Gündem Haberleri

GÜNDEM

    İnsan beynine eşit bilgisayar

    Hürriyet Haber
    01.10.2007 - 13:29 | Son Güncelleme: 01.10.2007 - 10:34

    IBM insan beynine eşit bilgisayar üretecek. Bilgisayarlar da duyguları olan ve öğrenen bilgisayarlar haline gelecek.

    IBM Türk Genel Müdürü Eray Yüksek, IBM'in 2011'de insan beynine eşit kapasitede bilgisayarlar üretir hale geleceğini belirterek, "Proje başladı ve ilerliyor. Beynimizin kapasitesinin ne kadarını kullanabildiğimizi de bilmiyorum. Bilgisayarlar ne zamanki duyguları da olan, düşünen ve öğrenen bilgisayarlar haline gelirse o zaman hayat çok daha zorlaşacak insan için. Demek ki 2011'lerden sonra beynimiz gerçek bir rakip ile tanışacak" dedi.

    Haftalık İngilizce ANKA Review Dergisi'ne konuşan Yüksek, IBM'nin Türkiye'deki faaliyetleri ve bilgisayar teknolojisindeki yeni gelişmelere ilişkin açıklamalarda bulundu.

    Bilgisayar teknolojisinin geldiği noktayı değerlendiren Yüksek, "Bugünkü bilgi ve veri miktarını geçmiş zamanın teknolojisi ile depolamaya kalksak IBM'nin bu genel müdürlük binasının tamamını kullansanız bile yetmeyebilir. Bu logaritmik büyümeyle 2011'lere ulaşıldığında, her 8 saatte, o ana kadar dünya tarihinde üretilen bilgi kadar yeni bilgi üretilir hale gelecek" diye konuştu.

    11 EYLÜL'DE YIKILAN ŞİRKETLERİ KURTARDIK

    Henüz Türkiye'de depremlerden veya felaketlerden bahsedilmediği dönemde, IBM olarak ilk kez felaketin tanımını yaptıklarını ve bilgisayar ortamındaki verilerin felaket karşısında yedeklemesi projesini geliştirdiklerini söyleyen Eray Yüksek, "Bütün dünyaya model olduk. Deprem sonrasında San Francisco, bizim projemizi takip etti. İkiz Kuleler'deki şirketlerin saldırı sonrasında ayakta kalması, geliştirdiğimiz yedekleme proseslerinin devamında gelişen uygulamalardan kaynaklandı" dedi.

    ARTIK KUŞ GRİBİNİ BİLE RİSK OLARAK GÖRÜYORUZ

    Felaketlere karşı hazırladıkları yedekleme projesinin yalnızca kimyasal ve nükleer savaşı kapsamadığını vurgulayan Yüksek,

    "Böyle bir felaket durumunda tüm ülke söz konusu olduğu için zaten yapacak bir şey yok diyorlar. Bizim yedekleme senaryomuz o dönemde bir de dünyanın üstüne Boeing düşmesini desteklemiyordu. Sonra da biliyorsunuz ikiz kulelere Boeing çarptı. Müşterilerimiz iş tarifini yaparken böyle bir riski düşünmemişlerdi. Bizim senaryo planlarımızda, artık kuş gribi gibi küresel başka riskler de artık kapsama alanında" diye konuştu.

    HİÇ ZARAR AÇIKLAMADIK

    IBM'in Türkiye'de 90'lı yıllarda müşteri portföyünün kamu kesimi, finans sektörü ve diğerleri eşit olarak dağıldığını ,kamunun pazardan çekilmesiyle oluşan boşluğu finans sektörünün doldurduğunu ve bu kesimin yüzde 50'nin üzerine çıktığını söyleyen Genel Müdür Yüksek "Her şey çok iyi giderken bu kez öngöremediğimiz bir şey oldu. 2001'de finansal kriz çıktı. Tabii ki böyle bir krizi bizim kontrol etme şansımız yoktu. Müşteri setinizin, gelirinizin 54-55'ini topladığınız müşteri setiniz adet ve iş hacmi olarak.bir anda beşte bir oranına düştü. Ona rağmen hep ayakta kaldık ve hiç gelir kaybetmedik IBM olarak. Tarihimizde Türkiye'de hiç kırmızı bilanço açıklamadık.Hatta iki şirket olarak faaliyet gösterdiğimiz için fazladan vergi ödediğimiz de oluyor" görüşünü dile getirdi.

    PAZARDA ÇOK İYİ DURUMDAYIZ

    Finans sektörünün IBM içindeki şimdiki ağırlığının yüzde 40'lar düzeyinde olduğunu belirten Eray Yüksek " 2001 krizinde giden bankalar da gitmeseydi tabii ki bizim için iyi olurdu. Ama biz bu konsolidasyonun geleceğini öngörüyorduk. Konsolidasyon yine devam edecek diyorlar. Ancak şimdi geleceği çok daha iyi görebiliyoruz. Neyi kontrol edebileceğimizi şimdi daha iyi biliyoruz. Kontrol edemeyeceğimiz alanın IBM'ye verebileceği zarar artık fazla büyük gelmiyor" diye konuştu.

    IBM Genel Müdürü, pazarın büyüme trendinin aynı kaldığı veya aşağı doğru gitmeye başladığı 2006'nın son çeyreğinden itibaren yüzde 20'ler civarında bir büyüme oranı yakaladıklarını ifade ederek "2007 ilk çeyrek ve ikinci çeyrekte yine pazar aynı kalırken veya aşağı giderken, özellikle ikinci çeyrekte durgunlaşırken, bizim büyüme kat kat üstünde devam ediyor. Böyle de devam edecek gibi gözüküyor.Şu anda Türkiye'de iyi durumdayız, sürekli kovalayıp yakalama döneminden kurtulduk. Şimdi öndeyiz, artık onu koruyup, onu biraz daha büyütme kısmındayız. Yani o rahat kısımdayız. Senelerdir herhalde bu konuma gelmeyi özlüyorduk, ki o krizlerden sonra şu anda orayı tekrar yakalamış durumdayız" dedi.

