları, hayvanla aynı kefeye koymuyorum. Ama sonuç ortada: ınsanoğlu, kendinden farklı olan hiçbir canlıya toleransla yaklaşmıyor.

Biz hayvanseverlerin tek yapması gereken, haklarımızın ne olduğunu bilerek mücadeleye devam etmek.

Ben de tüm kalbimle, bir 20 yıl sonra, “O zamanlar hayvanlara böyle yaparlardı” diye anlatabileceğimiz bir gelişim süreci yaşamış olmayı ümit ve temenni ediyorum.
Av. Deniz Tavşancıl Kalafatoğlu
İstanbul Barosu Hayvan Hakları Komisyonu Bşk. Yrd.

Sevgili Deniz Hanım, bu değerli görüşü-nüzü tüm okurlarımla paylaşıyorum...

İnsanların yüreklerine bir nebze olsun seslenebilirsek ne mutlu. Yine ne mutlu ki, ıstanbul Barosu Hayvan Hakları komisyonunda Hülya Yalçın gibi bir başkan, sizin gibi de bir başkan yardımcısı bulunuyor...

Eminim, önümüzdeki günlerde çok daha güzel haberler vereceğim bu köşemden.

X