    GSM SEKTÖRÜ VE KAMU BİLİŞİME GÜÇ VERDİ

    2005 yılıyla birlikte bilişim sektöründe yeni bir büyüme trendi yakaladıklarını, bu canlanmada Türk Telekom'un yanı sıra 3 GSM operatörünün daha sisteme girmesinin önemli bir rolü olduğunu kaydeden Eray Yüksek yeni süreci şu sözlerle anlattı:

    "IBM hizmetleri açısından THY iyi sonuçlar üretmeye başladı. Var olan 70 banka müşterimizden en etkili olan 7 tanesi yeniden toparlandı. Satın almalar ve birleşmelerle çok ciddi bir hareket yeteneği elde ettiler. Sigorta şirketleri kabuk değiştirip hızlandı. Endüstri şirketleri toparlandı.Peşinden bankacılıkta bir iki dev proje yeniden yapılanma proje geldi. Onların sayesinde bir anda eski klasik IBM görüntüsü değişti, dış kaynak ve stratejik outsourcing gibi kullanımı olan hizmetlerden oluşan farklı bir yapıya dönüştük. Müşterilerimiz yine aynı kurumsal müşteriler. Ancak müşterilerimizin gücü değişti. Ve de kamuda tekrar canlanma başladı."

    IBM GELECEK İÇİN 130 MİLYAR KONTRAT YAPMIŞ DURUMDA

    Eray Yüksek "IBM'in gelecekte sistemden çıkması gibi bir durum olabilir mi"yönündeki soruya şu yanıtı verdi:

    "Küresel ölçekte söyleyeyim önce; IBM için böyle sistemden çıkma gibi bir şey söz konusu olamaz. Biz bu işi kapatıyoruz diyemezsiniz. Nedeni çok basit; IBM'nin bundan sonraki 10 sene hizmet vermek üzere 130 milyar dolarlık kontratı var. IBM'in tek bir sahibi yok. Dolayısıyla sorumlu olduğunuz ekonomilere, o insanlara hizmet,destek vermek zorundasınız. O şirketlerin etrafındaki ekonomilere destek vermek zorundasınız. 363 bin kişilik dediğiniz şirket bir anda neredeyse dev milyonlarca kişinin yer aldığı bir endüstriye dönüşüyor. Türkiye' de de önemli büyük projelerimiz var. Uzun vadeli yazılı hizmet kontratlarımız var. Türkiye'de yapılacak bir şey yok çıkacağız, gideceğiz diyecek bir merci yok IBM'de. IBM' in sadece marka değeri 35 milyar dolar. Pazar değeri ise 180-200 milyar dolar civarında seyrediyor."

    KONTROL EDEMEYECEĞİMİZ ALANLARDAN ÇIKTIK

    IBM'in Türkiye'de gelirlerinin önemli bir bölümünü oluşturan network çözümleri alanından küresel alınan karar uyarınca çekildiklerini, IBM'in Almanya ve Türkiye'de çok başarılı bir şekilde sunduğu ATM ve para makinaları gibi bireysel finans çözümleri alanından da çıkma kararı aldığını hatırlatan Yüksek,

    "Tabii tüm bu kararlar küresel çıkışlar şeklinde olduğu için, bunların etkisi bize daha çok oldu. Biz Türkiye olarak bu alanda kalalım diyemezsiniz. Çünkü bütün hizmet ve ürünler IBM laboratuarlarında geliştiriliyor. Ürün ve hizmet küresel bir zincir. Bir sonraki ürünü kim geliştirecek, desteğini kim verecek. Kısmen çıkış diye bir şey yok. Çıkınca hep birlikte. Lokal olarak kriz oldu diyelim , o zaman Türkiye için bütün dünyayı ayağa kaldırmanız lazım. Çünkü kendi elinizde krizi çözmeniz mümkün değil" yorumunu yaptı.

    5'İ NOBELLİ 5 BİN BİLİM ADAMI ÇALIŞIYOR

    IBM'nin aralarında dünyanın değişik ülkelerinde bulunan 8 laboratuarında 5'i Nobel ödüllü 5.000 bilim adamının sürekli yeni projeler ve ürünler geliştirme çabası içinde olduklarını belirten Eray Yüksek Türkiye'de de eğitim alanında büyük projeler ve işbirlikleri içinde oldukların dikkat çekerek şunları söyledi:

    "Bilkent'le IBM'nin Zürih laboratuarı irtibatta. Nano Teknolojileri konusunda bilgi alışverişi başladı. Bilgi Üniversitesi'yle, dünyada ilk defa, IBM dışında bir lokasyonda (Center for Advanced Studies) İleri Araştırmalar Merkezi'ni üniversitenin kendi içine kurduk. Koç Üniversitesi, IBM'in dünya çapında verdiği SUR Award'u kazandı ve yine İleri Araştırmalar Merkezi kurarak ''tedarik zinciri CRM '' konusunda çalışmalar yapacağız. Öğrencileri uluslararası yarışmalara dahil ettik.. ODTÜ ile konuşuyoruz. En büyük öğrenci kitlesine sahip Eskişehir'deki Anadolu Üniversitesi ile görüşüyoruz. Üniversiteler ve yetişen nesil, Türkiye'nin önü açacak en önemli kaynaklar."

    Etiketler:
    

      EN ÇOK OKUNANLAR

        Sayfa Başı